KUMSAL Babam derin bir nefes alıp arkasına yaslandı. Beklediği bir sonun tebliğini alır gibiydi. "Meriç?" dedi babam, gözlerini ona dikerek. "Senin de söyleyecek bir şeyin var mı? Haykırmadığın bir gerçek?” Meriç, elini ensesine atıp monoton ve düz bir sesle, “ne söylesem boş efendim. Ben bu yükü daha fazla taşıyamıyorum. Kumsal'ın kalbinde bana hiçbir zaman yer olmadığını bilerek uyanmak, benim için bir hapishane hayatına dönüştü. Artık kendi hayatımı yaşamak istiyorum. Kendi gerçekliğimi..." “Kızımı suçlamaktan vazgeç. Efendini si…” Babamın gözleri bana takılınca cümlesini yarıda kesip “tövbe tövbe,” diye mırıldandı. “İyi adamı oynama lan benim karşımda! Hayatındaki kadını, tuttuğun evi, o evden çıkmadığını bilmiyor muyum lan ben?” Babamın sözleri sanki odadaki tüm oksijeni bir an

