KARTAL Merdivenleri çıkarken yeni yeni aydınlanma yaşıyordum. Doğa uykusundan adımı seslenerek uyanmıştı değil mi? Yüzümde bir tebessüm oluşurken daha sakin adımlar atmaya başladım. Her gün biraz daha sızıyordu içime… Bugüne kadar kimsenin oyuncağı olmamışken, küçücük bir kızın elinde oyuncak oluyordum adeta. Ona bağlandıkça, benden uzakta büyüdüğü zaman dilimleri daha fazla üzüntü duymama neden oluyordu. Bana hala baba demiyordu ve ben, ilk baba dediği anı bile kaçırmıştım. İlk adımlarını, ilk gerçek gülücüğünü, doğduğu andaki ilk halini… Yedi yüz küsur gününü… Kendimi doldurmamak adına bensiz geçirdiği zamanları unutmaya çalışıp odanın kapısını açtım. “Tamam bebeğim. Ben yanındayım işte,” diyordu Kumsal. Doğa ise boncuk boncuk yaşları yanaklarında birer inci gibi parlarken elim ay

