Kafeden el ele çıkıp birbirimize daha da sokularak yürüdük cadde boyu. Gülüşmelerimiz ve samimi duruşumuz üst kat komşumuz Hayriye Teyze gibi sözde ahlak bekçilerini rahatsız ederdi mutlaka. Ama bizim gerçeğimiz, kimin ne düşündüğünden çok daha değerliydi. Yılmaz benim için bir sevgiliden çok daha fazlasıydı artık. Arkadaşım, sırdaşım ve daha nicesi... Benim de onun dünyasında tam olarak aynı konumda olduğumdan emin olmuştum. Herkesten gizlediğimiz yaralarımızı birbirimize göstererek şifayı ellerimizle vermeye talip olmuştuk. Şefkatle dokunmuş bağların sağlamlığı tartışmaya kapalıydı. İnsan kalabalığının seyreldiği bir ara sokağa sapıp yürümeye devam ettik. Yanımızdan hızla geçen yedi sekiz yaşlarındaki bisikletli çocuk, kontrolünü kaybedip düştü. Aynı anda ikimiz de yerde acı içinde ses

