Sokaklar karlıydı. Beyaz rahmet esir almıştı işinden eve gidenlerin tepesini. Akşam karanlığıydı ama gündüz gibiydi hava. Beyaz yakışıyordu karanlığa bile. Bir-çok pencerenin perdesi açıktı. Sırf , her bir meleğin getirdiği kar tanelerin inişini kaçırmayalım diye kuş misali tünemişlerdi cama. Sokaklar da çocuk sesleri mi vardı. Oysa ne zamandır duyulmazdı o sesler. Babaları bile kaymaya çıktıysa bu beyaz sokaklara da yakışmıştı. Cadde boyu mekanlar açıktı. Henüz kimse kapatmamıştı dükkanı. Belki bir atkı eldiven alan olur diye çamaşırcı dan tut da şemsiye ye ihtiyacı olan olur diye bir milyoncu dedikleri hatta japon pazarı diye ad taktıkları dükkân bile açıktı. En çok da çay satılan dükkanların kapısı açıktı. Hani şu son model dedikleri hepsi birbirine benzeyen eskiden yüzüne bakılmayan o

