Yarım saat önce yaktığım sobanın bacasından çıkan duman evimizin etrafını sarmış, meşe odunun kokusu ile toprağa yığılan kar kokusuyla bütünleşmişti. Burnumuza dolan kokuyu içimize çekince, önce genizlerimizi yakarken az isli, sonra ciğerlerimize ulaşınca çokça huzur veriyordu. Sanki bu kokuyla doyamadan büyüdüğümüz çocukluk hallerimiz el ele tutuşmuş evimizin önünde bitiverdi. Bacadan çıkan dumandan ziyade, karların üstünde taylar gibi bullanırken attığımız kahkahalarla belli edecektik köye geldiğimizi. Hâlbuki en son istediğimdi bizi burada görmeleri!. Normalde gecesinden yağan kar sabahına dona çeker üşütmezmiydi. Görüyordum ki hepimiz sıcacıktık. Yüzümüzde ki gülümseme ısıtıyordu içimizi. Hele ben şu durumda, bildiğimiz ağzına kadar kömür dolu soba kovası gibiydim. Pürmüzü

