Beş yıl sonra Sabahın şu saatinde bindiğim şehiriçi otobüsün boş bulduğum koltuğuna yerleşirken, başımı cama dayadığım an çok sürmedi geçmişimin yine düşüncelerimi ele geçirmesi. Bu hep oluyordu. Heleki şu son beş yıldır her an her vakit yalnız kaldığımda yakalıyordu anında. Ensemden tuttuğu gibi çekiyor içine, bırakmıyordu peşimi. Önümüz sıra akan yol misaliydi zaman. Hızlı ilerliyor az önce camdan gördüğüm üç katlı rengârenk bahçesi olan ev gibi geride kalarak geçip gidiyordu. Tıpkı yaşanması gerekenlerin yaşanıp bittiği gibi. Çok çok eskilerdi bulunduğum durumda şimdiki durağım. Çocukluğum. Yaşadığım ama yaşayamadıklarımın çokluğu olduğu zamanlar. Sabah en küçük kardeşim Kenan'ın yerli malı haftası için istenilen sigara böreği için gerekli malzemeyi unutmamla başladı herşey.

