Bir güzel di Aze. Dillere destan, dillere düşeninden.. Elimde tuttuğum en güzel giysiler gibi, ilk kez yediğim bir pastanın tadı gibi, sabah uyandığımda geçecek sandığım en güzel düş gibiydi Ali Mert. Ah böylesine bahtın güzelimi denirdi. Anasız babasız kalmış benim bahtım güzel mi olacaktı. Öyle olmasa nerede görülmüştü, eli ayağı düzgün baktıkça iç çektiren, okumuş görgülü birinin bir yetime kalkıp evlenelim demesi. Demişti vallahi. Ruberu gözümün içine baka baka demişti. Ben duydum ya şu kulaklarımla, kimse inanmasada olurdu. Ah birde o yemeğin içine tökezleyip düşmeseydim, belki çocuklarımızın adına bile karar verirdik lakin benim çarpık bacaklar birbirine dolaşıp beni madara etmeseydi. Saçım başım tarhana çorbası olmuş kirpiklerimden yağ damlıyordu. Ah Ali'm, güzel gülümseyenim

