Kahvaltı bittikten sonra Demirhan sandalyesinden ağır bir şekilde kalktı. Masanın üzerinden oğlunu aldı, küçük Emir başını babasının omzuna koyup sessizce kollarını ona doladı. Demirhan’ın gövdesine yaslanan minik çocuk, güvenin en sade hâliydi. Adam hiçbir şey söylemeden çalışma odasına doğru yürüdü. Ayak sesleri mermer zeminde tok bir yankı bıraktı. Selim de her zamanki gölge gibi hemen peşine düştü ne bir kelime etti ne de bakışlarını gezdirdi. Onun görevi sessiz olmaktı… ama gerektiğinde sessizliğin içinden ölüm gibi çıkmayı bilirdi. Deren, onların salondan çıkışını izlerken içi bir an boşaldı. Hem rahatlama hem de suçluluk gibi bir şeydi hissettiği. Emir babasının kollarında güvende görünüyor olsa da… Deren’in içi burkuldu. Selim kapıyı kapatırken kahvaltı masasında kalan sessizli

