
Sabah güneşin yüzüme vurmasıyla yavaşça gözlerim açıldı. Gece hiç uyumamıstım . Çünkü bugün İlk iş günümdü. O kadar çok heyecanlıyım ki gece gözüme uyku girmedi.
Artık en son gözlerimin açılmasıyla uykuya dalmışım. Ben daha yataktan kalkmadan annem kahvaltının hazır olduğunu söylemek için odaya girdi. Annemde benim için heyecanlı demek isterdim ama onda heyecan yada mutluluk yerine, endişe,korku ve tedirginlik vardı. Polislik okuluna her ne kadar annem istemesede onu ikna edip kaybolmuştum. çünkü babamda polisti ve babamı şehit vermiştik. Bu hayatta sadece ikimiz vardık. Annem babam öldükten sonra evlenmemişti. Bütün hayatı ben olmuştum. Annem tek başına çalışarak benim okumam için elinden geleni yaptı. Kararlı olduğumu gördükten sonra bana destek olmuştu.
Birlikte kahvaltımızı yaptıktan sonra hızlı bir şekilde evden çıktım. Biraz daha oyalanmaya devam edersem geç kalacaktım. Görev yerim emniyet genel müdürlüğünde çalışmakta olan özel bir ekipti. Babamın en son görev yaptığı yer olduğu için orasinin önemi benim için farklıydı.
Yaklaşık yarım saat sonra emniyete gelmiştim. Her ne kadar evime yakın olsada İstanbul trafiğinden dolayı yarım saatte gelmiştim. Emniyete geldikten sonra başkomiserin odasını aradım. Odasını bulmuştum ama kendisinin ve ekibinin görevde olduğunu öğrendim. Yaklaşık bir saat içinde geleceğini söylediler. Bende beklemeye başladım. Beklerken de burdaki arkadaşlarla tanışmaya başladık. Teknik destekte çalışan Ayşe ile hızlı bir şekilde kaynaştık. kahkahalar eşliğinde sohbetimize devam ederken başkomiserin geldiğini gördüm. Başkomiser babamın arkadaşıydı, o yüzden hemen kendisini tanıdım. Biraz yaş almıştı. Başkomiserin ardından içeriye giren ekibi gördüm. En son gelen kişiye gözüm takıldı. İnanamıyorum bu oydu, kendisiyle pekte iyi bir tanışmamız olmamıştı. Hatta tanıştık bile denemezdi. Gözlerini o adamdan çekerek Hasan başkomiserin yanına gittim.
_Merhaba Hasan başkomiserim ben Mira uzun süredir sizinle karşılaşmamıştık.
_Merhaba Mira hoşgeldin evek bugün geleceğinden haberim var. Bende seni bekliyordum.
Hasan başkomiser ekibindeki arkadaşlara dönüp benim artık bu ekip ile çalışacağımı söyledi.
Mira ekiptekilerle selamlasarak tanışmaya başladı. Önce keskin nişancı olan Fatih ile sonra komiser Mustafa ardından komser Ali ve Nil ile tanıştım. En son ise gözlerimi kendisinden alamadığım adam ile tanışmak için yanına gitmiştim.
_"Merhaba ben Mira " diyip elimi uzattigim sırada adam sözümü keserek havada olan elimi tutup kendisine doğru çekerek "ben sana bir daha karşıma çıkma demedim mi " diyerek kıza sert bir şekilde kızdı. Kalbimdeki sızı tekrar kendini belli etmişti.
Mira bu dağ ayısı ile arkadaş olamayacağını anladı. En azından kendisine bir selamı bile çok görüyordu. Madem dağ ayısı onu umursamiyordu, oda umursamayacakti. Kız her ne kadar kendisini sakinleştirmeye çalışsada oldukça sinirliydi. Kalbindeki sızı dahada artıyordu.
lavaboya gidip kendisini sakinleştirmesi gerekiyordu. Lavabodan döndüğünde daha sakindi. Bugün herhangi bir operasyon olmadığı için sakın geçmişti.
Akşam olmuştu, eve gitmek için arabamın yöneldim. Otoparkta arabamın yanına yaklaşırken önceki gün tanıştığım dağ ayısını gördüm. Henüz ismini bilmiyordum. Çünkü beyefendi tanışma gereksinimi duymamıştı. Başka kimseye soramamiştım. Adamın yanımdan hızla geçmesiyle irkildim. Yanımdan geçerken o odunsu kokusu burnunu sızlattı. Bu nasıl bir kokuydu. Bu koku ile kesinlikle kendisine bağımlı olabilirdim.
Arabama binip, kısa bir trafiğin ardından eve gelmistim.Bugun olanları en yakın arkadaşım olan Zeyno' ya anlatmak için sabırsızlanıyordum.
Zeyno' ya herşeyi anlattigimda o bile bu olanları anlayamıyordu. Zeynep'le sohbetimizin ardından akşam yemeğini annem ile beraber yedik. Yemekten hemen sonra uyumak istedim. uykunun iyi geleceğini düşünüyordum

