İçimdeki düşünceleri susturmak imkânsızdı. “Gülme... Bak, böyle yaptığında senin daha da yabani olduğunu düşünüyorum,” dedim hafif bir gülümsemeyle. "Ve bence haklıyım. En azından... O bana böyle gülmüyordu.” Sözlerim havada asılı kaldı. Gülümsemesi yüzünde aniden soldu. O an bir şeylerin ters gittiğini hissettim. İçimden, "Şimdi ben belamı arıyorum galiba, diye geçirdim. Sessizce, utançla." Milat’ın yüzü ciddileşti. Kaşları çatıldı, ses tonu buz gibi kesildi: “Aynen öyle. Sen belanı arıyorsun. Bence sana sakinlik yaramıyor. Bakışları keskin, sanki içimi delip geçiyordu. Bir an için konuştuğuma pişman olmuştum ama içimdeki merak bastırıyordu her şeyi. “Yok... Şimdi dur. Benim ne yaptığım önemli değil,” dedim aceleyle. “Senin ne yaptığın önemli. O sana ne dedi de evi terk edip buralar

