Ertesi gün herkes kendi işine koyulmuştu. Haberler aynıydı ama artık eskisi kadar alenen görünmüyorlardı. Urzaklar ise kafeslerinden kaçırılmıştı, büyük ihtimalle koruyucuları onları bir şekilde uzaklaştırmıştı. Peki öylece gelip gidecekler miydi? Bunu kimse bilemezdi. Sabahın erken saatlerinde bahçeyi toparlamak istemiştim. Güneş yükselmeden önce kuru otları, kırık dalları temizlemek zihnimi biraz olsun dağıtıyordu. Ancak güneş iyice yükseldiğinde çok susamıştım. Mutfağa su almak için girdiğimde aniden tiz bir çığlık sesi ile irkilmiştim. Şaşkınlıkla dönüp baktığımda, mutfağın tezgahına tırmanmış Bahar’ı görmüştüm. Gözleri korkudan büyümüş, elleri titriyordu. “Ne oldu? Diye sordum, ama o yalnızca titreyen parmağıyla sandalye altını işaret etti. Küçücük bir kertenkele orada kıvrılmış, on

