Ayaz, Milat’ın bu sözleriyle olduğu yere mıhlanmış gibiydi. Adımları donmuş, yüzünde şaşkın bir ifade vardı. Milat ise arkasına bile bakmadan kapıdan çıktı. O anda dışarıdan, gökyüzünden mi, yoksa yerin derinliklerinden mi geldiğini anlayamadığımız bir kırılma sesi duyuldu. Ses, sanki bir dünyanın çatladığını hissettirecek kadar güçlüydü. Ayaz abi tereddütle kapıya doğru ilerlemek istedi, ama adımları bir türlü onu taşımıyordu. Ben ise içimdeki hem merak hem de korkunun garip bir birleşimiyle, bir anda kendimi dışarıda buldum. Soğuk bir rüzgâr yüzümü yalarken, gökyüzüne baktım ve devasa, mor bir girdap gördüm. Girdap, yaklaşık onbeş metre çapında bir dalga gibi gökyüzünü kaplamıştı. Dönen enerjiler, havada çıplak gözle görülebilecek kadar belirgindi. Milat, hızla o girdaba doğru ilerliyo

