İnsanlıktan utanmıştım. İnsanları vahşice katletmişler, bedenleri kandan bir yığına çevrilmişti. Kralımızın cesedi parçalanmış, her köşe başına kazıklara geçirilmişti. Bu vahşet, ne insanlığa ne de hayvanlığa sığardı. Midem bulanarak kendimden geçmişim. Uyandığımda ise babam ve Milat gitmişti. Onları aramaya başladım. Her an aynı korkunç sonun onların başına geleceği düşüncesi içimi kemiriyordu. Sonunda kraliyet odasında buldum onları. Babam, kendinden geçmiş Milat’ı yeni doğmuş veliahttın yanına yatırmıştı. Kraliçe Yağmur’un önünde diz çökerek başıyla selam verdi. Kraliçe, her zaman nazik ve sevecen bir kadındı, ama bugün gözlerinde yasın gölgesi vardı. Mavi gözleri derin bir kedere gömülmüş, beyaz teni solgun bir mum gibi sararmıştı. Uzun altın sarısı saçları bile artık parlaklığını yi

