Gece, Mezopotamya topraklarının üzerine hışımla inmişti. Gökyüzü, sanki birazdan kopacak fırtınayı müjdeler gibi mor ve siyaha bürünmüştü. Aram, şirketteki son imzayı atarken içindeki huzursuzluk bir türlü dinmiyordu. Telefonu masanın üzerinde acı acı titrediğinde, kalbine inen o keskin sancıyla elini göğsüne götürdü. "Ağam..." dedi korumanın sesi, korkudan titreyerek. "Hanımağamız... Heja Hanımım'la tartıştıktan sonra konaktan fırlayıp çıktı. Durduramadık yaani eşlik edelim dedik ama müsaade etmedi , kendisini yollara vurdu." Aram'ın gözleri bir anda karardı. Kalem elinde çıtırtıyla kırılırken, sandalyeyi geriye fırlatıp ayağa kalktı. "Siz ne işe yararsınız lan ben sizi ne diye o siktigimin kapısına koydum !" diye kükredi, sesi şirketin koridorlarında yankılandı. "Eğer kılına zarar g

