HÜLYA, Asya bizi bilerek yalnız bırakıp gittiğinde Yavuz’la baş başa kaldık. Anlık bir sessizlik oldu ve o an sanki tüm tabiat bizim yerimize konuşuyordu. Yıllardır kendi yalnızlığım içinde dinlemeye ve yorumlamaya alıştığım tabiat o an sanki Yavuz’la aramızdaki görünür boşlukları görünmez şekilde dolduruyordu kendine has sesleriyle. Sessizlik garip bir hal almadan önce Yavuz, ‘’Çok ağrıyor mu?’’ diye sordu. Kolumu kast ediyordu. Lif yırtılması vardı kolumda ve evet ağrıyordu. ‘’Evet. Zorlarsam daha çok.’’ ‘’Zorlama o zaman sen de. Yardım edecek birileri var, biraz sal.’’ Bir an baktım yüzüne. Beni azarlaması hoşuma gitti. ‘’İnsan her şeyi kendi yapmaya alışınca öyle kolayca bırakamıyor Yavuz.’’ ‘’Her şeyi kendin yapmak zorunda değilsin ama bunu yaşamakta inatlaşan sensin Hülya.’’ ‘

