2 Bölüm

1003 Words
Leyla’nın babası sert yapılı yüzü gülmeyen saçları beyazlaşmış bir Yarbaydı. Tüm karakolun en üst yetkilisiydi. Sert ama Babacan bir adamdı. Annesiyse güleryüzlü yaşlanmasına rağmen güzel kadındı. Leyla da annesine benziyordu. Siyah saçları yeşil gözleri çıkık elmacık kemikleri vardı. Ceren her zaman güzel olduğunu düşünmüştü Leyla’nın. Ona hayrandı. Çok beğeniyordu. Leyla da güzelliğinin farkındaydı. Lise’de çok fazla talibi vardı. Ceren kendi güzelliğinin farkında değildi. Leyla’nın söylediklerini naziklik ve nezaket zannediyordu. Kumral dalgalı saçları, dolgun elmacık kemikleri ve dudakları, kalem kaşları vardı. Gözleri bal rengiydi. Vücudu tam barbi bebekler gibiydi. Kalçaları ve göğüsleri dolgun beli ise incecikti. Ama kendini kara kuru olarak görüyordu. Çocukluktan kalma bir tramva’ydı bu. Ertesi sabah erkenden kalkıp kahvaltılarını yaptılar, askeri bir araç gelip Ceren ile Leyla’yı aldı. Sonra da Leyla’nın babasının askeri aracı onların aracının arkasına geçti. İki araç Cerenin görev yapacağı okula doğru gitmeye başladılar. Leyla’nın babası Yakup Amcaya Köyü sormuştu Ceren ama Yakup Amca buna cevap vermek istemediğini kendi görmesini istediğini söylemişti. Yol o kadar ıssızlaşmıştı bir an korktu Ceren. Yol uzayıp giden bir ovadaydı. Etrafta hiç ev köy yoktu. Yol ilerledikçe içini korku sardı Cerenin. Bu ıssızlıkta ne yapacağım diye düşünüyordu. Yol ilerdedikçe bir dağ gördü sağ tarafta. Yolda o dağa doğru kıvrılmaya başladı. 2 saatin ardından dağın yamacındaki karkamış köyüne ulaştılar. Köy ormanın altında kurulmuştu. Köyün kenarında küçük bir dere akıyordu. Gördüğü bir kaç çocuğun üstü başı yamalı, ayaklarında ayakkabı yerine plastik papuç vardı. Yakup Amcanın arabası kahvenin önünde durdu. Yakup amca inince Ceren ile Leyla da indiler. Yakup Amca bir adamla kahvenin bitişiğindeki dükkandan bozma tek göz odaya girince kızlar da onu takip ettiler. Kızlar gelince Yakup Yarbay Ceren ile yanındaki orta yaşlı adamı tanıştırdı. - Muhtar Ceren kızım buraya atandı. Kendi öz kızım gibidir ayırmam bilesin. Onu sana emanet edeceğim. Kalacak yerini ayarla. Ne eşya lazımsa söyle ben yollatacağım yarına dedi. Muhtar Yakup amcanın önünde el pençe duruyordu. - Yakup yarbayım ne zahmet etmişseniz buralara kadar gelmişseniz. Araseydınız ben hallederdim. - Muhtar kızımı ben getirmeyeceksem niçin gelecektim köye dedi Yakup Amca. - Buyurun oturun bir kahvemizi için Yarbayım dedi Muhtar. - Kızlara okulu göster Muhtar. O arada ben içerim dedi otoriter bir sesle Yakup Amca. Dışarıya seslendi sonra. Alpgiray , kızlarıma eşlik edin dedi. Ceren o kadar heyecanlandı ki okulu göreceği için eli ayağı titredi. Leyla arkadaşı için üzgündü ama belli etmiyordu. Nasıl etsin yanındaki kız heyecandan titrerken. Hep bunu anlatmışken ona. Muhtar, Alpgiray asker ile 2 asker daha silahlarıyla eşlik ettiler Ceren ile Leyla’ya. Köydekiler durmuş sessizce olanları izliyorlardı. Muhtara kaş göz yapıp korkulu gözlerle bakıyorlardı bu gelenlere. Ceren uzaktan yıpranmış bayraklı yeri gördü. Ama uzaktan bile o yere okul diyemez gibiydi. Yine de düşündüğü gibi iyi olmasını diledi. Okula geldiklerinde gördüğü manzarayla yıkıldı Ceren. Camları kırık dökük, adam akıllı kapısı yoktu. İçeri adımını atınca kırık masaları sıraları gördü. Ne yapacaktı şimdi ? Nasıl yapacaktı. Yüzü düştü. Leyla ile göz göze gelince o umutsuzluğu yakalayınca gözlerinde dur Ceren dedi. Ne söz verdin sen ? Halledersin hepsini. Yavaş yavaş her ayrıntısına bakarak plan kurdu kafasında Ceren. Adam edecekti burayı. - Çıkabiliriz Muhtar Teşekkür ederim dedi Ceren. - Öğretmen hanım kusura bakmayın, diğer öğretmen didindi ama anca bu kadar oluyor buralarda dedi Muhtar. - Ziyanı yok Muhtar dedi Ceren. Adam edeceğim burayı. Muhtar önceki öğretmenin pek de iyi olmadığını, çocukları sevmediğini, tayini çıkar çıkmaz da hemen buradan kaçar gibi gittiğini anlattı. Müdürlüğü de o yapıyordu dedi. Kahvenin yanına dönerken bir bakkal gösterdi Muhtar. Buralarda çoğu şey bulunmaz ama eksiğinizi varsa buradan giderebilirsiniz hoca hanım. Sağlık ocağımız yok. Kahveyi zaten gördünüz benim yerimi de. Bir eksik gedik olursa söylersiniz dedi. Köyü sevdi Ceren. Çocukluğundaki bir eksikliği tamamlıyordu bu köy ama hangi eksikliği bilemedi. Aracın yanına döndüklerinde Yakup Amca kendi aracında bekliyordu. Kızlar da araçlara bindiler Muhtara veda edip. Yol boyu sustular iki kız. Ceren neyi nasıl yapacağını, Leyla ise arkadaşının ne yapacağını düşünüyordu. … Yine dağlardaydı Dağların kurdu. Sabahın ayazını yiyor, üzerine çiy yağıyordu. Kara’ yı kovalıyordu. Kara kaçıyor o kovalıyordu. Elime illaki düşecek diyordu. Onu ararken pusuya düşüyorlar, pusu kuruyorlar, teröristleri avlıyorlardı. İşte şimdi dedikçe elinden kaçtığını farkedince küplere biniyordu Emir. Neydi bu. Bir kaç kurtarma operasyonu düzenlemişlerdi sınır dışı. Yakup Yarbayı arada telsizle halini soruyor, arada inmesini istiyordu Emirin. Ama Emir, Karayı bulmadan inmeyecekti. Önünde bir Suriye bir Irak oradan oraya geziyordu Kara. Yine bir gün bir haber geldi istihbarattan . Kara ile buluşmaya gidecek bir grup vardı. Grup belirli yerlerden geçecek ve kara ile buluşacaktı. Hemen bir operasyon hazırlığı yapmışlardı karargahta. 5 kişilik bir Tim oluşturulacak, takiple Karaya ulaşılacak ve imha edilecekti. Yakup Yarbay Emir’e derhal karargaha gelmesini emretti. Hazırlıklar yapılacak ve yola çıkılacak Tim oluşturulacaktı. Emir bu emre hayır dilemezdi. Yakup Yarbaya karşı bir baba şevkati vardı. Ama o da sert bir adamdı. Ve asla Emir’e birşey olmasını istemediğini için çok kızıyordu. Dağların kurdu ekibi topladı ve karargah için yola çıktılar. … Ceren ile Leyla’yı lojmana bırakan askeri araç yan taraftaki karargaha girmek için dönerken kızlar da eve doğru yürüdüler. Hala ikisi de sessizdi. Yakup Yarbay akşama konuşacaklarını söylemek için aramıştı. Önemli bir işi vardı. Ceren elini yüzünü yıkadı, koltuğa oturdu. Leyla’nın annesi bozdu aralarındaki sessizliği. - Ceren kızım beğendin mi okulu, köyü ? - Beğendim Ayşe Teyze güzeldi köy. Okulun biraz işi var ama halledeceğim dedi. Biz biraz Leyla ile çalışalım izniniz olursa dedi. Ayşe Teyze tamam kızım birşey isterseniz seslenin, akşama bizimkinin oğlu geliyor birşeyler hazırlayayım dedi. Ceren anlamadı bunu. Yakup Amca ile Ayşe teyzenin bir çocuğu vardı o da Leyla. Leyla’ya bakınca Leylagülerek Manevi oğlu Cerencim dedi . Kızlar odaya geçince Ceren, bizim okullardaki arkadaşlardan, TEGV den falan destek alamaz mıyız bir bakalım. Okulun pencere kapı boya sıra masa kütüphane ve kitaplara ihtiyaç var dedi. Leyla arkadaşı için elinden geleni yapacaktı. İki kız kolları sıvadılar ve arkadaşları aracılığıyla çoğu şeyi hallettiler. Haftaya bir çok kuruluş yardımı köye getirecek, okullar açılmadan çoğu halledilecekti. Ama boya işleri için ne yapsalar bilemediler. Tamirat işlerini kim yapacaktı. Leyla babişkoma bir soralım o buna çözüm bulur dedi. Tüm işler kafasında hallolunca aklına düştü. Nerede kalacaktı. Muhtara okulu görünce sormayı unutmuştu. Sokakta mı yatacaktı ? Ne demişti Yakup amca ayarla yarına gönderirim eşyaları mı ?
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD