Kızlar işleri bitince Ayşe teyzeye yardım ettiler, mükellef bir sofra vardı ortada. Manevi oğul ne seviyorsa o pişirilmişti. Ceren çok özendi bu duruma. Onun için böyle kuş sütü eksik sofralar hiç hazırlanmamıştı.
Akşam hava kararınca geldi Yusuf Amca. Kapı çaldığında Ceren;
- Ben açarım Ayşe teyze demiş ve kapıya yönelmişti.
Kapıyı açtığında Yusuf Amcayı görüp gülümsedi. Hoşgeldin Yusuf Amca dedi.
Ceren
Yusuf amca hoşbulduk deyip içeri girerken hemen terliklerini uzatıp kafamı kaldırdım. O anda gördüm o gözleri. İçinde kaybolduğum yeşil büyük gözleri. Eğildiğim yerde kaldım. Ne kalkabildim ayağa ne tek kelime edebildim. O gözler de benimkilerine kitlenmişti. İçime hafif ılık birşeyler akıyordu. Akıp midemin üstüne geliyor, binlerce kelebeği ayaklandırıyordu. Ayak sesleri duyunca geldim kendime Ceren diyordu bir ses. Uzaktan. Ayağa kalk Ceren dedim. Çek gözlerini kendine doğru. Sonra dur dedim bi terlik daha.
Karmakarışık olmuştum elimle tarayarak bir terlik bulup önüne koydum. Hareketimi görünce bi kaç saniyelik yere baktı tekrar buluşunca gözlerimiz ayakkabısını çıkarıp içeri adım atıp terlikleri giydi . Gözlerini benden ayırmamıştı. Dev gibi duruyordu önümde kalkmam lazımdı. Ve zorlanarak kalktım ayağa göğsüne geliyordum. Kaslı vücudu orantılı boyu vardı. Normal insanlara göre heybetliydi. Hafif dalgalı siyah saçları hafif anlına düşmüştü.
Kapının önünden biraz geri çekildim gözümü zorla yere indirerek o da içeri geçti. Ben de kendimi mutfağa attım. Nefes aldım. Nefesimi tuttuğumun farkında bile değildim. Neydi şimdi bu ?
Neydi Ceren ? Ne oluyor sana ?
Kendimi anlamadım. Leyla kıkırdayarak girdi içeri. Oooo bizimkini dağların kurdu çarpmış belli dedi.
Ne ?
Ne dedim ?
Kızım onun lakabı öyle dağların kurdu. Belli babam zorla getirmiş. Yoksa gelmez ama seni de saniye de çarptı dağ havası dedi.
Yok öyle birşey dedim. Ama etkilenmiştim. Yani yaşadığım etkilenme değilse neydi ?
Hadi gel masaya çağırıyorlar dedi Leyla.
Sürahiyi alıp içeri geçtim. Herkes masaya geçmişti.
Masanın başına Yakup Amca, sağına Dağların kurdu, soluna Ayşe teyze ve Leyla oturmuştu. Benim yerim de bu durumda ismini bile bilmediğim Dağların kurdunun yanına oturacaktım. Leyla’ya baktım bana sinsi bir bakış attı. Ben de yerime oturunca Yakup amca bizi tanıştırdı.
Emir bu Ceren Karkamışa atandı kızımın en yakın arkadaşı. Artık benim de kızım sayılır. Ceren kızım bu da Emir Binbaşı dedi. İkimiz bir kez daha birbirimize baktık, yine içimde alevler, kelebekler bu sefer minik bir kırıktı çıktı ağzımdan memnun oldum demek istedim ama çıktı mı bilmiyorum.
Pürüzsüz ve genizden tok bir sesle memnun oldum Ceren hanım hayırlı olsun dedi.
Kendimi zorla önüme çevirdim. Leyla’nın gözü üzerimdeydi.
Sesini duyunca da büyülendim ama kendimi sakinleştirmeye çalışıyordum.
Yakup amca hadi buyurun yemeğe başlayalım dediğinde ben tabağıma odaklandım ve yemek yemeye çalıştım. Aşağıdan sürekli Leyla tekme atıyordu onunla göz göze gelmem için ama ben asla kaldıramıyordum başımı. Kollarını ve Ellerini görüyordum böyle de. Elleri kocaman ama düzgündü. Tırnakları bakımlıydı. Çatalı ve bıçağı mükemmel kullanıyordu. Bir ara yanlışlıkla kolu koluma değdiğinde yandı kolum. İçime şimşekler attı. Kalp atışlarım hızlanmaya yüzüm yavaştan kızarmaya başladı. O an gözünün bir anlığına bana değdiğine yemin edebilirim ama ispatlayamam .
Yemek bitip de Yakup Amca Emir’e koltuklara geçelim deyince ben masadakileri kaptığım gibi mutfağa koştum. Kalp atışlarımı durdurmaya çalışıyordum. Ama heyecandan duramıyordum.
Arkamdan bi kaç şey alıp Leyla da geldi içeri. Yüzüm kızarmış olacak ki Leyla vuruldun dedi. Bir Ceylan gibi gittin bu dağların kurduna vuruldun.
Sus dedim Leyla’ya saçmalama. Leyla durumumu anlamıştı. İlk kez böyle birşey yaşadığımı bal gibi biliyordu ama beni utandırmaktan da geri durmuyordu. Ne yapacaktım şimdi ? Ne olacaktı ?
Sakinleşmeye çalıştıkça Leyla yanımda konuşuyordu. Duymuyordum hiç birini. Kendimi sakinleştirmeye çalışıyordum.
Nefesim düzeldiğinde tekrar içeri girecek cesaretim yoktu. İçerden Yakup amca kızlar bize sade Türk kahvesi yapın da keyifle içelim deyince Leyla hemen tamam babacım Ceren yapıyor dedi.
Yüzüne baktım gülümseyerek omuz silkti ve mutfaktan çıktı. Cezveyi kahveyi bulup alacağın olsun Leyla diye diye başladım kahveyi yapmaya. Kahveleri yaptım yanlarına su koydum tepsi ile içeri girdim. O anda tekrar başladı kalp çarpıntım. Gözler üzerimdeydi ama ben kafamı kaldırıp da bakamadım. Yakup Amcanın koltuğuna yürüdüm önce sonra Ayşe teyzeye verdim. Ellerim titremeye başladı Emir’e doğru giderken. Bunu farketmemesi mümkün değildi. Hafiften fincanın dışına döküldü kahve. O da fincanını alınca arkamı dönüp nefes i verdim ve yürüdüm Leyla’nın yanına ona da uzattım kaş göz yaparak. Tam içeri geçecektim Ceren kızım Muhtar aradı dedi Yakup Amca. Ben de hemen Leyla’nın yanına oturdum
Köyde iki katlı bir ev varmış. Üst katta yaşlı bir dede ve nine kalıyorlarmış. Alt kat boşmuş, fotoğrafını da atmış evin içinin. Ben beğendim olur dedim ama sen de bir bak dedi. Köy yeri doğalgazlı ev olmaz mecburen soba olacak. Sen öğrenene kadar nene sana yardım edermiş. Bir tane kızları varmış kaçmışlar evlenmek için sonra kızlarının bir kızı olmuş, bi kaç yıl sonra kocası olacak adam namus meselesi diye kızlarını öldürmüş, torunlarını da getirip vermişler. Kız şimdi Ankara da okuyormuş, seni duyunca torunumuz gibidir gelsin bizim alt katta kalsın demişler.
Bunları duyunca üzüldüm. Tek zor hayat geçiren illaki ben değildim. Her yerde oluyordu. Evi görmeden tamam Yakup Amca orada kalırım dedim.
Soba, yatak koltuk dolap işini ben kızım, yarın öğleden sonra götürecekler, sizde Ayşe teyzenle çıkıp alışveriş yapın. Bizimkiler yarın gelip alırlar hepsini bir götürürler.
Muhtarı arayayım sabahtan evi temizlerler sen gidene kadar da sobası kurulmuş olur.
Odun ve kömürü de yarın hallederim. Buzdolabı çamaşır makinesini de dert etme ben hallediyorum dedi.
- Olur mu Yakup Amca ben hallederim. Size yeterince yük oldum bunları kabul edemem dedim.
- Sen de benim kızım değil misin ? Annen baban olsaydı eminim ki benim yaptığımı yaparlardı. Onlar yoksa Ayşe teyzen ile Yakup Amcan var dedi. Gözlerim dolmuştu.
- Ama Yakup amca dedim.
- Uzatma kızım işte dedi.
Çok mahçup olmuştum. Çok utanmıştım. Hele ki bir Emir’in yanında.
O sessiz sedasız dinledi herşeyi. Allah bilir hakkımda ne düşündü. Leyla’ya baktım gülümsüyordu.
- Babam böyledir canikom dedi.
Yakup amca Emir ile sessizce konuşmaya başlayınca ben de mutfağa doğru geçtim. Gözyaşlarım hafif hafif düşüyordu yanaklarımdan. Birden etrafı Emirin kokusu sardı. Hasbinallah dedim içinden. Gözlerimde yaşlar arkamı dönünce yine göz göze geldim Emirle. Gözlerimden yanaklarıma kaydı gözleri sonra birbirini yolan ellerime. Tekrar yüzüme döndüğünde, bunda üzülecek birşey yok. Böyle bir adamdır Yakup Yarbayım. İnsanların yarasını görür öyle sarmaya çalışır.
Sesim titrek çıkıyordu . Nasıl öderim ki bu borcu. Çok fazla hepsi dedim. O an arkadan Leyla gelince Emir elindeki fincanı bırakıp çıktı.