Leyla kalan fincanları alıp getirmişti. Gözümde yaşı görünce
- Ne oluyor sana kırıcı bir şey mi söyledi yoksa dedi. Sinirlenmişti birden yüzünden okunuyordu.
- Ne alaka Leyla, ben babanın yaptıkları için çok duygulandım dedim.
- Hı onu diyorsan babam seni benim anlatımlarımdan dolayı çok sever Ceren. Biliyorum anlatılmasını istemezdin ama babam yakın arkadaşlarımı benden dinler. Anlatmazsam araştırır. O sebeple seninle ilgili herşeyi ben anlattım. Lütfen kusura bakma. Bu yapacaklarını benimle paylaşmadı. Paylaşsa da onu durdurmazdım. Çünkü bunlara ihtiyacın var dedi.
Okul bitene kadar bursum vardı. Çok şükür geçinebilmiştim kimseden destek almadan. Ama haklıydı. Az biraz Semen hocam yanıma para koyabilmişti. Onunla da bir yatak alırım diye düşünmüştüm. Kalanını da maaşım yatınca alacaktım.
Kapının girişinde sesler duyunca ikimizde kapıya doğru gittik. Emir gidiyordu. Yakup Amcaya veda etti. Ayşe teyzenin elini öptü alnına koymadı.
Başını bize çevirdi. Gözlerimiz yine buluştuğunda
- Leyla abicim buraların havası yazın yakar kışın dondurur. Sen şimdi geldiğin yerde belki bu kadar soğuk görmedin ama dikkat et dedi.
Leyla bana dönüp tabi tabi dikkat ederim abicim arkadaşıma da anlatırım merak etme dedi.
Ne oluyordu böyle. Leyla zaten Eskişehir’de okumuştu. Eskişehir de buraya benziyordu. Niye uyarıyordu ki.
Bize de Allaha ısmarladık dedi ve gözlerini üzerimden çekerek gitti.
Leyla kıkırdayıp
- Baba biz odaya geçiyoruz dedi.
İyi geceler dileyip odaya geçtik. Ben Leyla konuyu açmadan asla konuya girmeyecektim.
Leyla;
- Emir bence sen üşürsün diye uyardı gibi dedi.
- Ne alaka ? Seni uyardı yoksa benim adımı söylerdi dedim.
Leyla konuyu uzatmak istedi ama ben kestirip attım. Tek derdim bu mu?
Hem sen bilmiyor musun ki ben asla ne sevgili ne de eş istiyorum dedim.
- tamam tamam uzatmıyorum dedi Leyla.
Ben de kendi yatağıma uzanıp gözlerimi kapadım.
Tüm gece okulu adam edeceğim diye sağa sola dönerek geçirdim. Bir ara kalp çarpıntım arttı. Rüyamın içerisinde Emir vardı. Sonra birden karanlığa çekildim. Babam .. Annem .. Yurt..
Sıçrayarak uyandım. Uzun süredir böyle rüya görmemiştim. Uyuyakalmışım tekrar. Sabah Ayşe teyzenin sesine uyandım. Bizi çağırıyordu. Eksiklerimi alacaktık. Kamyona yetişmez dedi. Hızlıca kalktık. Kahvaltı hazırdı bi kaç şey atıştırıp hemen hızlıca çarşıya çıktık. Tabak çatal kaşık tencere gibi şeyler aldık. Ben ne zaman elimi cüzdanıma atsam durdurdu Ayşe Teyze. Yakup bey ile aramı açacaksın kızım sorar diyordu. Mahçup mahçup başka şey istemediğimde aldıklarımızı taksiye yükleyip bizi eve gönderdi.
İşim var az daha deyip kaldı o. Öğleden sonra Askeri kamyon gelmiş bi kaç asker aldıklarımızı alıp aşağı inmişti. O sırada Yakup Amca aramış biz Cereni bırakırız demişti.
Ben evimi yerleştirmeyi nasıl yapacaktım şimdi gitmezsem ?
Ama Yakup Amcanın da isteğini kıramazdım.
Emir
Şimdi bu soğuk dağlarda içimi ısıtan ve geri dönmeyi bana isteten bir şey vardı. Sebebini bilmiyordum ama geri dönmek deyince aklıma gelen sadece iki çift ateş gibi parlayan gözlerdi.
Bana tanıdık gelen, bir zamanlar bu halimden önce benimde gözlerimde bulunan bir hüznü vardı bu gözlerin. Bana bakarken bi anlık açtığı bu hissi tanımamam mümkün değildi.
Yaralı bir Ceylan gibiydi. Çok güzeldi. Beni kendine çekiyordu. Elektriğe kapılmış gibi ona ilerliyordum.
Yaptığım yanlış da olabilirdi. Yakup Yarbayım bana babalık yapmışken ben onun kızı gibi sahiplendiği biri hakkında içimde onmaz hisler besliyordum. Hem de ilk saniyeden beri.
Sevmeyi çok denemiştim. Bir kız vardı lisede. Askeri liseyi kazanmış güzel bir kız. Ona bağlanmıştım. Sevdiğimi düşünüyordum. Ama erkeklerle dolu bu yerde bana ait olacağını sanmam hataydı. Sevgiliyken başka birisiyle flört ettiğini öğrendiğimde gidip çocuğu yumruklamış, bunun yüzünden büyük ceza almıştım. 1 yıl çıkış izni alamamıştım okuldan.
Terk edilme korkularımın üzerine tuz biber olmuştu. Şırnak’tan sonra gezdiğim her ilde arkama takılan çok kız olmuştu ama dönüp bakmamıştım.
Hepsi bana aynı sonu hatırlatıyordu.
Peki bu kız beni neden çekiyordu.
Ben bunları düşünürken uzaktan bir cıtırtı duydum.
Sessizce elime silahı aldım ve gece görüşüyle etrafı incelemeye başladım. İlerde sessizce yürüyen grubu gördüm. Şu peşinde olduğumuz bizi Karaya götürecek grubu. Bizimkilere işaret verdim ve sessizce harekete geçtik.
Ceren
Eşyaları teslim edince Leyla ile Milli eğitime geçip evrakları sunduk. Özlük dosyaları için verilenleri hallettik. Milli eğitimden okuluma bir öğretmen daha atanacağını tek başıma öğretmenlik yapmayacağımı ama birleştirilmiş sınıfta ders yapacağımı öğrendim.
Leyla güzel bir ortaokula atanmıştı. Ailesi ile kalıp git gel yapacaktı. Ben ise ondan 2 saat uzaklıkta olacaktım. Bu beni çok üzüyordu ama belli etmedim. Sonuçta köy okulunu ben istemiştim.
İşlerimiz bitince eve geçtik. Yakup Amca beni almaya geliyordu. Leyla çok istemesine rağmen
- lütfen gelme gelirsen daha zor olur dedim.
- okullar açılana kadar kalsaydın dedi. Yapamam dedim. Alışmam lazım hem bak bi kaç güne okula malzemeler gelecek o zaman gelirsin dedim. Tamam dedi. Ayşe teyze ile beni aşağı kadar uğurladılar.
Yakup Amcanın yanına arkaya oturdum.
Okulun boyası, diğer şeylerini nasıl halledecektim. Utanıp söyleyemezdim asla Yakup Amcaya.
Yakup Amca kızım mecburen iş var ilgileneceğim diye önüne dönünce ben de gözlerimi kapatıp içimden dualar okudum.
Geldiğimizde Yakup Amcanın sesiyle kendime geldim. Toparlandım. Bir evin önünde duruyorduk. Hadi kızım dedi geldik. Birlikte indik araçtan. Tabi asker onun kapısını açmıştı. Bana yetişmesine izin vermeden hemen kalkıp yanına gittim Yakup Amcanın. Evin dışının boyları hafif dökülmüş, topraktan kerpiç ev yapılmıştı. Camları küçük ve ahşaptandı. Mavi çift kapılı bir girişe sahipti. Asker kapıyı çalınca Muhtar, Yaşlı bir amca ve teyze çıktı kapıya. Muhtar hemen koşup Yakup Amcanın elini öpmeye çalıştı ama Yakup amca buna izin vermedi.
Birlikte eve girdik. Önden Muhtar koşar adım benim olacak daireye girdi.
Ben nasıl bu eşyaları yerleştireceğim diye düşünürken eve adım atmamla şok geçirdim. Burası gerçekten evdi. Koltuğu perdesi halısı. Herşeyi yerleştirmişlerdi. Her yer tertemizdi. Bana kutu gibi bir ev yapmışlardı. Gözlerim doldu.
- Kızım sen uğraşma diye muhtar herşeyi askerlerle halletti. Sen şimdi okulunu ve öğrencilerini düşün. Benim numaramı da al dedi kartını uzatıp , birşey olursa ara.
Ben gözlerim dolu dolu gidip sarıldım boynuna. Önce çekindi ama sonra o da sırtıma bir iki kere vurdu.
- Aaa askerler varken beni de mi duygulandıracaksın kızım arkamdan sonra neler der bunlar dedi fısıltıyla.
Geri çekilip teşekkür üzerine teşekkür ettim. Yakup amca bana cevap veremeden
Telsizden bir anons geldi o anda
-Dağların kurdu Merkez !
O tok sesi bir kez daha duydum. Özlediğimi anladığım sesi.
- kızım çıkmam lazım mutlaka beni ara dedi ve araca koşar adım ilerledi Yakup Amca.
Onlar çıkınca Muhtar beni yaşlı amca ve teyze ile tanıştırdı. Durdu amcan ve Yeter Teyzen hoca hanım evin sahipleri dedi.
Uzanıp ellerini öptüm. Ben de Ceren dedim. İkisinin de gözleri parladı