5. Bölüm

1035 Words
Durdu Dede ve Yeter Nine ( kendilerine böyle hitap etmemi istediler ) -kendi torunumuzu görmiş gibi olduk kızım umarım burada rahat edersin. Herşeyini Mıhtar hallediverdi. Akşamları burası soğuk olur sobayı da kurdular doldurduk yakmayı da gösteririm dedi Yeter Nine. - Sağol Ninem dedim. Ben öyle deyince gözlerindeki parıltı daha da arttı. Sen dinlen deyip ayrıldılar. Ev 2 odadan 1 Mutfak ve tuvalet banyodan oluşuyordu. Birini oturma odası yapmışlardı. Bir masa bir koltuk soba , halılar perdeler diğer odaysa yatak odasıydı buraya çift kişilik yatak koymuşlardı. İçimden ilk defa bu kadar büyük bir yatakta yatacağım diye geçirdim. Burada da komidin bile vardı. Mutfakta çamaşır makinası buzdolabı kurulmuştu. Elim gayri ihtiyarı buzdolabına gitti. Nasıl unuturdum yiyecek birşey almamıştım ve acıkmıştım. Buzdolabın kapağı çektim içerisi doluydu. Gözlerimi kapatıp açtım. Hala doluydu. Ah Ayşe teyze bizi eve gönderince bunlardan aldın değil mi ?? Nasıl aklıma gelmemişti. Herseyimi düşünmüşlerdi. Annem beni düşünmezken onlar beni nasıl da düşünmüşlerdi. Oturdum yemek masasına ağlamaya başladım. Yılların acısıydı çıkan içimden. Ağlayamadığım bütün zamanlara bütün o acılara rağmen doyasıya ağlıyordum. Ne yurtta ne de annem ile yaşadığım o gecekondu da ağlayamadığım kadar ağladım. Ben ağlarken çaldı telefonum ama durduramıyordum kendimi. Arayan Leylaydı. Açamazdım. Banyoya gittim. Şofben vardı. Üzerimi çıkarıp girdim ılıttığım suyun altına. İyice yıkandım. Ah aklım neredeydi benim havlularımı almadan nasıl girerdim! Biraz sakinleşince koşarak bavulu bıraktığım kapı girişine geçip hızla açtım üstten havlularımı alıp tekrar suyun altına girdim. O ağırlığın üzerimden akıp gitmesi için dua ettim. Çıkıp kurulandım. Bavula dönüp üzerime eşofmanlarımı giydim. Bavulu alıp dolaba yavaş yavaş yerleştirdim. Ve yatağa uzandım. İçim geçmiş. Çalan kapının sesine uyandım. Kapıya koştum. Hala saçlarım nemliydi. Gelen Yeter Nineydi. Kızım çoktandır sesin çıkmıyor. Açsındır yemek getirdim hem de sobayı yakalım hava soğuktur dedi. - Nene beni mahçup ediyorsun dedim. O ne demek kızım dedi. Sen benim torunum sayılırsın. Seni daha geldiğin ilk gün aç bırakacak değilim dedi yemeği hemen mutfağa koyup geldim. Sobayı yakışını izledim. Yarın sabah da dolduruşumuzu görürsün alışırsın dedi. Ben gideyim yemeğini güzelce ye dedi ve gitti. Güzel bir tür beyran çorbası yapmıştı onu içtim. Sonra beni 5 defa arayan Leyla’ya döndüm. - kızım sen nerdesin ? Babamı ikna ettim gelecektik sana bakmaya! Aklımı aldın niye açmıyorsun? - uyumuşum Leyla gayet iyiyim Yeter Nene çorba getirmiş içtim şimdi. Merak etme dedim. - uyduysan tamam. Bu arada babişkoma okulda yapılacakları söylememişsin. Yarın geliyoruz onu haber vereyim dedim. - Ne yaptın Leyla. Benim için zaten çok şey yapmışsınız. Yeni gibi ev döşemişsiniz. Yemeğime kadar almışsınız. Çok mahcubum. Bilirsin çok utandım. Hem çoğu şeyi yaptı söylemedim dedim. - tamam canım lafı olmaz lütfen büyütme. Babamın içinden gelmese asla elini kıpırdatmaz sakin ol lütfen dedi. - Of Leyla of - Ney Cerenim Ney ? - sen çıkamadın hala bu Karadeniz’den ! - tamam kızım of! Yarın sabah oradayız. Çaylar senden öpüyorum. - ben de öpüyorum dedim. Nasıl kalkacaktım ben bu yükün altından çok borçlanmıştım. Maaşımı alır almaz ödemeye başlayacaktım Semen hocayı da aramam gerekiyordu - alo hocam - alo kızım. Öldüm meraktan aramadım da seni işin vardır diye . Ne yaptınız ? - hocam köye geldim. Leyla’nın babası sağolsun ev işini de eşya işini de halletti. Ev tamam. Ama okul biraz sıkıntı. Cam pencere - sıra - masa neredeyse birşey yok. Ama Leyla ile oturup onu da hallettik bi kaç güne onu da yapacağız inşallah bol bol fotoğraf atarım merak etme dedim. - ayyy Allah razı olsun Leyla’dan da babasından da çok mutlu oldum kızım. Sen herseyin en güzelini hakediyorsun benim güçlü kızım. Altından kalkacağına adım gibi eminim. - çok sağolun hocam birazdan evi atarım dedim. - tamam kızım iyi geceler. Korkma sen bunun için doğdun dedi. - iyi geceler hocam siz olmasınız olmazdı dedim Kapattık. Evin fotoğraflarını çekip hem Leyla’ya hem de Semen hocaya attım. İkisi de kalp attılar. Mutluydum deli gibi korkuyordum ama mutluydum Emir Adım adım su üstünde yürüyüp izimizi belli etmeden takip ediyorduk. Bizi farketmemişlerdi. Çok iyi kamufle olmuştuk. Arada bir karargah ile iletişim kurup durumumuzu bildiriyorduk. Bunu artık duyamazdı Kara. Onlar nereye gidiyorsa biz de geriden iz takip ediyorduk. Çok iyi avcılar olmuştuk. Sıcak yemek yüzü gördüğümüz, sıcak çay içtiğimiz hatta sigara içtiğimiz bile yoktu. Tek bir ateş yerimizi söyleyebilir ve operasyon tehlikeye girerdi. 3 gün sessizce peşlerinden gittik. En sonunda dağların sivri bir noktasında kara ile buluştular. Toplam 30 kişi varlardı. Uzun süre gözledik. Kara sol kolu, karısı yeni gelen ekip 30 u belki de geçiyorlardı. Kararı vermem gerekiyordu. Bu sefer ondan kurtulmam lazımdı. Artık yeterdi. Ve kayıp vermemem lazımdı. Bizim ekip 5 kişiydi. Ben, Arif, Ozan , Şahan, Ahmet. Her biri de çok leşi olan özel timdenlerdi. Keskin nişancılıkları da çok iyiydi. Planı hemen yaptık. Elebaşı ve yardımcılarını indirerek başlayacaktık. 2 kişi tırmanacak arkasından gelecek, biz ise önlerinde duracaktık. Herkes yerini alınca nefesimi tuttum. Varlığına inandığım ama bana uğramadığını düşündüğüm Tanrıya dua ettim. Yüzümüzü kara çıkarma amin. İşaretimle başladık. Önce karısı sonra sol kolu düştü. Sonra kara. Diğerleriyle de çatışmaya başladık. Ozan yaralandı sağ göğsünden. Derken hızla kalanları bitirdik. Ateş kesilince hemen merkezle iletişime geçtim. - Dağların kurdu Merkez ozan ağır yaralandı. Acil bir helikopter. Sınırı geçmiştik. Bizi almaya geleceklerse yakalanmamamız lazımdı. Kontrol ederek ilerledik. Karısı sol kolu herkesi öldürmüştük ama kara yoktu. Aramadığımız alan kalmadı ama yoktu. Kan damlalarını görünce yerde takip ettim ama bi yerde kayboluyordu. Bulamadım. Ozan kötüleşince diğerleri zorla beni götürdüler. Helikopter gelmek üzereydi. Sesi yaklaştıkça Ozan kendinden geçmeye bilincini kaybetmeye başladı. Arif yaraya baskı uyguluyordu ama kanama çoktu. Onu öldürmeden gidemezdim. Kafamdaki bereyi çıkarıp Ozanın üstünü yırttım. Merminin girdiği yere baktım elimde sıkıştırdığım bereyi yaraya tıktım. Arif de beresini çıkardı onu da üzerine koydum çevirip kurşunun çıkıp çıkmadığını kontrol ettim lanet olsun çıkmamıştı. Yaraya bastır Arif ben gidiyorum dedim. Şahan ile Ahmet arkamda duruyorlardı. Görev bitti dediler. Kara ölmeden görev bitemez dedim. Birimiz yaralandı. Seni de bırakamayız dediler. -Burada binbaşı olan benim siktirin gidin dedim. Kavga edeceklerdi izin vermeyeceklerdi belliydi. Ozan’ın o an solunumu durdu. Arif - Emir Binbaşım ozan dedi. Hemen eğildim ve kalp masajı yapmaya başladım. O arada helikopter indi. Hemen dördümüz birden onu tutup helikopter e koştuk. Sıhhiyeci yoktu mecburen binmem lazımdı. Binip kalp masajı yapmaya devam ettim. - Ozan benimle kal aslanım hadi dön, dön geri. Sen güçlüsün oğlum. Bir taraftan ona seslenip bir taraftan kalp masajı yapmaya devam ediyordum. 2 dakika hiç durmadan masaj yapınca geri döndü solunumu ve nabzı.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD