İnsan bazen neden yaşadığını sorgular cevap arar ama Feraye her gece bunu sorgular olmuştu.
" Neden yaşıyorum ki? Bir türlü işlerim yolunda gitmiyor. Elimi neye atsam elimde kalıyor!" dedi annesi ve kardeşleri ile kaldığı evde.
27 yaşına gelmişti ama neden yaşadığını bilmiyordu. Üniversitede tarih öğretmenliği okumuş öğretmen olma hayali ile yanıp tutuşurken bir zamanlar malasef ailesinin durumu iyi olmadığı için hangi iş olursa çalışmış ama ders çalışıp KPSS denen saçma sınavdan yeterli puanı alamadığı için atanamamıştı.
Sürekli bir işi yoktu bir evlilik yapmış ama 3 yıl katlanabilmişti kocası olacak sosyapata. Kaç kez ölümü düşünmüş ama Allah korkusu ağır basmıştı. Boşanması bile olaylı olmuş boşandıktan sonra bile kurtulamamıştı o sosyopattan. Ayrıldıktan sonra annesi ve kardeşlerinin yaşadığı iki odalı eve dönmek zorunda kalmıştı. Ne işi ne de parası vardı.
Kocası olacak şerefsiz yüzünden boşandıktan sonra 3 adet icra dosyasını yalvar yakar avukatlarla anlaşarak taksitlendirmiş 1 yıldır ödüyordu daha 1 yıl ödeme yapması gerekiyordu bitmesi için. Bu yüzden ne ailesine katkı yapabiliyor ne de en temel ihtiyaçlarını giderebiliyordu. Sürekli taksit ödüyor bu yüzden de çalıştığı iş yerinde işe başladığı günden beri sorumlu şef tarafından mobinge uğruyor ama işten ayrılamıyordu.
Üniversite mezunu olduğunu iş yerinde duyurmak istememiş vasıfsız bir eleman gibi girmişti işe. Kimseye dert anlatmak istemiyordu. Daha önceki iş yerinde öğrendiklerinde:
" Aaaa hem öğretmensin hem de buralarda sürünüyorsun! Kızım neden çalışıp atanmadın?" diyen mi " Bu kadar öğretmen atıyorlar sen neden atanamadın ki? " diyen mi dersiniz...
İçindeki isyan etmek isteyen o asi kız işinden olmamak için yine sustu tıpkı şimdi olduğu gibi...
O kadar yorulmuştu ki bugün de işe sabah iki lokma simit çayla başlamış öğlen yemeğine bile çıkmasına izin verilmediği için akşama kadar aç kalmıştı yine. Bilerek yapıyorlardı sırf işten çıkması için ama katlanacaktı. Bir kaç özel eğitim kurumuna CV bırakmıştı yine ses seda çıkmamıştı. Onun için bile deneyim istiyorlardı.
Ara ara ücretli öğretmenlik yapmıştı. Çocukları ne çok seviyordu onlarda onu sevmişti ama bir yıl içinde 3 okulda öğretmenlik yapmak zorunda kalınca anladı ki öğrencilerine çok bağlandığı ve olmadık bir zamanda hadi burada işin bitti dediklerinde yüreği çok yanıyordu. Doğru düzgün sosyal hakka sahip olmadığı için bir yıl hiç ara vermeden ücretli öğretmenlik yapsa bile sağlık hakkından bile yararlanamamış çok ağrına gitmişti. Tam bir emek sömürüsü olduğunu düşündüğü ücretli öğretmenliği 1 yıldır yapmıyordu bu yüzden. Sigortalı bir işte çalışıp en azından az maaşta olsa sağlık hakkı olurdu.
Derin düşüncelere dalmış olan Feraye'yi uyuyan kardeşi yer yatağında ittirerek yatağın dışına düşürmüştü. Kendine ait bir evi bir yatağı bile yoktu.
" Of kızım bir git kendi tarafına! Gizem gitsene kızım!" dedi yorgun ve usanmış sesi ile. Zorla ittirdiği kardeşinin yanına kıvrıldı yeniden.
Yarın yine taksit ödemesi yapmak için avukatın yanına gidecekti. Para eksikti bu ay eskiyen ayakkabısı artık çok belli olduğu ve su geçirdiği için yenisini almak zorunda kalmış parayı tamamlayamamıştı.
Ofladı gecenin içinde evin duvarlarına çarpan bir offtu bu. İş arkadaşlarından borç istemeyi düşündü ama bugüne kadar bunu hiç yapmamıştı. Birinden birşey istemek hiç ona göre olmamıştı. Üniversite de onlarca gece aç kalmış ne babasını arayıp para istemiş ne de en yakın arkadaşlarına hissettirmişti parası olmadığını.
Feraye o kadar yorgun o kadar bıkkındı ki daha fazla açık tutamadığı gözlerini kapatıp uykuya teslim etti bedenini gelecek günlerin kendisine ne getireceğini bilmeden...