“Sandığınız gibi değil. Sakin olur musun Ayça? İzin verirsen devamını anlatacağım. Ben de bunca zaman gerçek olduğunu bilmiyordum. Orada yaşanılanlar ise çok ağırdı kimseye anlatamadım. Daha iyi anlamanız adına size bir şey göstereceğim.” Dedikten sonra ayağa kalkıp onlara arkamı döndüm. Ardından üstümde ki cropu çıkarıp bir kaç saniye bekleyip önümü döndüm merakla beklediklerini ve yaptıklarıma anlam veremedikleri bakışlarından belliydi. Şortumu kalçamın hemen üstüne indirip yan dönüp bana o adamın bıraktığı izi görmelerine müsaade ettim.
Koltuk altından başlayan ve kalçamın başlangıcına kadar inen kesik ve yanık izi gözler önündeydi. Bu fiziksel olan işkenceydi, görünendi oysa ki bu iz ruhumda bırakılan izin yanında bir hiçti. “Sakın hiçbir şey demeyin.” Bir şey demelerine müsaade etmeden üstümü giyinip kapıya yöneldim. Kapıda beklediğini bildiğim korumayı içeri aldım.
Korumaya artık kişisel korumam olduğunu ve dosyasını bana getirmesini benle çalıştığı sürece de ağabeyim ve babama benim bilgim harici bir bilgi vermemesi konusunda tembihlemiştim. Daha sonrasında yanıma gelmesini ve en kısa sürede küçük bir koruma ekibi hazırlanmasını onların da dosyasının bana getirmesini istemiştim. İlk başta ağabeyimin izni olmadan yapamayacağını ve bunu bildirmesi gerektiğini söylemesinin ardından benim zaten bildireceğime eğer bunları ben anlatmadan dile getirirse işinden olacağını söylediğim de kabul etmek zorunda kalmıştı. Koruma odadan çıktıktan sonra kızlara dönüp sözlerime devam ettim.
Bana daha da yaklaşmasıyla dudaklarımızın arasında santimler bile yoktu neredeyse o ise elini yanağıma çıkararak konuştu.
" Beni süzmen bittiyse hadi kalk. "
Deyip omuzuma vurup arabadan inmesiyle şokla gözlerim büyümüştü. Hızla arabadan indiğimde onun peşinden yürümeye ve konuşmaya başlamıştım.
" Seni süzmüyordum aklıma birşey gelmişti sadece. "
Dediğimde alayla konuştu.
" Evet evet öyleydi. "
Dediğinde beni umursamadan evden içeri girdi. Rezil oluşumla birlikte bende onun arkasından eve girmiştim.Sinirlendiğim için ona bakmadan içeride ki koltuğa oturduğumda bana bakıp konuştu.
" Benim yukarıda biraz işim var. Uslu dur."
Dediğinde kafamı sallayarak onu geçiştirmiştim çünkü hem sinirlenmiş hemde utanmıştım. Sinirlenmiştim çünkü bana yaklaşmış ve bende izin vermiştim. Utanmış olmam ise bana laf sokup beni öyle o ortamda bırakıp gitmesiydi. Salaklık bendeydi onun öpmesini neden istemiştim bilmiyordum o anın büyüsüne kapılmıştım. Zaten başıma ne geliyorsa bu anın büyülerine kapılmaktan geliyordu ya neyse.
Ayağa kalkıp mutfağı bulmaya çalıştığımda bi yerden seslerin gelmesiyle oraya yöneldim hızlıca yürüdüğümde seslerin netleşmesiyle kapıyı açtığımda gülümsedim. Bingo
Mutfağı bulmuştum tam tezgeha doğru ilerlediğimde hizmetçilerden biri beni durdurdu.
" Ne istiyorsanız biz verelim zahmet etmeyin lütfen. "
" Pekala su alabilir miyim? "
Dediğimde başını onaylar anlamında sallayıp bana su vermek için arkasını döndüğünde masada oturup bana düşmanca bakan diğer kıza baktım. Onu umursamadan bende masaya oturduğumda diğer kız suyumu vermişti bile.
" Teşekkür ederim. "
" Afiyet olsun. "
"Siz kimsiniz? "
Diye bir ses duyduğumda yanımda oturan kıza çevirdim bakışlarımı.
" Bilmem sence? "
Beni süzüp konuştu.
" Karan Bey'in sevgilisi misin? "
Dediğinde bende onu süzerek konuştum aynı onun benimle konuştuğu gibi. Aşağılayıcı.
" Ne zamandan beri hizmetçiler patronlarının özel hayatlarını sorgulamaya başladı? "
Dediğimde kız bir ezildi bir büzüldü. Daha fazla onu görmek istemediğim için ayağa kalktım 1 gün içinde 1 tane kavga yeterdi daha yeni karakoldan çıkmıştım yahu.
Salona tekrar geldiğimde aşağıya doğru gelen Karan'ı görebilmiştim. Bana bakıp kafasını sağa sola sallayarak merdivenlerden inmeye devam etti ve yanıma geldi.
" Oturup beklemeni düşünmemiştim zaten. Yine beni yanıltmadın. "
Diyerek benim az önce kalktığım koltuğa o oturdu bu seferde.
" Misafirperverliğin dediğim gibi gözlerimi dolduruyor. Ev sahibi olmayınca içecek almaya ben gittim. "
Dediğimde kapı çalmış içeride olan bir hizmetli kapıyı açmıştı.
Kapı da ilk önce İpeği sonra annesini gördüğümde oturdum bende. Onlara bakmadan eh ev sahibi misafirperver değilse ben hiç değildim.
İkisi de karşımıza oturduğunda Ayşen teyze konuştu direk.
" Burada ne işimiz varsa artık."
Dediğinde ona hak verdim. Valla bende bilmiyordum burada ne işleri vardı. Karan yüksek sesle bağırdığında korkuyla oturduğum yere sindim.
" Sercan bilgisayarı getir!! "
Bir kaç saniye sonra bilgisayarı ortada ki masaya koymuş ve video açmışlardı. Olaya tamamen fransız kalmıştım ta ki videoda ki sesi duyunca.
" Numarayı sen mi çevireceksin? ben mi?
" Senin şansına inanıyorum. Kesinlikle yaşlı birine denk geleceksin."
Videoda ki sesi duyduğumda ne videosu olduğunu anlamış gözlerimi İpeğin üstüne dikmiştim bile. İpek ise videoya bakmıyordu bile.
" Hamileyim! "
Karan'ın sert bakışlarının odağı ben olmuşken hızla dudağımı ısırdım.
" Yaşlı bir insandan hamile kaldın ya başka birşey demiyorum Lavinia"
Karan hala sinirle bana baksada videoyu kapattı. Başından beri biliyordu yani.
" Evet kızının ilk yediği bok. Lavinia 'ya aile terbiyesi almamış diyeceğine arkadaşını bir erkek için böyle düşürdüü için asıl ahlaksız kendisi. "
Karan'ın sözlerinin bitmesiyle Ayşen teyze konuştu.
" Ben bilmiyordum, bilsem yapar mıyım? Özür dilerim Lavinia. "
Dediğinde İpek annesinin kolunu tutup inkar etmeye başladı hemen.
" Anne yalan söylüyorlar inanma onlara videoda ki ben değilim. "
" Ne yalanından bahsediyorsun sen İpek! O videoda ki sen değilsen kim dublörün mü? "
Sercan şaşkınlıkla konuştu.
" Teyze sen dublör demeyi nerden öğrendin. "
Dediğinde ortamda ki hava bi anlığına dağıldığında Karan ona döndüğünde hızla gözlerini kaçırıp bana baktı bende omzumu silktiğimde oflayarak sustu.
" Pekala 1. Part bitti. Şimdi en sevdiğim 2. partta sıra."
Dediğinde Karan'a odaklandım 2. Part neydi?
" Başkarının kızlarına ahlak dersi vermek yerine kendi kızına mı versen o ahlak dersini. Lavinia hiçbi zaman benim altıma yatmadı ama İpek senin Alp'in altına kaç kez yattığını ben bile sayamadım. "
Dedikleriyle ben bile utanırken ortamda bir tokat sesi yükseldi önce sonra bağırış.
" Senin gibi kızım olmaz olsun. "
" Anne yalan söylüyorlar. "
" Hemen buradan gidiyorsun İpek amcanların yanına Almanya'ya gidiyorsun hemde hemen! Özür dilerim gerçekten özür dilerim. "
Dediğinde İpeğ'in kolundan sürükleyerek onu evden çıkarmıştı.
" Ne güzel yeğenim geliyormuş. Pü benim şansıma ya."
Sinirle ona doğru döndüğümde bağırdım.
" Sus Sercan! "
" Neden susturuyorsun. Üzülme koçum yakında olur yeğenin."
Karan'ın lafıyla bu sefer ona döndüm hızlıca.
" Ne diyorsun be sen! Anca rüyanda. Ayrıca ben daha küçüğüm ya. "
" Biliyorum küçük olduğunu Lavinia."
Dediğinde rahatça bir nefes aldığımda tekrar konuştu Karan.
" İkinizi de ben büyütürüm sıkıntı yok. "
Aldığım rahatça nefes içime kaçmış ve öksürmeye başlamıştım. Kendimi toparladığımda gözlerimi devirerek oturduğum yerden kalktım.
" Misafirliğin kısası makbuldür. Bana müsade. "
" O hasta ziyareti değil miydi ya? "
Sercan'ın koluna hızla vurup konuştum.
" Olsun misafir misafirdir hadi beni eve bırak Sercan. "
Karan koltuktan kalkarak konuştu.
" Ben bırakırım arabaya geç. "
Dediğinde tam yürüyecekti ki telefonunun çalmasıyla duraksadı. Telefonu açıp kulağına getirdiğinde ise karşı tarafı dinleyip konuştu.
" Geliyorum."
Gözleri Sercan' a kaydığında konuştu.
" Lavinia'yı sen bırak benim işim çıktı. "
Dediğinde rahat bir nefes almıştım. Hala o arabada olanlar aklımdaydı ve utanıyordum Sercan'ın bıırakması iyi olmuştu.
" Ben arabadayım."
Diyerek onları yalnız bırakıp arabaya yürümeye başladığımda teleefonum çalmıştı. Telefonu bulmak için çantamı kurcalarken arabaya binmiştim bile. Telefonu sonunda bulduğumda ise gördüğüm isim duraksamama sebep oldu Kadir beni neden arıyordu?
Sabah uyanmış ve okula gitmiş gelmiştim şimdi en önemli aşamadaydık. Kadirle akşam yemeğine çıkacaktık ama nasıl çıkacaktık orası belirsizdi.
Eve gelmiş hazırlanırken Karan'ın bu işi öğrendikten sonra delireceğini biliyordum ama ben ona söylemiştim sonuçta. Ayrıca onaneydi yahu?
Üzerimi giyinip makyajımı yaptıktan sonra instagrama bir fotoğraf attığımda dışarıda öten kornayla gülümseyip telefonu kapatıp dışarı çıktım hızla. Kapıya yaslanmış Kadir' i görünce yanına gitmiştiim hemen.
" Merhaba. "
" Çok güzel olmuşsun Lavinia! "
Dediğinde utanarak gülümsedim onun beni beğenmesi hoşuma gitmişti. Açtığı kapıdan içeri girerken telefonuma mesaj gelmesiyle gülümsemem direk soldu. Ya Karan ya da Sercandı
Kadir de hızla sürücü koltuğuna otururken telefonumu elime alıp mesajı açtım.
" Yenge bunu tekrar etmekten ben yoruldum ama yine beni yakıyorsun. Söyle o herife indirsin seni, en azından vazgeçti diyerek abimin sinirinden kurtuluruz. "
Oflayarak arkama yaslandığımda Kadir konuştu.
" Canını sıkan bir olay mı oldu? "
Kendimi toplayarak gülümseyerek konuştum.
" Hayır olmadı. Olmayacak bugünün güzel geçmesini istiyorum. "
Dediğimde o da gülümseyerek konuştu.
" Ben de. "
Sessiz sakin bir araba yolculuğundan sonra güzel bir restaurantın önünde durduğumuzda derin bir nefes alarak indim arabadan. Kadir de indiğinde yavaşça elini belime koyup beni ilerlettiğinde ona uyarak yürüdüm. Resteuranta girdiğimizde garson bizi karşılayıp rezarvesyonumuzun olup olmadığını sormuş Kadir de olduğunu söylemişti. Garson elinde ki tabletle kontol ettiğinde kafasını kaldırarak gülümsedi ve konuştu.
" Kusura bakmayın beklettim. Lütfen beni takip edin. "
Onu takip ederek nihayet masaya ulaştığımızda Kadir benim yanıma gelerek sandalyemi çektiğinde gülümseyerek oturup teşekkür ettim.
" Teşekkür ederim ."
O ise sadece gülümseyip karşıma oturmuştu. Masada ki menülere ikimiz de bakarken içimde ki sıkıntı git gide büyüyordu.
İkimiz de siparişlerimizi verdiğimizde Kadir konuştu.
" En son seninle provada görüştük oyuna az kaldı. Heyacanlı mısın? "
Diye sorduğunda aklıma bile gelmeyen oyunumu hatırladım elimi hızla başıma vurduğumda konuştum.
" Unutmuşum resmen. "
Unutmuştum akıl mı kalmıştı artık bende.
" O kadar hazırlandık ve sen unutmuş olsan bile çalışmalarımızı hatırlıyorsundur. "
Dediğinde tam konuşacaktım ki yemeklerimiz gelmişti. Gaarsonun gitmesini beklerken önümde duran mantarlı makarnaya baktım. Yanımızda ki garson işini halledip gittiğinde nihayet sorusuna cevap verebilmiştim.
" Unutmadım tabiki de o kadar prova yaptık. Sadece oyun gününe az kaldığını unutmuşum. "
Dediğimde gülümseyerek masada duran elimi tutup konuştu.
" Herşeyin iyisini yapabileceğini biliyorum. "
Elimdeki eline bakarken gülümseyerek elimi çektim hızla. Elimi çekmemle gülümseyen suratı bozzulduğunda konuştum hemen.
" Yemeklerimiz soğuyor yiyelim hemen. "
Dediğimde kafasını onaylar anlamda sallayarak tekrar gülümsedi. İkimiz de yemeklerimizle meşgul olurken Kadir tekrar konuştuğunda kafamı kaldırıp ona baktım.
" Lavinia bu yemeği kabul etmen beni çok mutlu etti. Biliyorum dün arayıp haber verdim ama beni kırmadın teşekkür ederim. "
Dediğinde gülümseyerek konuştum.
" Sen benim arkadaşımsın Kadir neden kabul etmeyeyim? "
Dediğimde bir bozuldu. Ben ise içimdeki sıkıntıya daha fazla dayanamayarak konuştum.
" Artık kalkalım mı ? Benim yarın bir işim var da. "
Dediğimde onaylar anlamda başını sallayıp ayağa kalktı bende ayağa kalktığımda bana bakarak konuştu.
" İstersen arabanın yanına git ben hesabı ödeyip geliyorum. "
Dediğinde onaylayarak başımı salladım. Arkamı dönüp yürümeye başladığımda ise çantamdan telefonumu çıkartıyordum arabanın yanına gittiğimde arabanın yanına gelmiştim bile. Telefonu elime aldığımda sadece Sercan'dan gelen 3 cevapsız aramayla rahat bir nefes aldım. Sadece Sercan aradığına göre Karan'ın haberi yoktu.
Kadir'in gelmesiyle arabaya binmiş sessizce evimin önüne kadar gelmiştik. Ben indiğimde Kadir'inde inmesiyle kaşlarım çatılmıştı. Eve felan davet etmemi beklemiyordu inşallah. Yavaşça yanıma geldiğinde ona anlamayan gözlerle baktığımda elime uzanıp elimi tuttu.
" Lavinia biliyorum belki erken olacak ama. "
Derin bir nefes aldığında tekrar konuştu.
" Lavinia ben seni seviyorum. "
Dediğinde sıkıntıyla nefes verdim. Tamam hoş çocuktu ama benim hayatım şuan çok kötüydü ve onu kabul edemezdim.
" Kadir ben seni arkadaş olarak görüyorum. "
" Sadece tek bir şans Lavinia."
Diyerek bana yaklaşmaya başladığında hızla yutkundum. Ne yapmam gerekiyordu?
Ben tam onu ittirecekken o benim üstümden itilmişti.
" Karan!"
Diye bağırdığımda gözleri sadece saniyelik olarak bana değmiş konuşmuştu.
" Eve gir! Sıra sana da gelecek! "
Dediğinde korkuyla yutkundum sesinde ki sinir hareketleri beni öyle korkutmuştu ki orada Kadir'i umursamadan koşarak eve girmiştim.
Hızla kapıyı kapattığımda dışarıdan bağırış sesi gelse bile dışarıya çıkıp müdahale etmedim. Koltuğa oturup onu bekledim. Ne kadar süre geçti bilmiyorum ama kapının yumruklanmasıyla oturduğum yerde irkildim. Korkuyla ayağa kalktığımda kapıya doğru yürüyüp açmak bana ölüm gibi gelmesine rağmen derin bir nefes alıp kapıyı açtım. Kapıyı açmamla hızla geriye doğru kaçmıştım çünkü Karan açtığım gibi kapıyı hızla itip duvara vurmasına sebep olmuştu.
" Sen nasıl başka bir erkekle buluşabilirsin ulan!! "
Diye bağırdığında korkuyla bir adım geri gittim. Kolumu tutup beni kendine çektiğinde kolumu sıkarak tekrar konuşmuştu.
" Sen öpüşme mi istiyorsun? Al sana öpüşme."
Deyip beni kendine doğru çektiğinde dudakları dadaklarıma değmişti. Hızlıca gözlerimi büyüterek geri çekilmeye çalışmamla diğer eli belimi bulurken dudakları dudaklarımın üzerinde sertçe hakimiyetini kurmuştu. Ben ne kadar ondan çekilmek istesem o benden o kadar geri çekilmek istemiyordu. Hızla yürümeye başladığında otomatik olarak bende geri geri yürümeye başlamıştım. Dudaklarımda ki acıyla inlediğimde dudağımın içinde güldüğünü hissettim. Bir den beni hızlıca ittiğinde koltuğa düşmüştüm.
"Bir daha elalemin adamlarıyla öpüşmeye kalkmak yerine bana gel."
Dediğinde hızla ayağa kalkıp ona tokat attım.
" Sen ne hakla! Ne hakla bana karışabilir benim üstümde hak sahibi olmaya çaalışabilirsin kimsin ki sen? "
" Bir daha bana kim dersen kim olduğumu sana gösteririm Lavinia! "
Omzundan itip tekrar konuştum hızla o kadar sinirliydim ki ağzımdan çıkanları bile hatırlamıyordum.
" Sanane ya sanane! İster milletle öpüşürüm ister milletin altına yatarım."
Dediğimde kolumun acısıyla inledim kolumu öyle bir sıkmıştı ki kopacak sanmıştım.
" Ben seni alırım şimdi altıma!"
" Bırak kolumu! "
Diye bağırdığımda tekrar koltuğa itip parmağını bana kaldırarak konuştu bağırarak.
" Unutma bu geceyi Lavinia! Bundan sonra her gece benim altıma yatacaksın!"
" DEFOL EVİMDEN!"
Diye tüm gücümle bağırdığımda alayla gülümseyip konuştu.
" Unutma. "
Deyip gittiğinde kapıyı da arkasından çarpmıştı. Hızla gözlerimden yaşlar başlarken neye ağlayacağımı şaşırmıştım. O kimdi ki bana bu lafları edebiliyordu? O kimdi ki beni öpebiliyor bana bel altı imalarda bulunuyordu! O kadar çok ağlamıştım ki gözlerim acımaya başlamıştı resmen gidecektim sabah hemen buradan gidecektim. Ani kararla ayağa kalktığımda başımın dönmesiyle sendeledim. Gözlerimi kapatıp tekrar açtığımda hızla odama doğru yürüdüm. Ben bu adamı görmek istemiyordum hızla dolabımın üstünde duran bavulu aldığımda eşyalarımı onun içine tıkmaya başlamıştım saate baktığımda 2 olduğunu görmemle derin bir nefes aldım. Daha çok zamanım vardı ve ben acele edersem birşeyleri unuturdum illa o yüzden sakinleşmeyi denedim. Gözlerimi kapatıp derin derin nefesler almak istesem bile sakinleşemiyordum o lafı benim aklımdan asla çıkmıyordu!
" Unutma bu geceyi Lavinia! Bundan sonra her gece benim altıma yatacaksın!"
Bu laf bana öyle bir koymuştu ki o kadar olurdu yani. Ve ben ne kadar sakinleşmek istesem bile beynimde bu ses yankılanıyordu ve ben bağırmak istiyordum.
SEN KİMSİN?
Tekrar gözlerimi kapatıp derin nefesler almaya çalıştım.
" Sakin ol Lavinia. Yarın buradan gideceksin ve o adam hiç hayatına girmemiş gibi olacak sadece sakin ol. Sakin ol. "
Gözlerimi açtığımda az da olsa sakinleşmiştim. Kendimi o adam için harap etmeyecektim o kimdi ki onun iççin harap olacaktım. Yatağıma oturup sadece saatte bakıp vaktin geçmesini beklemiştim.
Sabah beklediğim saat geldiğinde ayağa kalkmıştım hızla bavulumu alıp evden çıktığımda bir engelle karşılaştım. SERCANLA
Gözleri elimde ki bavula kaydığında bir bavula bir de benim yüzüme bakarak konuştu.
" Yenge içine mi doğdu noldu? "
Dediğinde yorgun ve kızarık gözlerimle ona doğru dönüp konuştum.
" Ne diyorsun Sercan? "
Sesimi duyduğunda kaşları çatılmıştı hızlıca.
" Yenge sen iyi misin? "
Dediğinde alayla gülümsedim.
"Çok iyiyim Sercan. Hatta mutluluktan tatile çıkıyorum. Sen nasılsın? "
Dediğimde o gülümsemedi morel bozukluğuyla konuştu.
" İyi değilim galiba yenge. Neyse boşver beni ben eşlik edeyim istersen o tatile kadar. "
Dediğinde kaşlarımı çatarak ciddilikle konuştum.
" Beni rahat bırak Sercan."
Kafasını olmaz anlamında salladığında konuştu.
" Bundan sonra istesem de bırakamam yenge. "
Diyerek kolumdan nazikçe tutup tekrar konuştu.
" Yenge abimin yanına gitmemiz gerek. "
Dediğinde kolumu çektim hemen ondan.
" Ben kimseyi görmek istemiyorum hele de abini hiç görmek istemiyorum duydun mu beni? Bıraksın peşimi ben dün ona da dedim. "
" Demek ki lafların işe yaramamış yenge. Gidelim. "
" Asla! "
" Yenge özür dilerim. "
" Ne! "
Dediğimde kolumdan nazikçe değil sertçe tutmaya başlamıştı. Kolumun acısıyla ona bağırdığımda o ise beni dinlememiş arabaya zorla oturtup kapıları kilitlemişti.
" Yazıklar olsun sana Sercan! Ben seni olmayan abim yerine koyarken senin beni kurbanlık koyun gibi abi dediğin adamın önüne atacaksın ya yazıklar olsun sana!"
" Yenge yapma bana bunu. Bende emir kuluyum yoksa ister miyim abimin önüne atmayı? "
Ne derse desin yine de o adamdan kurtulamayıp, en güvendiğim insanın beni zorla ona götürmesinin gerçeğini değiştirmiyordu. Bu gerçekle ağlamaya başladığımda o adamın evine yakınlaştığımızı fark eder etmez de bağırmalıya dönüşmüştü sesli ağlamam.
" Sercan beni ona götürme! Beni havalimanına götür lütfen.Yalvarırım Sercan. "
Dediğimde gözleri bende gezinmiş hızla önüne dönmüştü. Eve geldiğimizi fark eder etmez hızla aşağıya inip kapımı açmıştı ve kolumdan tutup beni sürüklemeye başladığında son bir umutla konuştum.
"Sercan lütfen. "
Dediğimde o beni dinlememiş o kapıyı çalmış ve beni içeride ki koltuğa oturtmuştu bile.
Arkamdan gelen alaylı sesle gözlerimi kapattım hızla onu görmek duymak istemiyordum işte. Bunu anlamak bu kadar zor muydu?
" Dün geceyi unutmamanı söylemiştim. Şimdi ise sana verdiğim 2 sözü yerine getirdim. Ben her zaman sözlerimi tutarım Lavinia."
" İsmimden soğudum senin yüzünden lanet herif anma benim adımı o pis dudaklarınla. "
Gülümsedi o yüzsüzlüğüyle gülümsedi.
" Adın için yapabilecek bir şeyim yok ama soyadın için yapabileceğim bir şey var. "
" Asla o masaya oturup imza atmam duydun mu beni! "
Dediğimde Sercan konuştu hemen ona sinirle baktığımda o ise bana üzülerek baktı.
" Aslında yenge senin masaya oturup imza atmana gerek yok. "
" Ne? "
Dediğimde Karan keyifli bir sesle bağırdı.
" Sercan yengenin kimliğini getir koçum! "
Sercan hızla bir yere gittiğinde Karan bana bakarak kararlı bir sesle tekrar konuştu.
" Ve diğer sözümse altıma yatman. Artık her gece altıma yatacaksın."
" Düzgün konuş adi herif asla duydun mu beni asla! "
Sercan elinde duran kimlikle bana yaklaştığında Karan tekrar keyifle konuştu.
" Soyadımın adının yanına yakışacağına emindim. Ama bu kadarını ben bile tahmin edemezdim."
Dediğinde düşündüğüm şeyin olmaması için yalvarıyordum olmasındı.
" Yenge her zaman beni yakardın ama bu sefer kendini yaktın. "
Deyip kimliği elime tutuşturduğumda gördüğüm şey hayatımın şokuydu.
O kimlikte Lavina Giray yazmak yerine,
Lavinia Soydan yazıyordu.
Karan Soydan'ın Ağızından;
Depodaki adama bakarken sinirlerim gerim gerim geriliyordu. Nasıl benim işime mani olurdu?
" Abi yemin ediyorum. Senin olduğunu bilsem yapar mıyım hiç? "
" Yaptın ama piç! "
Diye bağırdığımda korkuyla yutkundu. Sinirle tekrar ona yumruk attığımda düşen sandalyeyle hızla bağırdım kapıda dikilen korumalara.
" Kaldırın lan şu siktiğimin çocuğunu ! "
Diye bağırdığımda hızla sözüme itaat edip kaldırdılar. Tekrar ona vuracağım sırada telefonumun çalmasıyla sinirle küfür ettim. Nefret ederdim işim varken birinin bölmesinden.
Sinirle telefonu elime alıp baktığımda Sercan'ın aradığını görmemle telefonu açıp kulağıma götürdüm hızlıca.
" Ne oldu!? "
" Abi biliyorum depodasın ama, söylemem gereken birşey var. "
Sinirle bağırdım.
" Biliyorsan neden beni arıyorsun ulan puşt! Acil değilse kendi kafana sık Sercan! "
" Abi asıl söylemezsem kafama sıkarsın. "
Dediğinde sıkıntıyla konuştum hızlıca.
" Lavinia' ya bir şey mi oldu? "
"Abi. Yenge karakolluk oldu. "
Dediğinde şaşkınlıkla konuştum.
" Ne? "
" Yenge arkadaşını dövdü hemde çok fena abi. "
Gülerek devam etti cümlesine.
" Ben diyorum tencere kapak misali diye."
Dediğinde sinirle gürledim.
" Biraz daha boş yaparsan seni Lorda yediririm."
" Tamam abi ben kapatıyorum sana mesaj atarım adresi. "
Deyip yüzüme kapattığında arkamı dönüp konuştum.
" Ben gelene kadar dokunanı yakarım! "
Acımasızca gülümseyip konuştum.
" Onun ölümü benden olacak. "
Sinirle karakola ayak bastığımda bu işlerle uğraştığıma inanamıyordum. Küçüktü, böyle şeyler yapması normaldi biliyordum ama onu kendi kurallarıma göre eğitmenin zamanı gelmişte geçiyordu bile.
" Bana bakın ulan! Anne kız delirttiniz beni. Yengemi hemen oradan çıkartacaksın duydun mu beni ?! "
" Benim kızıma böyle nasıl konuşursun sen? Hazır karakoldayken seni de şikayet ederim.
Kavga sesini duyduğumda sinirle adını bağırdım.
" Sercan! "
Diye bağırdığımda hızlıca bana dönüp yanıma yürüdü.
" Abi yok çekmiyorlar şikayetlerini. Elinde darp raporu var kızın. "
Dediğinde kaşlarımı çatarak o kıza doğru ilerleyip konuştum.
" Tek bir soru tek bir cevap. Şikayetini çekiyor musun? Çekmiyor musun? "
Gözlerinde ki korkuyu gördüğümde sırıttım. Benden korkmaları hoşuma gidiyordu.
" Çekmeyecek! "
Diye bağırış geldiğinde gözlerimi İpeğ'in üstünden çekip yanında ki kadına çevirdim.
" Sana soran olmadı? "
Dediğimde sinirle homurdanıp sustu.
Yavaş adımlarla İpeğin önüne gelip diz çöküp konuştum.
" Beni tanıyorsun değil mi İpek? "
Dediğimde korkuyla gözlerime baktığında hızla gözlerini kaçırıp konuştu.
" Hayır tanımıyorum. "
Sakin bir şekilde gülümseyip elimi dizine koydum ve sıktım.