bölüm 20

679 Words
Lina’nın Ağzından : Başımdaki şiddetli ağrıyla uyanmıştım. En son yaşananlar beynime doluştuğunda korku yeniden baş göstermişti. Etrafıma baktığımda bir yatakta olduğumu anlamıştım. Kadın odası olduğu her halinden belliydi. Ben ne yapmıştım böyle bir kez daha aynı işkenceleri kaldıracak gücüm yoktu. Nerde olduğumu anlamak adına pencereye doğru gittim. Gördüğüm şey ise kaçma umutlarımın hepsinin tükenmesine neden olmuştu. Aşağıda ordu denebilecek kadar koruma vardı. Ve bahçenin bir köşesinde de o işkenceleri yapan ve adam öldüren kişi ile biri hararetli bir şekilde konuşuyorlardı. Başımdaki ağrı arttığında elim ile başımı yoklamıştım. Daha sonra elimdeki kan bana çığlık attırmaya yetmişti. Bayılmaktan korktuğum için yatağa oturmuştum. Bir kaç saniye sonra sert adım sesleri ile kapımın açılması bir olmuştu. O iki adam olduğum odanın ortasındalardı. Katildi bu adam belki benimde. Yatakta geriye çekildim. Katil olan söze başlamıştı. Katil olan sert ve soğuk sesiyle söze başladı. O konuştukça uçurumun kenarından düşecek gibi hissediyordum. “Ne oldu niye bağırdın? “Titreyen ve korktuğum her halimden belli olan sesim ile “ Başım “diyebilmiştim sadece. Ve kanlı elimi uzatmıştım görmesi için. Elimdeki kanı görmesi ile bağırması bir olmuştu. “Barbaros! Nasıl farkına varmazsın. Çabuk doktoru çağırın. Demek ki adı Barbarostu. Barbaros denen adam çıktıktan sonra katille baş başa kalmıştım. Bir katille baş başa kalmak korkumu arttırmaya yetmişti. Soğuk buz gibi sesiyle ne kadarını gördün dedi. Bu soru sonumun geldiğini düşündürtmüştü. Ve geri zekalı ben deli cesaretiyle hepsini ve her şeyi demiştim. Tek kaşı kalkmış ve alnındaki bir damar belli olmaya başlamıştı. Tek umudum abim ve babamın yokluğumu hemen fark edip beni hemen bulabilmeleri idi. “Bir deli cesaretiyle bunları söyleyebildiğine göre ya çok safsın, ya da beni çok hafife alıyorsun. Ama emin ol beni hafife almanın ne kadar yanlış olduğunu sana öğreteceğim. Acelemiz yok! “ demisti. Ne demekti uzun süre yaşayacağımı bilmek sevinç oluştururken beni uzun süre alıkoyacağı canımı daha çok acıtmıştı. “ Bende babam ve abimin seni bulduklarında sana yapacaklarının teminatını verebilirim. “ Kuyruğu dik tutmanın yeri miydi bilmiyorum, fakat sözlerimden dolayı daha fazla sinirlendiği her halinden belliydi. “ Beni hafife aldığını değil de gerçekten saf olduğunu kanıtladın. Beni tehdit edecek durumda olduğunu mu sanıyorsun. Yerinde olsam dışarı ile iletişim kurmaya , kaçmaya ve benzeri hiçbir şeye kalkışmazdım. Aksi takdirde sana yapacaklarımdan ve yaşayacağın kabuslardan sen mesulsün. “demiş ve odadan çıkışa yönelmişti. Sonra bir şey unutmuş gibi elini havaya kaldırıp bana dönmüştü ve “ tanışmayı unuttuk bu arada ben seni tanıyorum hem de her şeyini. Ben Barın. Barın Karaduman. Doktor birazdan gelecek. Bir bebek gibi korkar mısın? İstersen gelip birde elini tutayım” demişti. Hem beni kaçırmış hem de beni tehdit ediyordu. Onun katil olduğunu bildiğimi unutuyordu. Benimle olan konuşma tarzı beni yeterince sinir etmişti. Ve lanet olası çenemi tutamayıp yine cevap vermiştim. “ BurAdan çıkar çıkmaz ilk işim seni tutuklatmak olacak. Senin katil olduğunu bildiğimi unutuyorsun. Hem beni burada uzun süre tutman mümkün değil hiçbir eşyam yok burada! Ayrıca benim hayat standartlarımı karşılayacak kapasite yok sende. Bende senin yerinde olsam beni hemen bırakırdım. Belki o zaman bağıslanmak için bir şansın olur. Ayrıca beni tanısan beni kaçırmayı bırak saçımın teline dokunmaya cesaret edemezdin. Ben Tılsım ailesinin kızı Lina Nil Tılsım’ım. Ve hemen beni bırakmanı emrediyorum.” demiştim. Sınırlarımı zorlamadığımı umuyordum ama buda nasıl bir küstahlıktı? Geçen birkaç saniye ardından boğazdan gelen bir ses ile gülmeye başlamıştı. “Sen bana emrediyorsun öyle mi ve sen beni bağışlayacaksın öyle mi? Dur sana kendimi tanıtim ben Barın Karaduman. Bırak Tılsım ailesini Tılsım ailesinden on kat daha büyüğüm. Şimdi kes sesini otur. Doktordan sonra iyi olursan alışverişe çıkarız. Dediğim gibi sakın kaçmaya çalışma aksi takdirde sana sunduğum imtiyazların hepsi son bulur. “ diyip odadan çıkmıştı. Ne demişti o Tılsım ailesinden on kat daha güçlü ise bittiğimin resmi idi. Fakat neden bugüne kadar hiç duymamıştım. Yalan mı söylüyordu. Eğer bu kadar güçlü olsaydı bunu bilmememin imkanı yoktu. Yapacak başka bir şey kalmamıştı elimde. En azından bu sefer kaçırılma standartlarım yüksekti. Alışverişe çıktığımda belki bir yardım bulabilirdim. Bu düşüncelerin ardından doktoru beklemek üzere kenardaki pufun üzerine oturdum. Ne kadar süre geçtiğimi bilmiyordum. Fakat bana çok uzun gelen dakikalar ardından Barbaros ve Barın denen adamla doktor olduğu önlüğünden belli olan bir kadının içeri girmişlerdi.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD