Mira hızla ayağa kalktı. Masada oturduğu sandalyeden kalkarak Tuna’nın tam önünde durdu, avuç içini ona doğru kaldırıp keskin bir “dur” işareti yaptı. “Yavaş ol bakalım,” dedi, sesindeki titreşim hem öfkenin hem de adrenalinini ele veriyordu. “Sen kimin şirketinde racon kesiyorsun, farkındasın değil mi?” Gözlerini Tuna’nın gözlerine kilitledi. Bir insanın içinde aynı anda hem kudurmuş bir öfke, hem de kontrol edilemeyen bir heyecan nasıl yanabilirdi? Mira bunu ilk kez bu kadar net hissediyordu. Tuna, Mira’nın gözlerinden gözlerini tek saniye bile kaçırmadan ona bir adım yaklaştı. Aralarındaki mesafe, nefeslerinin birbirine değeceği kadar daralmıştı. “Unutuyorsun galiba, küçük hanım,” dedi sesini alçaltıp tehlikeli bir sakinlikle. “Ben de bu şirketin ortağıyım. Kendi şirketimde isted

