Mira, her zamankinden çok daha geç uyanmıştı. Göz kapakları hâlâ ağır, bedeninde tatlı bir yorgunluk vardı. Gözlerini açtığında, farkında olmadan yatağın içinde miskin miskin uzandığını hissetti. “Kaç oldu acaba?” diye mırıldanarak elini telefonuna uzandı. Ekrana bakar bakmaz gözleri büyüdü. Saat öğlene gelmek üzereydi. Normalde sabahları erkenden kalkmayı seven, güne enerjik başlayan biriydi. Ama dün gece hem zihinsel hem de bedensel olarak yorulmuştu. Derin bir nefes alıp yataktan kalktı. Üzerine yumuşacık, krem rengi sabahlığını geçirdi. Parmak uçlarında sessizce aşağı indiğinde, ev her zamanki gibi sakindi. Babasının çalışma odasından hafif kâğıt hışırtıları ve klavye sesleri geliyordu. Kapının aralık olduğunu görünce başını uzattı. “Sen emekli olmamış mıydın? Hâlâ çalışma odasında

