Cem, Mira’yı eve bırakırken elini tuttu ve dudağına hafifçe dokundurdu. “Yüzük sana çok yakıştı,” dedi. “Asla pişman olmayacaksın.” Mira, Cem’in onu ne kadar çok sevdiğinden emindi aslında. Onun sevgisinden hiç şüphesi yoktu. Ama kendinden… işte orası belirsizdi. Kendi hislerinden emin olamıyordu. Cem’le uzun süredir birlikteydiler, ona alışmıştı, onunla hayat kurabileceğini düşünüyordu. Ama kalbinin bir köşesinde, adını koyamadığı bir eksiklik vardı. Tıpkı Tuna’yı ilk gördüğündeki o ani kalp çarpıntısı gibi. Her ne kadar birbirlerine düşman olsalar da, Tuna’yı gördüğünde içinde bir yerlerde istemsizce beliren bir gülümseme oluyordu. Kendine bile itiraf edemediği bir gülümseme. Cem’in elleri sıcaktı, güven veriyordu. Ama Tuna’nın bakışları... aklını karıştırıyordu. “Biliyorum,” dedi

