1.BÖLÜM:''BASKETBOL MAÇI''

997 Words
Öneri şarkı: Hande yener- Seksendört RÜYA Güneş’in bakış açışıyla; ‘’Ya kızım bu etek olur mu bunun üstüne ama ya,’’ diye çemkiren çok sevgili arkadaşım Yaren Deniz. Kendisi de ponpon kız aynı zamanda. ‘’Aşkım zaten bir saatlik bir şey ya az dişini sık yani sonra değiştireceğiz üstümüzü, ne takıldın yahu.’’ Ona söylenip dururken bende makyajımı yapıyordum. ‘’Yalnız o değil de bizimkiler kazanır inşallah he, yoksa bu kadar hazırlık emek boşa gidecek. Ayrıca ben söyleyeyim bu Yiğit, kazanamazsa okulu yakar.’’ Gözlerimi devirdim. ‘’Merak etme sen hırsından kazanır o.’’ Lip balm sürünce tamam olmuştum. Son kez şöyle aynaya baktım. ‘’Nasılım?’’ ‘’Süper beybi,’’ diye cevabımı alınca gülümsedim Yaren’ime. ‘’Hadi bebeğim hazırsan toparlanıp çıkalım 45-50 dk falan kaldı zaten maçın başlamasına.’’ ‘’Okay tatlım,’’ diyen Yaren saçlarını eliyle düzeltiyor aynada kendini inceliyordu. Hazırlığımızı tamamlayıp okul yolunu tuttuk. Okula yakın mahallede olduğumuz için yürüyerek gidiyorduk. ‘’Of fena soğuk ha,’’ diyen Yaren paltosunun yakalarını kaldırıyor iyice sarıyordu kendini. ‘’Aynen ama ben Penti’nin mükemmel çorapları sayesinde üşümüyorum,’’ deyip göz kırptım. Bana kıkırdayan Yaren, ‘’Aşkım bacaklarım üşümüyordu zaten,’’ diye bilmişce konuşurken bacağını da öne uzatmıştı. Ona kıkırdarken, ‘’Ama çok iyi değil mi ya hem seksiyiz hem üşümüyoruz.’’ Biz konuşa konuşa birbirimizle eğlenerek okula gelmiş, sonra sınıfça minibüslere binip maçın olduğu sahaya doğru yola çıkmıştık. Otobüste şarkılara eşlik ede ede kısa süren yolculuğumuzu tamamlayıp sahaya geldiğimizde ponpon kızlar olarak yerlerimizi alıp gösteri için son kez provaya başladık. Bizim basketbol takımı ise içeride hazırlanıyorlardı. İlahı bakış açısıyla; ‘’Evet ATMACA Anadolu Lisesi, iyi miyiz?’’ diyen Koç, takımının son durumunu ölçüyor heyecanını almak istiyordu. ‘’Harikayız Koç,’’ diye hep bir ağızdan bağıran gençler gerçekten de öyle hissediyorlardı. Takım kaptanı olan Yiğit arkadaşlarını toplamış son durum kontrollerini sağlıyor herkesle ciddi bir şekilde ilgileniyordu. Koç onu seçtiği için asla pişman olmamıştı. Aksine basketbola aşık bir genç yetişmiş geleceğin çok parlak bir sporcusuydu. ‘’Beyler, n’apacağınızı biliyorsunuz, aylardır deli gibi çalışıyoruz. Biz bu maçı almaya geldik, kaybetmek diye bir şey yok zihnimizde, o sahaya çıkıyoruz ve maçı alıyoruz. Ne yapıyoruz?’’ ‘’Alıyoruz.’’ ‘’Duyamadım?’’ ‘’Alıyoruz!’’ ‘’İşte bu aslanlarım,’’ diye gururla konuşan ise Koç’tu. Elini uzatan Yiğit, ‘’Hadi o zaman,’’ diyerek grubu etrafına toplamış ve herkesin tek tek ellerini birbirlerinin elleri üzerine koymasını sağlamıştı. Bir çember oluşturup hep bir ağızdan coşkuyla bağırdılar. ‘’Oooooo 1 2 3 ATMACA!’’ Az sonra hep beraber sahaya geçerken Yiğit ve çetesi karşı takımın kaptanı ve çetesiyle karşı karşıya gelmişti. Toygar Çetin, iki arkadaşı arkasında, Yiğitlerin yolunu kapatıp elindeki topu ayaklarının önüne attığı gibi sağ ayağının altına alıp, topun üstüne ezercesine bastı. ‘’Birazdan seni de böyle ezeceğiz, Atmacanın Yiğit’i,’’ diye dalga kokan sesiyle alay edip bir de üstüne ağzını yayarak konuşan çocuğun gözlerinden hırsı akıyordu. Yiğit istifini bozmadan, ‘’Duydunuz mu beyler ezecekmiş bizi,’’ diye Toygara meydan okurcasına bakarak ardınki kardeşlerine konuşurken kaşlarını hafifçe kaldırmış Toygarın bu tehditlerine ay götüm şekli bir ifadeyle cevap vermişti. İçinden de tam olarak bu geçmişti. ‘’Dikkat et de ben seni ezip bir de üstüne kahvaltıda ezme niyetine yememeyim Işıkların soytarısı.’’ Dişlerini sıkan Toygar’ın an be an öfkesi de gözlerine yansımıştı. ‘’Kendine çok güveniyorsun bakıyorum da Yiğit Efendi. Façanı aşağıya aldığımda bu laflarını da tek tek yedirecem ben sana bekle sen.’’ ‘’Yav he he’’ diye tabiri caizse götüne takmayan Yiğit elini salladı seni takmıyorum bakışlarıyla. ‘’Hadi çok ötme de maça enerjin kalsın.’’ Toygarın üzerine doğru yürüyerek gidip kafasıyla çekil dedi Yiğit. Birbirlerine delice bakarken yana kayan Toygar yolu açtı ve Yiğit’i takip eden arkadaşları da diğer çocuklara mal bunlar bakışlarıyla geçtiler yanlarından. Mert Yusuf’tan farklı olarak işaret parmağını kaldırmış sallarken dilini ağzında yuvarlamış, Toygarın sağ kolu olan Meteye sizi bitirecez, bakışları atmayı ihmal etmemişti. Biraz sonra oyuncular sahada yerlerini alırken iki takımda kaptanlarıyla konuşuyor motivasyon yenilemesiyle az sonra başlayacak maça kendilerini ayarlıyorlardı. Işıklar ve Atmaca lisesi karşılıklı oturmuş her iki takımında ponpon kızları kendi lise renklerine göre giyinmiş, gösteri için sahadalardı. Herkes bu maç için heyecanlıydı. Her iki tarafta kendi kazansın istiyordu. Çünkü bu maç sayesinde Türkiye’yi basketbol müsamahasında temsil edecek lise belirlenecekti. Bu yıl onlarca okulun içinden sadece bu iki devlet lisesi ön plana çıkmıştı. Rakipler dişliydi. Ama Yiğit hepsinden başkaydı. Bazen geceleri uyumayıp antrenman yapıyor rüyalarında dahi basket oynuyordu. Azmi başarıyı tetikliyor bunca yılın ekmeğini yemeyi bekliyordu. Bu maçı alırlarsa dünya varlığını görecekti. Ve bu gösterisi için ilk adımdı. Toygarda çok farklı değildi ama onun gözünü hırs bürümüştü. Öyle ki sadece çalışarak emek vererek değil, bu uğurda gerekirse suç işleyecek duruma gelmişti. O kendini ön plana atmaktan çok, yıllardır karşı karşıya geldiği Yiğit’i alt etmek istiyordu. Ne demişler, savaşta ve aşkta her yol mübahtır. O da bu savaşı ya kazanacak ya kazanacaktı. Birbirlerini avcının avına bakan bakışlarla süzerken artık maçın başladığını belirten düdük sesi duyuldu. Ve top havaya atıldı, iki takımdan da topa ulaşmak için havaya zıpladılar. Işıklar takımından olan bir çocuk kendi takımına topu attı. Maç resmen başlamıştı. Zaman hızla ilerlerken vücutlar ısınmış ter atıyordu. İnanılmaz çekişmeli bir maç oluyor herkes pür dikkat kendi lisesinin takımına konsantre olmuştu. Bazıları tırnaklarını yiyor diken üstünde oturuyordu. Ponpon kızlar bağırıp takımı gaza getirmeye çalışıyor ama kanları yerine adrenalin akan takımlar sanki kimseyi duymuyor sadece topa odaklanıyorlardı. Oyuncuların kulağında sadece nefes sesleri hakimken gözleri toptaydı. Kaslar gergin ve nabızlar inanılmaz hızlı… İzleyiciler kendi lisesinin adını bağırıyor sayı atan takım kimse o lise çıldırmış gibi bağırıp takımı öven cümleler havada uçuşuyordu. Oyuncular son derece gerginken zaman daha da ilerledi. Toygar artık delirmiş gibiydi, gözü dönmüş Yiğit’i alt etmenin peşine düşmüştü. Sayılar başa baş gidiyor, biri sayı atınca diğeri de atıyordu. Toygar Yiğit’in tam yanından geçerken omuz attı ve dengesini bozmasını sağladı. Yiğit sendeleyince sanki yanlışlıkla çarpmış gibi afallayıp Yiğit’e doğru dönerken Yiğit’in bileğine ayağını sertçe geçirdi. Görenler yanlışlıkla olduğunu düşünsün diye hareket etmişti. Yiğit bu darbeyle dengesini koruyamadı ve diz üstü sertçe düştü. İstemsizce acı bir ah çıktı dudaklarından ve dişlerini sıkıp küfretti Toygara. ‘’Bacağını siktiğim bilerek yaptın lan!’’ derken doğrulup kendine geldi. Arkadaşları da hemen toplanmıştı başına. Yumruğunu sıkmış Toygara atılacakken Koç, hemen yanına gelmiş düdüğü çalmıştı. Mola işareti yaparken düdük sesi kulakları çınlattı.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD