Gözler birbiriyle kilitlenmişti. O an mekânın bütün uğultusu sustu sanki. Zaman durdu, nefesler ağırlaştı. Lina’nın sesi titrek ama meydan okurcasına yankılandı: “Neden?” Dudaklarından dökülen tek kelime Aslan’ın göğsüne hançer gibi saplandı. Berzan’ın kaşları çatıldı, sesinde öfke ile emir birleşti: “Yeşim, Lina’yı götür!” Ama Lina’nın bedeni dinlemiyordu, kalbi kulak tırmalayan bir ritimde atıyordu. Yeşim koluna girdi, çekmeye çalıştı: “Hadi Lina, bırak şimdi, hadi gidelim.” Lina birden sertçe kolunu geri çekti, gözlerinde deli gibi yanan ateşle haykırdı: “Bırak!” Ve gözlerini Aslan’a dikti. Adımları ağırdı, ama her birinde yılların acısı gizliydi. “Neden ha? Söyle bana! Neden beni beş yıl boyunca oraya hapsettin? Neden hayatımı mahvettin? Amacın neydi?” Çığlığı taş duvarları

