Arabada nefesim kesilmişti, kalbim deli gibi çarpıyordu. Berzan arabayı uçurumun kenarına kadar sürmüş, iki tekerlek adeta havada asılı kalmıştı. Aşağıdaki boşluk gözlerimin önünde büyüyordu; karanlıkta derin bir uçurum, taşlı yamaçlar ve yok olan yol… İçim titriyordu. “Berzan, dur! Lütfen!” diye bağırdım, ellerimi koltuğa kenetleyerek. Ama o tek bir kelime bile duymamış gibi, sert bakışını koruyarak arabayı biraz daha kenara çekti. Motorun sesi, taşların çarpması ve gecenin sessizliği birleşince, tüm gerilim doruğa çıkmıştı. Bir an gözlerim kapalı, nefesimi tutmuş bekledim. Ama Berzan… o soğukkanlı ve korkusuz Berzan… yavaşça ellerini direksiyona daha sıkı sardı. Arabanın gerginliği ve tekerleklerin dengesi tamamen onun kontrolündeydi. Arabayı yavaş yavaş geri geri sürmeye başladı. İlk

