Yatağın kenarında oturuyordum. Ellerimi saçlarımda gezdiriyor, dün gece yaptığım her hareketi düşünüyor, utançtan içim kıvranıyordu. Kendimi daha da yatağın içine gömdüm, pikeyi başıma kadar çektim. Dün mutluydum, şimdi ise içim bomboştu. Birden kapı aralandı. Başımı hafifçe kaldırdım. Yeşim girdi, yüzünde sakin bir ifade vardı. “Kek yapalım mı?” dedi yumuşak bir sesle. Başımı yana çevirdim, halsizce fısıldadım: “Sadece uzanmak istiyorum…” O da sessizce yanıma geldi, yatağa uzandı ve bana sarıldı. Onun sıcaklığı içimi biraz olsun rahatlattı. “Ben senin ablan sayılırım. Aramızda kaç yaş var biliyor musun?” dedi. Kaşlarımı çatıp gözlerimi açtım. “Kaç?” “40 yaşındayım.” İstemeden dudaklarımda alaycı bir tebessüm belirdi. “Kırışıkların var. İlk gördüğüm an yaşının büyük olduğunu düş

