Sabahın erken saatlerinde yola çıkan Hümeyra ve Adem, evden ayrılıp onları bekleyen arabaya doğru yürürken tuhaf bir his içindeydiler. Burada geçirdikleri zaman boyunca, ikisi de bu evi bu kadar benimseyeceklerini hiç tahmin etmemişti. Ancak şimdi, üzerinde bir hüzün bulutu belirmişti. Hümeyra, adımlarını atarken sürekli arkasına dönüp bakıyordu. O taş ev sadece bir ev değil, sanki üç yabancının birlikte yaşayarak yuvaya çevirdiği bir yerdi. Buradaki huzuru özleyeceğini hissediyordu… Adem, onu çok iyi anlıyordu. Arabaya binmeden önce, “Merak etme, yine geleceğiz,” dedi. “Bu dışından insanın içini ürperten soğuk görünümlü taş ev, bizim için ateşli hatıralarla doldu. Artık en özel anlarımızın izlerini taşıyor; arada bir ziyaret etmezsek olmaz. Küser sonra…” Hem taş ev, hem de içinde ba

