4.

1048 Words
Bu teklife balıklama atlaması lazım değil mi? Bak bu güne kadar kimse benimle partiye gidemedi. Ona en büyük şansı veriyorum. Murat bana doğru dönüp bakmaya başladı. Sonra etrafına baktı neyi arıyorsa. Sonunda yine kara gözler beni buldu. -Sen bana teklif mi ettin az önce? "Ettim oğlum, hatta çıkma teklifi ettim. Bak benim gibi güzel kız sana partiye gidelim diye teklif ediyor. Düşün artık durumu. " Demek istesem de kelimeler içeride kalmak için ısrar etti. -Evet... Oğlumuzun kaşları çatıldı. Kitaplar masaya kondu ve eğilip yüzünün yakınında durdu. Tamam yalan yok gözler bu yakınlıkta daha güzel. Çilleri bile gözüme batmıyor. Dudaklar.....bir dakika ben ne yapıyorum? Durmuşun burada Murat'a hayran hayran bakıyorum. Kendimi fazlama mı kaptırdım? -Güneş..... İsmimi baktığım güzel dudaklarda duyunca dikkatimi gözlere vermeye çalıştım. Yalnız orası da tehlikeli. Bir de ,burnuma gelen o has kokusu olmasa.... Millet ne oluyor dağılın bi.. -Senin amacın beni koluna takıp egonu mu tatmin etmek? Bakın yakışıklı olmayan çocuğa şans verdim demek mi? Anlaşılan derdin kendinden bahsedilmesi. Gömdü, resmen beni yine gömdü. Aslında haklı. Herkes bizden bahsedecek. Bu kız o kadar yakışıklıya hayır dedi, bu oğlan ne diyecekler. -Yakışıklı olmadığını kim söyledi? Böyle söyleme sebebim o kelimeyi söylerken ki yüz ifadesi. Sonuçta öz güveni olan bir insan, ama birden yüzü değişmişti. Bu çocuk buna takmış anlaşılan. -Yapma Güneş, oyun oynama. Her zaman ki gibi beni görme ve konuşma. İki senedir aynı sınıftayız bir kere bile beni fark ettin mi? Çocuk haklı demekten yoruldum. Özlem bana Murat'ı tavla demese ben görmezdim. Şimdi kendime kızacağım sanırım. -Tamam yeni fark ettim, haklısın. Sende beni anla, seni tanımaya çalışıyorum. Şu an oyun yoktu. Gerçekten gönlünü almaya çalışıyorum. Yalnız olduğumuz pozisyon dedikodu kazanını baya kaynattı. Şikayetçi miyim? Yooo gayet keyfim yerinde. Geri çekilirken alıştığım yüzün uzaklaşmasını izledim. Bana inanmadığı her halinden belliydi. Etrafa baktı, bize bakan gözlerle karşılaştı. Sonra içten olmayan ama acı çeker gibi gülüşüyle beni izlemeye başladı. Kendimi suçlu bir çocuk gibi hissediyorum. Şimdi hayır derse özür dileyeceğim ve bir daha rahatsız etmeyeceğim. -Kimsenin görmediği beni tanımaya çalışıyorsun. Etrafında bir sürü erkek bir kahve bile içmek için senden cevap beklerken sen benimle partiye gitmek istiyorsun. Bunlara inanmalı mıyım? Murat çekip gider ve Güneş öylece kalır. Yok arkadaş tavlama işi bana göre değil. Zaten çocuğun kalbini kırdık en iyisi bu işten vazgeçmek.. İşin sonu kötüye gitmeden geri adım atıyorum. Bu çocuk iddia sonucu onu tavlamaya çalıştığımı öğrendiğinde o güzelim kara gözler kim bilir nasıl bakacak bana? Ah be o gözler .... Toparlandım ve anfinin yolunu tuttum. Az önce yaşadıklarımı düşünürken biri yolumu kesti. Kafamı kaldırıp baktığımda yakışıklı bir çocuk gülümseyerek bana bakıyordu. Kesinlikle Murat daha güzel gülüyor. -Selam Güneş ben Yiğit. -Selam. Çocuk ne kadar yavşaksa ben o kadar ciddiyim. Azcık adam olun be, git biraz Murat'tan ders al. Yok ben iyi değilim. Her şeyi Murat'a bağlıyorum. -Ne vardı? Kabayım, çünkü bir an önce sınıfa gitmek istiyorum. Şok olmuş çocuğumuz konuşmaya çalıştı. -Parti için söz verdiğin biri yoksa, benimle gelir misin diyecektim. -Yok... -Yani tamam mı? -Hayır seninle gelmeyeceğim. Şimdi çekil önümden derse gideyim. Oğlum benim teklif ettiğim kabul etmemiş. Ben seni niye kabul edeyim? Omzuma atılan bir kol ile bu kez kim diye baktım. -Mert, günaydın. -Günaydın. Hayırdır pek dalgınsın? -Evet biri beynime girdi ve oradan çıkmıyor? - Hayatında biri mi var? Partiye geleceğin kişi o mu? Merakla cevap beklerken düşündüm. Murat benim hayatımda ki biri miydi? Hayır...O zaman neden şu anda beynim onunla doluydu? -Teklifimi kabul etmedi. -Bir dakika sen birine teklif ettin o da kabul etmedi mi? Bu çocuk kim merak ettim. Senin gibi bir kızı kabul etmediğine göre kesin salak. -Salak deme ona. Evet savunma maduna da geçtik. Ama haksız mıyım? -Sen baya baya kaptırmışın kendini. Hiç kimseye evet deneyen Güneş'i kim etkiledi bunu öğrenmeliyim. Ne yani bu çocuk beni etkiledi mi? Bu sırada dersliğin kapısında duruyorduk. Murat'ın olduğu yere baktım. Bir an göz göze geldik. Peki ben bu çocuğu gerçekten beğeniyor muyum? Daha dün bu gün iki kardeşim. Bu bence merak, kabul edilmemenin hırsı. Kötü çuvallamanın acısı. Tamam gözler güzel, koku nefis. Parmakları unutmayalım, ama bunlar yeterli mi? Beyin durdu bende. -Güneş kim bu çocuk söyleyecek misin? -Mert birini tavlamak için ne yaparsın? Duydunuz, bunu sordum. Hani vazgeçmiştim? Yok vazgeçmedim arkadaş. Saçmaladım biliyorum. -Yani benim iki senedir tavlamaya çalıştığım biri var. Beceremediğimi var sayarsak sen benden taktik alma. -Konumuz bu mu şimdi? Sen benim arkadaşımsın bunu hallettik sanıyordum. -Tamam sakin ol sadece şakaydı. Israrcı ol, ama bıktırtma çocuğu. -Bu ne ya göster ama elletme der gibi. Beyimiz gülüyor tabi ,kardeşim ciddiyim yakacağım bir şeyleri. -Ne alaka Güneş? Çocukla ilgilen diyorum. Etrafında olduğunu belli et diyorum, ama boğma yani. Yeter ya bu ne arkadaş demesin. O zaman senin gibi bir kız bile ilgisini çekmez. -Sağolll... Nede yardımcı oldun. Bu iş ne kadar zormuş arkadaş? Mert ciddi olarak yaklaşıp iki kolumu  tuttu. -Gerçekten kim bu çocuk? Sana nasıl hayır diyor? En önemlisi sen onu tavlamaya mı çalışıyorsun? Bir sürü soru ve ben kaçmayı seçiyorum. Kendim bile ne yaptığımı bilmezken ona ne anlatacaktım. -Ders başlayacak , girelim. Mert beni bıraktı ve sırama geçip oturdum. Beynimde sorular cevapsız gezerken ne yapacağımı düşündüm. Vaz mı geçmeliyim yoksa sonuna kadar gitmeli miyim? -Canım. -Özlem geldin mi? Gel beni bu sıkıntıdan kurtar kardeşim. -Ne oldu bu yüzünün hali ne? Ah demek o kadar belli ediyorum. İki günde yaşlandım arkadaş. Boşuna aşk bana göre değil demedim ben size. Dur bir dakika ben ne aşkından bahsediyorum. -Ne oldu anlatsana? -Murat beni yine ezdi ve gitti. -Canım ben sana bırak diyorum sen ısrar ediyorsun. Yani anlamıyorum ki neyin inadı bu? -Kara gözlerin inadı. Özlem bana anlamaz gözlerle bakarken hocamız giriş yaptı. Zorla da olsa kendimi derse vermeye çalıştım. Ders bittiğinde ara verdiğim her şey geri geldi. Bu işi bitirmek için Murat'a doğru yürümeye başladım.Beni bu sefer fark etti ve kafasını kaldırdı. Bir süre birbirimizi izledik. Nerden başlasam diye düşünürken o başladı. -Yine mi aynı konu için geldin. Tamam seninle partiye geleceğim, ama ondan sonra beni rahat bırakacaksın. Kabul mü? Ben yanlış mı duydum az önce, yoksa gerçekten teklifimi kabul mü etti? Bu kadar sevinmem normal mi? Sanki dünyanın en mutlu haberini almış gibi gülüyorum. En son oda bana dayanamayıp gülmeye başladı. Biliyorum az önce bitirmeye karar vermiştim. Şimdi ise o işi parti sonrasına bırakıyorum. -Tamam mı? -Ne tamam mı Murat? Ben anlamaz gözlerle bakarken o zorla gülmemeye çalışır gibi bir hali vardı. -Seninle ne yapacağım ben? Bence beni sev, ben tam sevilecek  kızım....
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD