İKİ YIL ÖNCE 1952 / 11 ŞUBAT (Yiğit gitmeden birkaç hafta önce) “Yine mi gidiyorsun Esra?” dedi Gül, elindeki bulaşıkları hafif bir sitemle kurularken. “Gitmem gerek, bu gece buluşacağız. Hem biliyon Gül, görüşemiyoruz çok.” dedi Esra, anası hastayken Yiğit ile nasıl görüşebilirdi? Babasından kalan fabrikanın başında çok vakit geçiriyordu Yiğit. Esra da hasta döşeğinde yatan anasının baş ucundaydı hep. İçine derin bir hüzün çöktü Esra’nın. Hiç gidesi yoktu ancak özlemi öyle ağır basıyordu ki ne ara böyle büyük bir kara sevdanın içine düştüğünü kendisi de bilmiyordu. İçinde bir sıkıntı vardı sanki Yiğit’i görmese bu sıkıntı katlanıp artacaktı. “İyi tamam git, ama biri bir şey derse görmedim derim haberin ola.” “Sağ olasın Gül.” dedi Esra, koşar adımlarla mutfaktan çıktı. Ev ahalisi ye

