Havalar yavaş yavaş ısınmaya başlıyordu. Kışın soğukluğunun yerini, güneş almıştı. Islak toprağın üzerinde bitkiler yeni yeni açmaya başlıyordu. Aradan geçen günlerde git gide toparlanmaya başlıyordum. Yiğit hakkında öğrendiğim gerçeklerle yüzlemiştim. Her ne kadar olanlar için kendimi suçlasam da o buna izin vermemişti, elimden tutmuş beni kaldırmıştı. Beni sarıp sarmalamış, tatlı sözleriyle iyi olduğuna inandırmıştı. İstemesem de geçmişi geride bırakmaya çalışarak önüme bakmayı dilemiştim. Yiğit, o günden sonra konunun bahsini dahi açmamıştı. Her ne kadar içimdeki sırrı ona söyleyememek beni kahretse de, belki de ikimiz için iyi olan buydu. Belki kimse ortaya çıkmazsa, ben söylemezsem kimse öğrenmeyecekti bu gerçekleri. Yiğit’in bunlardan bir haber olması çok daha iyiydi. Onu birazcık

