“Özür dilerim…” Kelimeler kifayetsiz kalırdı ya hani, gerçekten de öyleydi. Bazı cümleleri yaşamadan bilemezdik. O acıyı, üzüntüyü içimizde yaşamadan neler olduğunun farkına dahi varamazdık. Bir özür kapatır mıydı tüm geçmişin üzerini veyahut bir dokunuş götürebilir miydi tüm kötü hisleri? Kollarını bana sıkıca dolamış olan kıza, kızabilir miydim? Onu yargılayabilir miydim? Başımıza gelen şeylerden sonra onu suçlayabilir miydim? Niçin, gecenin bir vakti dolaştığı için mi, yoksa kız olduğu için mi? Suçlayamazdım, asla kimse suçlayamazdı. Gecenin bir vakti onu korkutan, kendini adam sanan itleri değil de onu suçlayamazdım. Melek, adı gibi Melek kalsın diye, bir kızın canı yanmasın diye ona yardım etmiştim, bundan asla pişman olmamıştım. O geceden sonra onu arasam da bulamamış, bir türlü

