15.Bölüm

1412 Words
Karşısında gördüğü annesiyle öylece kalakalmıştı Devrim. Kucağında Berivan, karşısında onlara şaşkınca bakan annesi.. “Hanım, girsene içeriye ne kaldın kapıda..” dedi Rüstem bey. İçeri doğru bir adım atacağı sırada , “Dur..!” diye bir tık yüksek sesle bagıran karısıyla şaşkınca kaldı olduğu yerde adam. “Eve girmeden, git ekmek alıver Rüstem.” “Yav acelen ne alırız, bir soluklanayım..” “Yahu ne inat adamsın, git al işte. Kahvaltıyı hazır edip uyandırcam oğlanı Allah Allah..” diye söylenip, kapıyı pat diye kapatmıştı kocasının suratına Fatma hanım. Kapanan kapıyla beraber, koridorun ortasında hala kucağında kızla dikilen oğluna döndü tekrar. “Ne dikilip duruyorsun. Geç arka odaya, baban gelecek şimdi.” dedi sinirli bir sesle. Annesinin sözüyle girdiği şoktan anca çıkabilmişti Devrim Alaz. Hemen girdi yatak odasına ve Berivan’ı yavaşça bıraktı yatağın üzerine. Fatma hanım, kapının ağzında dikilmiş çattığı kaşları ile izliyordu oğlunu. “Kim bu kız Devrim? İki ay önce oraya geldiğimde hiç anlatmadın.” dedi net bir tonda. “Anne dur bi. Kızın ateşi var, üzeri sırılsıklam görmüyor musun?” “İyi çıkıyorum ben değiştir, gel içeriye.” “Ne.. Ben mi?” diyip bir hışımla kalktı ayağa Devrim. “Ben mi değiştireyim senin karının üzerini oğlum?” diyip tek kasını kaldırıp baktı oğlunun yüzüne Fatma hanım. Ama Devrim’in mimiklerinden bir sıkıntı olduğunu anlamıştı. “Oğlum..! Kucağında banyondan çıkardığın kız karın değil mi senin ?” “Yoo.. “ “Allahım sen aklıma mukayyet ol.. Kim oğlum bu kız, nikahsız ne halt yemeye kaçırıp geldin kızı..” “Ne kaçırması anne.. Yok öyle kaçırma, nikah falan.. Hem sen nereden duydun benim döndüğümü..” “Sence..?” diyip yatağın başına ilerledi kadın. Ardından da; “Çık sen hadi. Ben hallederim..” diyip oğlunu odadan gönderip, yaklaştı kızın yanına. Bir süre izledi uyuyan kızı, “Pekte güzelmişsin..” diyip memnunca kıvrıldı dudakları iki yana.. “Kızım.. Aç bakayım gözünü. Hadi evladım..” diye kendisine usulca seslenen kadınla gözlerini zor bela aralamıştı Berivan. Karşısında gördüğü kadınla gözleri korkuyla açılıp, yataktan doğrulmak istesede vücudunda sanki taş taşımış gibi bir ağırlık vardı. Fatma hanım kızın korktuğunu anlayıp , elini bir anne şefkatiyle Berivan’ın dizinin üzerine koydu; “Korkma kızım. Devrim’in annesiyim ben.” dedi. Duyduğu şeyle gözleri daha bir şaşkınca açılmıştı Berivan’ın. “Şey.. ben.. yani biz..” “Sakin ol kızım, konuşuruz bunları. Hadi kalk üzerini değiştirelim önce. İyice hasta olacaksın.” diyen kadınla Berivan sırılsıklam olduğunu anca idrak etmişti. “Neden ıslağım ben..” “Ateşin vardı, duşa soktum seni kızım. Nerede kıyafetlerin, yardım edeyim sana.” diyen kadının naif sesiyle içine bir huzur dolmuştu Berivan’ın. Eliyle yatağın kenarında duran çantayı işaret etti. Fatma hanım, çantayı alıp, içine bakmaya başladı. Önce iç çamaşırlarını uzattı kıza ve arkasını dönüp çantadan kıyafet aramaya başladı. Arkasını dönen kadınla Berivan aceleyle değiştirdi iç çamaşırlarını, yatağın pikesini boynuna kadar çekip; “Şey.. alabilir miyim kıyafetleri..” diyen kızla döndü yüzünü Berivan’a Fatma hanım. “Bunların hepsi kısacanak elbiseler kızım, hastasın zaten. Pijama falan yok mu?” “Yok, yani acele çıkınca almamışım..” “Anladım. Neyse olsun idare ederiz şimdilik.” diyip elbiseyi Berivan’ın, boynundan geçirmeye çalışırken, kızın utandığını farketmişti. Hafif bir tebessümle; “Utanma kızım, bende senin bir annen sayılırım. Senle yaşıt kızlarım var. Sahi sen kaç yaşındasın?” “18..” “Ay vallahi doğru demişim.. Benim kızlarda 18 yaşındalar..” diyip giydirdi Berivan’ı. Ardından da çantada gördüğü tarağı aldı eline, “Dön bakayım, saçların ıslak ıslak başını ağrıtır.” diyip taramaya başlamıştı Berivan’ın saçlarını. Kadının bu cana yakınlığı Berivan’ın içini sızlatmıştı adeta. Daha önce hiç yaşamadığı, tek özlemi olan anne şefkatini hissediyordu sanki. Çıt ses çıkarmadan öylece oturdu kadının önünde. Fatma hanım da incitmeden, yavaş yavaş tarayıp, birde güzelce ördü kızın saçlarını.. O sırada Devrim kapıda durmuş izliyordu annesi ile Berivan’ı. Yüzünde içten bir tebessümle annesinin, tıpkı kız kardeşlerinin saçlarını taradığı gibi, Berivan’ın da saçlarını taraması hoşuna gitmişti adamın. İçeri girmekten vazgeçip, tekrar döndü salona. Çok geçmeden de, zil çalmış Fatma hanım kalkmıştı ayağa. “Hadi sen biraz daha dinlen, ben kahvaltıyı hazır edeyim, birde güzel bir ıhlamur demlerim bişeyciğin kalmaz Allah’ın izniyle.” diyip çıktı odadan. Giden kadının ardından Berivan bir süre öylede kaldı yatağın üzerinde. “Ne iyi insan.. Annene çekmişsin Alaz bey..” diyip çevirdi başını aynadaki yansımasına. Fatma hanımın ördüğü saçını aldı avuçlarına.. ~~~ Elinde sıcak ekmeklerle çıkıp gelmişti Rüstem bey. Devrim babasını görür görmez hemen ayaklanmış, elini öpüp sarılmıştı. “Hoşgeldin babam. Haber etseydiniz keşke..” diyip gülen oğluyla çattı kaşlarını Rüstem bey. “Sen haber ettin mi hayırsız.. Ayten hanım olmasa döndüğünü bile öğrenmeyecektik..” diyip ufak bir sitem etti oğluna adam. “Ayten mi? Tabii ya Ayten teyzenin radarından kim kurtulmuşta biz kurtulalım.” diyip gülmeye başlamıştı Devrim. “He.. sağolsun gece aradı, konuştular annenle. Anana kalsa gece çıkıp gelecektik, zor tuttum.” diyip seslendi karısına. “Hanım.. çay hazır mı? Öldük acımızdan..” diyen kocasıyla Fatma hanım elleri belinde dikildi salonun kapısına. “Bağrınıp durma be adam. Kızcağız uyusun biraz.” “Hangi kız..” diyip kaşları şaşkınca havalanmıştı Rüstem Beyin. “Ne kızı..? Ne oluyor?” “Oğluna sor Rüstem bey.. “ diyip başındaki örtünün ucunu attırıp girdi geri mutfağa Fatma hanım. O anda kapının önünde beliren Berivan’la iki adamın bakışları da kıza dönmüştü. “Ne oluyor oğlum. Hanım kızım kim?” diyip baktı kapının önünde ellerini önünde birleştirmiş, mahcup mahcup duran kıza. “Konuşuruz babam.. Gel dağ ke.. aman Berivan. Ayakta kalma..” dedi Devrim ve Berivan geçip oturmuştu koltuğun ucuna. “Ee hadi kahvaltı hazır..” diye seslenen Fatma hanımla hep birlikte geçtiler mutfağa. Berivan tanımadığı insanların karşısında çekine çekine oturuyor, aldığı bir parça ekmeği döndürüp duruyordur elinde.. “Kızım ye hadi, çekinme. Bizde senin anan, baban sayılırız.” diyen Fatma hanımla, Rüstem beyin çay boğazına durmuştu.. Bir bardak suyu tepesine diktikten sonra; “Öyle mi sayılırız..” dedi şaşkınca.. ardından da döndü oğluna; “Kaçırdın mı lan kızı..?” dedi. Babasının sorduğu soruyla Berivan ve Devrim’in bakışları birbirine dönmüştü anında. “Yok.. yani evet kaçırdım ama öyle kaçırmadım..” diyip kem küm yapmaya başlamıştı Devrim. “Kaçırdın mı kaçırmadın mı oğlum?” dedi Rüstem bey. Keskin bakışlarını bir an olsun çekmedi oğlunun yüzünden. O anda; “Ben kendim kaçtım efendim..” diyen kızın sesiyle masadaki herkesin şaşkın bakışları Berivan’a dönmüştü. Berivan’ın sesi, sofranın üzerinde asılı duran sessizliği kestiğinde, sanki herkes bir an nefes almayı unutmuştu. Genç kızın gözlerinde bir mahcubiyet, elleri hala birbirine kenetliydi. Çekingenliği göz bebeklerinden okunuyordu. Rüstem Bey’in ise yüzünde karışık bir ifade vardı. Ne diyeceğini bilemedi önce. Göz ucuyla oğluna baktı, sonra karşısındaki kıza döndü. “Sen… kendin mi kaçtın?” diye tekrar etti, bu kez sesini biraz daha yumuşatarak. Berivan başını hafifçe öne eğdi. “Evet.. Alaz’ın suçu yok. O bana yardım etmek istedi sadece” dedi Berivan. Fatma Hanım, tezgahın kenarında elindeki çay bardağını kenara bırakıp, başını çevirip kızın yüzüne bakmaya başladı. Bir annenin yıllar içinde geliştirdiği o içgüdüyle, yalan mı söylüyor, korkudan mı susuyor diye süzdü onu. Ama gördüğü şey, bir yalan değil; yutkunmaya çalışan bir hayatın doğruluğuydu. “Peki neden yardım ediyordu kızım sana Devrim?” dedi Rüstem Bey, bu sefer sesinde bir merakla. Berivan gözlerini kaçırdı. “Ben..” diyip başını kaldırmadan baktı Devrimin gözlerine. Düğünümden kaçtım demeye dili varmadı belkide. Kızın bakışlarında ki ürkeklik içimi sızlatmıştı Fatma hanımın. “Annen baban, onlar neredeler?” diyen kadınla Berivan’ın gözleri dolmuştu anında. “Yok.. Yani annem vefat etmiş. Babamda..” diyip sustu. Gerisini getiremeyip, gözlerini masa örtüsüne sabitleyip, sıktı dişlerini. Anlatmaya hazır değildi. Ama karşısında ki insanlara yalan da söyleyemezdi. “Ben bu kadar sorguya çekmiyorum insanları, yeter anne..” diyip gülümsedi Devrim. Ortamın havasını değiştirmek, Berivan’ı bu sorgu çemberinden kurtarmak istedi. Ama Fatma Hanım, kızın bu sözleriyle kalbinden vurulmuşa dönmüştü. Berivan’ın Annesinin vefat ettiğini söylerken, titreyen sesi içini yakmıştı kadının. Elindeki ekmeği kenara bırakıp, elini tuttu kızın, ‘Ben varım’ der gibi.. Rüstem Bey, sandalyesinde geriye yaslanıp, derin bir iç çekti. “Madem öyle, bir şekilde yoluna bakacağız. Ama bu iş böyle yarım yamalak olmaz oğlum,” dedi Devrim’e, sert ama kırmadan. “Biliyorum baba. Konuşuruz… hepsini anlatacağım. Ama bir düzen kuralım önce.” diyip başını salladı Devrim. “Hadi için çayınızı da soğumasın. Allah büyüktür… hayırlısı neyse o olur.” diyip çaydanlığı alıp, boş bardakları doldurdu Fatma hanım. Ve sessiz sakin devam ettiler kahvaltılarına. O an Berivan, hayatında ilk defa yabancı hissetmediği bir masada oturduğunu fark etmişti. Çayından bir yudum aldı ama içini ısıtan sadece çay değildi artık. Karşısındaki ailenin içtenliği, onu sorgusuz sualsiz bağrına basmaları, Rüstem beyin bakışlarındaki Babacan tavır, Fatma hanımın elini tutarken ki o sıcaklık.. Yılladır Özlem duyduğu tek şeydi Berivan’ın..
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD