31.Bölüm..
Açılan ekranla beraber salonu davetlilerin kahkahaları doldurmuştu. Devrim Alaz’ın silah arkadaşları omuz omuza vermiş, başları yerde, yakalarında Devrim’in resmi ve Arka fonda
‘son pişmanlık neye yarar..’ çalarken tüm salon kahkahalara boğulmuştu..
Son olarak Erhan Amir, geçti ekrana..
“Yaktın başını Devrim Alaz yaktın..” diyip oda eğdi başını.. Canlı olarak verilen görüntüler ile Devrim’in de Berivan’ında yüzü gülmüştü..
“Böyle yanmaya can kurban Amirim..” diyip baktı sevdiği kadına.
“Aslansın Komiserim..”
“Helal olsun sana bilader..”
“Adamsın be Devrim Alaz..” diye hep bir ağızdan bağıran görev arkadaşlarından sonra kapanmıştı ekran. Fatma hanım ve Rüstem bey gururla baktı evlatlarına.. Derman göğsünü gere gere bakıyordu kardeşine. Herkesin yüzünde güller açarken; Devrim karısının elini tutup geçti pistin ortasına.
Piyaniste el hareketi yapmasıyla
“Ne köşk ne saraya..” diye başlamıştı oyun havası..
Devrim kaldırdı kollarını, karşısında karısı..
Berivan önce bir adım geri çekilir gibi yaptı ama sonra gülerek dizlerini kırdı, kollarını iki yana açtı.
O anda salonun ışıkları biraz kısıldı, müziğin ritmi hızlandı. Devrim ayaklarını vurdu yere,
Berivan’ın eteği savruldu, başı geriye düşerken kahkahası yayılıyordu havaya. Bir alkış, bir tempo, bir uğultu… Pistin etrafı çember gibi sarılmıştı.
Oyunun sonuna geldiklerinde birden müziğin sesi kısılmış,
“Dert Gelmesin Başına
Kıyamam Gözyaşına
Değişmem Ankaraya
Girsen Yetmiş Yaşına
Dert Gelmesin Başına
Kıyamam Gözyaşına
Değişmem Ankaraya
Girsen Yetmiş Yaşına...”
diye sevdiği kadının gözlerinin içine baka baka son nakaratı söyleyen Devrim’in sesi kalmıştı.
Sonunda biten müzikle, büyük bir alkış tufanı kapmuştu.
“Ne zaman ayarladın bunu Alaz?” diyen kıza baktı Devrim gülerek..
“Evet dediğin gün..” dedi ve Berivan’ın alnına bastırdı dudaklarını..
Hayali, gözlerinin önündeydi Devrim’in.. Oysa onu o dağ başında bir daha göremeyince;
“Sevda bir daha nasip olmaz bana.” demişti. Ama nasibi kendi ayaklarıyla gelmişti ona. Kaderiydi dağ keçisi onun.. Onundu artık..
Danslar edilmiş, herkes kurtlarını dökmüştü. Takı merasiminin uzun süreceğini bildiklerinden misafirlerin hediyelerini bırakması için sandık hazırlamışlardı. Böylelikle, takı töreninde kaybedecekleri o zamanda bol bol eğlenmişti herkes.. Sonunda, düğün bitmiş, herkes dağılmıştı. Evin önüne geldiklerinde, Devrim mahalledeki arkadaşlarının damat uğurlaması için hazır olduğunu bildiğinden, uyanıklık yapıp hemen arabayı garaja çekmişti. Böylelikle yiyeceği dayaktan da kurtulmuştu.
Ama mahallenin gençlerinin elinden kurtulsada dilinden kurtulması ne mümkündü. Kendi katının olduğu apartman camından baktığında ellerinde meşalelerle arabadan son ses müziği açmıştı gençler..
“Armuda saplı dedin
Üzüme çöplü dedin
Sonunda ayvayı yedin
Oh canıma değsin vah vah
Oh canıma değsin” diye hem söylüyor , hem oynuyorlardı..
“Kolay gelsin Devrim agaaaa..!” diye bagıran arkadaşlarından birine sinirle baktı Devrim. Ardından yanında yüzü utançtan kıpkırmızı kesilen karısına döndü.
“Ulan İbiş..! Yarın bulurum oğlum ben seni..” diye bağırıp, ayakkabısını eline aldığı gibi fırlattı gençlere ve kapattı camı geri..
“İsmimizi yazmamışsın Devrim Alaz..! Ayıp değil mi..” diyip ayakkabıyı havaya kaldırıp kahkahalarıyla inletmişti gençler mahalleyi.
Kapının önüne geldiklerinde, başını hafiften çevirip, baktı karısının yüzüne Devrim.
“Yeni hayatımıza hazır mısın dağ keçim..” dedi.
Cevap vermeden başını sallamakla yetinmişti Berivan. İçinde bastırmaya çalıştığı heyecan yüzüne yansımıştı resmen..
“Birgün bile pişman olmayacaksın, şu kapının eşiğinde veriyorum bunun sözünü sana. Şu kapıdan bir gün olsun yüzün asık çıkmayacaksın..” diyip kapıyı açtıktan sonra kızı bi hamlede aldı kucağına Devrim..
İçeri girip, kapıyı kapattıktan sonra Berivan’ı indirdi yere.
“Acıktın mı? Bişeyler yiyelim istersen..” diyen adamla, malum işi ne kadar geciktirirse o kadar iyi olur düşüncesiyle, hemen gözleri parlamıştı Berivan’ın.
“Olur.. vallahi çok güzel olur. Kurt gibi açım..” diyip gelinliğinin ucunu tuta tuta ilerledi salona..
“Tamam sen geç, yemek bırakmıştı annemler dolaba. Ben bi bakayım..” diyip girdi mutfağa Devrim. Berivan’ın heyecanını anlamıştı, oda.. Bu gece konuşulmayan ne varsa konuşmaktı zaten niyeti. Aceleside yoktu zaten onun için.
Berivan’da, salona girip yaktı ışığı.. Ama ışığı yakmasıyla, birden korkuyla çığlık atmıştı.
Karısının çığlığı ile, elindekileri tezgaha bıraktığı gibi koştu salona Devrim.
“Ne oluyor..” diyip salona girdiği gibi koltuğa kurulmuş, bacak bacak üzerine atan adamla önce şaşırmış, ardından da öfke ile çatmıştı kaşlarını Devrim.
“Ooo hoşgeldiniz çifte kumrular..” dedi Botan ağa.. elindeki silahın ucunu Berivan’a doğrultmuş, dudaklarında iğrenc bir sırıtış ile bakıyordu ikisine..
“Seni öldürürüm..! Bu defa kurtuluşun olmaz Botan Erxânî..!” diyip Berivan’ı arkasına aldı Devrim. adama doğru bir adım atacağı sırada, ensesine dayanan soğuk namlu ile kalmıştı öylece. Botan ağanın adamlarından biri Devrim’in başına silahı dayamışken, diğeri Berivan’ın boynuna kollarını dolayıp, Botan ağanın önüne atmıştı kızı..
“Bırak onu..! Kızı bırak ulan şerefsiz..” diye bağıran adama baktı Botan ağa..
“Kızı bırakayım he..! Bu kız zaten benim Komiser.. Benim olanı almanın bedelini ödeyeceksin..! Ödeyeceksiniz..” diyip silahın namlusunu usul usul gezdirdi Berivan’ın yüzünde..
“Özledin mi beni yavru ceylan..” diyip bu defa işaret parmağını gezdirmeye başladı kızın yüzünde.. Botan ağa Berivan’a her dokunduğunda eti sökülüyordu sanki Devrim’in..
“Dokunmaaa..! Dokunma kıza orosbu evladı..” diye bağıran adama baktı alayla Botan ağa..
Berivan’ın korkuyla elinden düşürdüğü evlilik cüzdanına kaydı gözü bir an.
“Evlendiniz he.. Benim düğünümden karımı kaçırıp kendine karı edeceksin he komiser..” diyip ayağa kalkıp, dikildi Devrim’in karşısına.. Arkasında boşta duran adamlarına işaret verdiği gibi, iki adam birden Devrim’i tutmaya başlamıştı.
“Öyle bi dünya yok Komiser.. Botan Erxaninin bahçesinde çöp bile alınamayacağını öğreneceksin..” dedi ve geçirdi yumruğunu adamın suratına.. o sırada diğer adamda Berivan’ı güçlükle tutuyordu..
“Bıraaaak..! Yapmaaa..” diye feryad figan bağıran kızı umursamadan var gücüyle ardı arkası kesilmeyen yumruklarını Devrim’in suratına indirmeye devam ediyordu Botan ağa.
“Yapmaaa.. yeter artık, yapma..” dedi Berivan titreyen sesiyle.. Gözü yüzü gözü kan içinde kalmış sevdiğindeydi. Ama ne bir adım ileri gidebiliyordu, ne de durdurabiliyordu Botan’ı..
“Seni mi kıracağım yavru ceylan.. yetsin bakalım.. hem enerjimi kocanla harcamak sana haksızlık olur..” diyip dikildi kızın karşısına..
“Malum.. gecemiz daha yeni başlıyor..”. diyip Berivan’ın yüzünde tekrar ellerini gezdirirken, birden parmağını ısıran kızla bu defa Botan ağanın acı çığlığı inletmişti odayı..
“ Seni sürtük..!” Diyip öfke ile sert bir tokat yapıştırdı kıza.. Ardından kızın çenesini avuçlarına arasına alıp var gücüyle sıkmaya başladı..
“Seni öldürecem ulan..! Yemin ederim ölümün benim elimden olacak piç..!” dedi Devrim. Botanın karısına dokunduğu her an canından can gidiyordu adamın.. Çaresizce kurtulmaya çalışıyordu kendisi sıkı sıkı tutan adamlardan. Ama uyanık adamdı Botan Erxânî. Devrim Alaz ile baş edebilmek için, en iri adamları bulup gelmişti buraya..
Göz ucuyla Devrime bakıp, döndü yüzünü kendisine nefretle bakan kıza;
“Bu suratı iyi ezberle Berivan..! Ömrün boyunca her aynaya baktığında beni hatırlayacaksın.. Ve birazdan bu parmağımı ısıran ağzına zevkle verecem s*kimi.. O zamanda bu kadar vahşi ol tamam mı güzelim..” diyen adamla Berivan’ın öfkeli bakışlarını korku alırken, kan beynime sıçramıştı Devrim’in.
“Laaan..!” Diye bağırıp bir umut kurtulmaya çalıştı yine adamların elinden..
o sırada Botan ağanın işaretiyle adamlardan biri cebinden çıkardığı enjektörü uzattı ağalarına..
Botan iğneyi alıp ilerledi ağır adımlarla Devrim’e doğru..
“ Bu iğne ne biliyorsun komiser?..” diyip sırıtarak geçip oturdu adamın karşısında ki berjere..
“Düğününde baya yorulmuşsundur damat bey, dinlenirsin biraz.. Bu iğne seni sabaha kadar mışıl mışıl uyutacak.. Bak görüyor musun ne kadar düşünceli bir adamım, ama kıymetim bilinmiyor.. Oysa ben senin gözünün önünde, karısını çatır çatır s.kip, seni diri diri gömedebilirdim. Ama yapmayacağım.. Neden ?” diyip kalktı ayağa..
Elindeki iğneyi bir anda Devrim’in koluna sapladığı gibi , Berivan’ın çığlığı doldurmuştu odayı.. Devrim sızlayan koluyla yüzünü buruşturup döndü Botan’a..
“Sakın.. sakın dokunma ona..” diyen adamla Botan ağanın yüzünü pis bi sırıtış almıştı..
“Sen beş dakika sonra mışıl mışıl uyurken, biz yavru ceylanla gecenin tadını çıkaracağız.. Benim olana el uzatmanın cezası, karını düğün gecende senden önce s.kmem olsun.. sabah bulacağın çarşafda size düğün hediyem olsun komiser.. İyi günüme denk geldin bak, canınla değil karınla ödüyorsun yanlışının bedelini..” diyip döndü Berivan’a..
“Eee yavru ceylan.. o kadar kaçtın, mevzu çıkardın.. sonuç..! Yine ilk benim yatağıma gireceksin..” dediği gibi Berivan’ı saçından tuttuğu gibi sürümeye başladı koridorda..
Bir yandan Berivan’ın yardım çığlıkları, bir yandan Devrim’in çaresizce bağırışlarıyla inliyordu adeta ev..
sertçe kapanan kapı sesiyle,
“Berivaaann…” diye yalvarırcasına seslendi karısının arkasından ama yavaş yavaş eli ayağı boşalmaya, göz kapakları kapanmaya başlamıştı. Ve son kez sevdiği kadının adını mırıldanıp kapattı gözlerini Devrim..
“Uyudu heralde..” dedi korumalardan biri..
“Bak bakayım emin ol önce..” diyen diğer arkadaşıyla Devrim’in soluklarını kontrol etti.
“Gitmiş bu, hadi oyalanmayalım..” diyip adamı orada bırakıp çıktılar odadan..
~~
“Yaklaşma bana.. yaklaşma ne olur..” diye yalvarıyordu Berivan, Botan’a..
Kendisinden adım adım kaçan kıza sırıtarak baktı Botan.
“Kocan cok şanssız be Berivan.. Önce bacısının tadına baktım, şimdide karısınınkine bakacağım..” diyip kahkaha attı. Adamın ne dediğini anlamamıştı Berivan; anlamsız gözlerle baktı adamın yüzüne;
“Ne.. ne diyorsun sen be domuz..!” diye bağırıp eline aldığı parfüm şişesini fırlattı adama doğru. Ama Botan ağa yana kayıp, kurtulmuştu şişeden..
Cebinden çıkardığı telefonun ekranını açıp, uzattı kıza;
“Meyra.. Altımda zevkle inliyordu.. Allah var güzel kız.. ama fazla aptal.. Beni abisine adım adım kendi elleriyle getirdi aptal..!” diyip gür bi kahkaha attı Botan.. Kendisine şaşkınca bakan kıza bakıp, telefonun kamerasını açıp koydu tam yatağın karşısına..
“Meyra gibi, senide altımda zevkle inletecem.. Tadını çıkarmaya bak bence yavru ceylan.. çünkü bu defa benden kaçışın yok..” diyip kıza doğru bir adım daha atacağı sırada yatak odasının kapısı sertçe açılmıştı..
“Ne oluyor ulan..” diyip öfke ile baktı adamlarına Botan.
“Ben size adam bayılınca gidin demedim mi?” dediği anda adamlardan biri elindeki silahın kabzasını indirdi Botanın kaşına.. Acıyla kanayan kaşını tutup, bir hışımla silahına davrandı Botan ağa, ama diğer adam daha hızlı davranıp var gücüyle kavramıştı Botanın kolunu..
“Ne oluyor ulan..! Kimsiniz siz.?”
“Azrailin Botan Erxânî..” diyen adam belindeki telsizi çıkarıp,
“Girebilirsiniz..” diyip koydu telsizi geri beline.. çok geçmeden, dış kapı açılmış, simsiyah giyimli 5 adam daha girmişti içeriye..
“Alın kızı..” dedi Botan’a silah doğrultan adam..
tüm olanları yatağın kenarına sinmiş korkuyla izliyordu Berivan. Kendisine yaklaşan adamlarla korkuyla açıldı gözleri;
“Kimsiniz siz! Bırakın beni.. Devrimmm..” diye bağırmasıyla ağzını sıkı sıkı kapatmıştı adam.
Diğer adamın baş işaretiyle cebinden çıkardığı eteri kızın burnuna tuttu. Saniyeler içinde kendinden geçmişti Berivan.
“Kıza zarar gelmesin.. Kimseye görünmeden yine arka girişten çıkın..”
“Şu yukarıdaki yaşlı kadını ne yapalım ?” diye sordu Berivan’ı kucaklayan adam. Radar Ayten’den bahsediyordu..
“Onu hallettik biz..” dedi adam ve kızın gitmesiyle tekrar döndü kendisine korkuyla bakan Botan ağaya..
Bu defa telefonunu çıkarıp, bir numarayı arayıp, telefonu hoparlöre aldı.
“İşlem tamam efendim. Hanımefendiyi aldık..” dedi.
“Devrim?”
“Uyuyor..”
“Botan Erxânî..!”
“Şu an karşımda. Emrinizi bekliyoruz efendim, ne yapalım ?”
“Önce s.kin..! Sonra kafasına sıkın..” diyip kapanan telefonla Botan ağanın gözbebekleri yerinden çıkacak kadar açılmıştı.. Can havliyle kendisini tutan adamın elinden kendini kurtarmaya çalışsada, gücü yetmiyordu..
“Bırakın beni.. Kimsiniz ulan siz..” diye bağıran Botan’ın ağzına çekmeceden aldığı çorabı tepti adam..
“Bir an önce işi bitirip çıkalım, içerdeki uyanmadan çıkmamız lazım..” diyip pantolonunun fermuarını indirdi adam…