Araba hareket ettiğinde ikisininde ağzını bıçak açmıyordu. Ne tek kelime ediyorlardı nede birbirlerine bakıyorlardı. Aralarındaki sessizliği bölen telefon sesiyle, Devrim açtı telefonunu;
“Efendim abi.”
“Lan dönmüşsün, haber bile vermiyorsun.!” diye sitem eden abisiyle burukça gülümsedi Devrim.
“Ani gelişti abi, akşam sizde kalacağım zaten.”
“Tamam koçum.. Ama bak yengen yemek hazırladı, annemler akşam köye döneceklermis zaten, yanındaki kızıda al gel akşama.” diyen abisine ‘tamam’ diyip kapattı telefonu Devrim.
“Abimler yemeğe bekliyor akşam.” dedi yüzünü Berivana dönmeden. Berivan’da zaten başını çevirmeden sessizce tamam demekle yetinmişti.
Aradan geçen 1 saatte sonunda mahalleye gelmişlerdi. Devrim Alaz arabayı durdurup, döndü sonunda yüzünü kızın yüzüne..
“Sen in bekle beni. Ben arabayı garaja sokayım, evden de bir kaç parça eşyamı alacağım.” dedi soğuk ses tonuyla.
“Evde.. kalmayacak mısın?” diyip baktı kendisine çatık kaşları ile bakan adama Berivan.
“Yok..! Annem haklı, laf söz gelmesin kimseye. Ama korkma, kızlar yanında kalacak..”
“Korkmuyorum.. sadece..”
“Tamam Berivan.. Hadi in yemeğe bekliyorlar.” diyip lafını kesen adamla sinirlensede, sinirini içine atıp bir hışımla indi arabadan.
Apartmanın önünde beklerken, bir yandan da etrafı dikkatlice izliyordu. Bir an gözü karşı dükkandan kendisine bakıp, fısır fısır konuşan iki kadına takıldı. Ama görmemezlikten gelip, döndü önüne. Çok geçmeden, elinde çöp poşeti ile apartmandan çıkan 20li yaşlarda, sapsarı saçlarını savura savura gelip, masmavi gözlerini kendisine diken kızla göz göze geldiler bir an.
“Merhaba..” diyip Berivana oldukça sıcak bir gülümseme ile yaklaştı kız.
“Merhaba..” diyip çekine çekine de olsa hafif bir tebessümle Berivan’da kıza elini uzattı.
“Ayla ben.. Sende Devrim’in misafiri olmalısın..” dedi kız yine aynı gülümseme ile. Berivan kızın kendisini tanımasına oldukça şaşırmış, haliyle de şaşkınlıktan çatılmıştı kaşları..
Ayla Berivan’a baktı gülerek;
“Tabii şaşırdın, nereden tanıyor bu kız beni dedin. Haklısın..” diyip elini Berivan’ın omzuna koydu Ayla ve devam etti sözlerine.
“Bahsetmiştir Devrim de.. Mahallemizin Radarı var bir tane.. Ondan duyduk..”
“Duyduk derken..?”
“Tüm mahalle..” diyip gülmeye başlamıştı Ayla.
“Annemlerin mahalle grubu var, Ayten teyze tüm dedikoduları naklen yayın yapıyor orada.. Bİzde oradan duyduk işte..”
“Anladım.. şey, ama sanırım Ayten teyze yanlıs bilgi aktarmış size.. biz arkadaşız, öyle anlattığı gibi şeyler yok Alaz’la aramızda..”
“Biliyorum canım.. Evet Ayten teyze sizin kaçtığınızı söyledi de ben inanmadım zaten..”
“Teşekkür ederim..” diyen kıza gülümsedi Ayla,
“Rica ederim, sen buralardasın sanırım daha. Birseye ihtiyacın olursa, 5.katta oturuyorum ben.” diyip tekrar apartmana girdi. Berivan giden kızla sıkıntı bir nefes aldı, sırtını apartmanın duvarına dayayıp;
“Ondan şu kadınlar bana bakıp konuşuyorlarmış.. Hey Allahım ya..” diye söylenirken yanına gelen adamı hiç farketmemişti.
Devrim Berivan’ın mırıldanmalarını duymuştu ama hiç oralı olmayıp yürümeye devam etmişti.
“Yakın mı abinler?” diyen kıza hiç bakmadan,
“Yakın.. Şu ilerideki apartman..” dedi sessiz bir şekilde Devrim. Adamın Bu mesafeli hali, Berivan’ın içini acıtıyordu. Tanıştıkları günden beri eğlenceli, şakalar yapan, güler yüzlü adam, şimdi bu kadar soğuk ve mesafeli bir hâle gelmişti. Gözlerinin derinliklerinde bir şeyler kaybolmuştu ve Berivan bunu fazlasıyla hissediyordu.
Bir süre sonra, kapı açıldı. Devrim’in abisi, kapı eşiğinden çıktı ve gülümsedi.
“Hoş geldin koçum,” diyip sarıldı kardeşine.
Sonrada Berivana dönüp;
“Sende hoşgeldin kardeşim. Buyrun girin kapıda kaldınız..” diyen adamla Devrim ve Berivan girdiler içeriye.
Devrim Alaz salona adım atar atmaz, boynuna atlayan kız kardeşlerinin çığlığı ile inlemişti ortalık. Bu sıcak yuvayı kapının dibinde durmuş, burukça izliyordu Berivan. Ömrü boyunca hiç görmediği, yaşayamadığı bu aile hasretini dolu gözlerle izliyordu uzaktan sessizce. Kızın bakışlarındaki burukluğu farketmişti hemen Fatma hanım.
“Berivan.. kızım gelsene şöyle. Ne öyle el gibi kaldın kapı ağzında..” diyip çağırdı hemen kızı. Berivan Fatma hanımın sesiyle dalıp gittiği düşüncelerden sıyrılıp hemen geçti oturdu koltuğa.
“Bak sabah sana bahsettiğim kızlarım, Mihra ve Meyra..” diyip kızlarını tanıttıktan sonra, Mihra hemen “hoşgeldin..” demişti gülümseyerek Berivana. Ama Meyra, çattığı kaşları ile kızı baştan aşağı süzmüş ve zoraki bi ‘hoşgeldin..!’ dökülmüştü dilinden.
Onların hemen ardından kapının önünde onları karşılayan başı örtülü kadında gelmiş;
“Hoşgeldin canım, Esra bende. Devrim’in yengesiyim..” demişti oldukça samimi bir şekilde.
“Hoşgeldin kardeşim, Derman ben, bu haytanın abisiyim..” diyip Devrimin ensesine elini atmıştı adam. Berivan tüm herkese tek tek tebessümle bakıp;
“Hoşbuldum..” dedi çekine çekine.
Çok geçmeden de Esra kucağında kendisine tıpa tıp benzeyen bebekle gelmişti.
“Bak buda evimizin neşesi, Aslımız..” diyen kadınla kendisine şaşkınca bakan bebeğe yaklaştı Berivan.
“Alabilir miyim?”
“Tabii canım, pek durmaz ama şansını dene..”diyip kızını Berivana uzattı Aslıyı. Aslı ise annesinin inadına hemencecik atlamıştı Berivan’ın kucağına. Kimsenin kucagına gitmeyen kız, Berivan’ın kucağından inmek istememişti adeta. Yarım saat sonra;
“Ee hadi sofraya geçelim artık..” diyen Esra ile hep birlikte ayaklanıp oturdular sofraya. Şen şakrak yenen yemek, edilen sohbetleri hayranlıkla izliyordu Berivan..
“Diyarbakır yaramış sana koçum..” diyip kıs kıs gülen abisine gözlerini kısıp baktı Devrim.
“Ne gibi abi?” dedi oldukça ciddi bir tonda..
“Eskiden bana abi dedirtene kadar göbeğim çatlıyordu. Şimdi kendiliğinden diyorsun. Yola gelmişsin..” diyen adamla sofrada kahkahalar yankılanmıştı. Devrim gülerek basını iki yana salladı;
“Döve döve alıştırdın işte..” diyip gülerek döndü yanında oturan Berivan’a.
“Bu herif ona abi demedim diye beni ranzadan aşağı atıp kolumu kırdı dağ keçisi..” dedikten sonra kızın gözleriyle, saatler sonra kesişmişti gözleri. Ama bu uzun sürmemiş, hemen geri dönmüştü önüne..
“Dağ keçisi mi? O ne be..” diyip alayla gülmeye başlamıştı Meyra.. Ama abisinin keskin bakışları ile bu gülme uzun sürmedi tabii..
Nihayet, yemekler yenmiş, herkes sofradan kalmıştı. Berivan ve kızlar sofrayı toplamaya başlamıştı hemen.
“Sen geç otur canım, biz hallederiz kızlarla.” diyen Esra ile Meyra hemen ellerini belinde birleştirip dik dik bakmaya başladı yengesine..
“Benim finallere çalışmam lazım yengecim, yoksa biliyorsun yardım ederdim..” diyip kaçarcasına çıktı mutfaktan.
“Hıı Hıı bilmem mi Meyra hanım.. iş oldu mu ya finalin çıkar ya vizen..” diyip gülmeye başlamıştı Esra.
“Ben hallederim..” diyip hemen kollarını sıvayıp, bulaşıkların kirini akıtmaya başlayan kıza baktı gülümseyerek kadın.
“İyi madem, ben sorayım bakayım millete çaydan önce kahve içerler mi?” diyen kadına basıyla onay verip içine döndü Berivan.
Esra içeri girer girmez, berjere kurulmuş, telefona dalmış kızın başına dikildi..
“Ne oldu Meyra hanım.. Finallere instagramdan mı çalışıyor artık..” dedi.
Başını kaldırıp yengesine umursamaz bir bakış attı Meyra.
“Yardımcın var işte yenge..” diyip küçümseyici bir bakış atmıştı mutfağa doğru. Ama annesinin;
“Meyra..! Misafir kızcağız, ne biçim üslup kızım bu..!” demesiyle oturduğu yerden doğrulup, kendisine ters ters bakan abilerine döndü yüzünü.
“Misafir.. O zaman yarın gidiyordur heralde..”
“O nerden çıktı..!”
“Ee misafir dediniz.. Misafirliğin kısası makbuldür, üç günden sonrasıda misafirliğe girmez artık..” diyip keyifle arkasına yaslamıştı kız. Devrim içinden tonlarca sabır çekip, tam ağzını açacakken, eline dokunan abisiyle yutmuştu dilinin ucuna gelenleri.
Derman, kardeşini durdurduktan sonra, arkasındaki yastığı tuttuğu gibi fırlattı Meyranın kafasına.
“Bana bak nursuz.. zaten sofrada kızı kem gözlerinle yedin bitirdin. O çatal dilini tut, benim ayarlarımla oynama..” dedi sert bir tonda..
“Abiii.. Bak şöyle söyleme diyorum sana..”
“Ne abii.. Nursuz değil misin kız..” diyip yanında oturan annesine döndü gülerek..
“Anne bunların ikiz olduğuna emin miyiz yahu.. Mihraya okeyiz ama su karıştı bence hastanede..” diyen oğlunun ensesine hafiften vurdu Fatma hanım.
“Şşt.. Düzgün konuş kardeşinle Derman. Kızım sende düzgün davran Berivana..” diyip, döndü bu Devrim’e.
“Oğlum.. bayrama 10 gün kaldı. Kalacaksın demi bayramda burada.”
“Yok anne.. Yarın Berivan’a bi ev bakacağım, ertesi günde döneceğim artık.” diyen oğluyla gözleri dolmuştur kadının.
“Keşke biraz daha kalsaydın annem. En azından bayramda..” diyip eğdi başını yere Fatma hanım. Devrim annesini kendine çekip başını yaslamıştı göğsüne..
Berivan ise tüm konuşulanları mutfak kapısından dinliyordu sessizce.. Devrimin gideceğini duyduğu gibi kalbinde birşeylerin çatırdadığını hissetmişti.
“Bu kadarmış demek Alaz..” diyip elini istemsizce götürdü sol yanına. Arkasını dönüp ellerini mutfak tezgahına yaslayıp, gözünden süzülen bir damlayı sildi usulca ve;
“Dedim sana.. herkes birgün gider..” diye mırıldandı sessizce.
Arkasından omzuna dokunan elle, irkilip döndü arkasına.
“İyi misin canım ?” diyen Esra’ya basını sallamakla yetindi sadece. Ellerini durulayıp, girdi içeriye. Salona girdiği gibi Devrim Alaz’la göz göze gelmişlerdi. Birbirlerine baktılar öylece. Sanki gözleriyle bir şeyin sözsüz tarifini yapıyorlardı. O an, dünya küçük bir duraklama yaşadı ; ne geçmiş yük oldu ne gelecek telaş.”
Çok geçmeden kahveleri getirdi Esra . Herkese ikram ettikten sonra, kendi fincanını da alıp oturdu yerine. Berivan gözlerinde hafif kısık bir gülümseme ile Devrim’e doğru hafifçe eğilip,
“Hani sen çay adamıydın Alaz..” dedi şakayla karısık. Ama Devrim’in yüzünde ne tek mimik oynamıştı nede bir tebessüm olmuştu. Başını hafiften çevirip baktı kızın gözlerine..
“Çay soğudu.. Bekleyen hersey gibi..” dediği anda gözleri gibi sesi de buz gibiydi. Berivan adamın sözleriyle sessizce yutkunup bişey demeden eğdi başını ayaklarının altındaki zemine. Aralarındaki soğuk sessizliği bölen Fatma hanım olmuştu.
“Oğlum, madem sen gideceksin bir kaç güne, Berivan kızıma ne diye ev aracaksın ki.” diyen annesiyle Devrim başını kaldırıp anlamsız gözle baktı annesine.
“Nasıl yani?”
“Sen zaten gideceksin, bir daha ne zaman gelirsin Allah bilir. Ee senin evde boş boş duruyor orada. Ben düşündüm ki , Berivan orada kalsın, hem abinlere yakın, biz de sık sık gelip gideriz, mahallede tanıdık. Aklın kalmamış olur Seninde..” dedi Fatma hanım. Bu konuyu Rüstem beyle sabahtan konuşmuşlardı zaten.
Annesinin önerisiyle bir süre sessiz kaldı Devrim, Fikir aklına yatsanada Berivana döndü bakışları, onay almak ister gibi;
“Ne dersin, olur mu?” diye sordu.
“Geçici olarak olabilir..” diyen kızla istemsizce çatılmıştı kaşları. Kıza doğru yaklaşıp;
“Geçici derken.? Ne kadar geçici mesela..” dedi fısıltılı ses tonuyla.
“Bir iş bulup, kendi düzenimi kendim kurana kadar..” diyen kızla sinirle sıktı gözlerini.. Ardından da içeride ki kimseye aldırmadan, kızı elinden tuttuğu gibi çıkardı salondan.
Mutfağın içine hafifçe savurduğu kıza yaklaştı sert bi adımla..
“Ne saçmalıyorsun sen..! Bilmediğin memlekette ne çalışması kızım.. Ne ihtiyacın varsa ben halledeceğim..” dedi oldukça sertleşen sesiyle..
Bu defa çatılan kaşlar, sinirle alıp verilen nefes Berivan’a aitti..
“Anlamadım..! Bana sen bakacaksın öylemi..!”
“Evet öyle..!”
“Hangi sıfatla peki..?” dedi Berivan iğneleyici bir tınıyla.. Kızın sesindeki imadan, artık öfkesi göğüs kafesini delip geçecek raddeye gelmişti adamın..
“Berivan..!” dedi uyarıcı bir tonda.. Uzatma der gibi, sus ateşimi harlama der gibi bir tondaydı sesi.. Ama Berivan’ın ne susmaya niyeti vardı, nede kabullenmeye..
“Cevap versene hangi sıfatla bana sen bakacaksın..! Kapatman mıyım ben senin Alaz bey..” dediği anda Devrim için kırılma noktasıydı artık. Duyduğu şeyle, İçinde birikip taşan öfkeden nasibini elinde tuttuğu kahve fincanı olmuş ve avuçlarının içinde tuzla buz olmuştu.. Kırılan fincanla, Devrimin avuçlarından süzülen kan damlalarına dehşetle bakakalmıstı Berivan.. Tezgahtaki peçeteyi alıp,
“Alaz.. Elin..” diyip adama doğru bir adım atacağı sırada;
“Bıraak..!” Diyip elini itip, bir hışımla mutfaktan çıktı Devrim. Salona hiç girmeden;
“Berivan’ı eve bırak abi..!” diyip öfke ile çıkıp gitti evden.. salondaki herkes çarpılan çelik kapının sesiyle oturdukları yerden sıçramıştı panikle..
Koşar adım mutfağa gelen ilk kişi Esraydı..
“Ne oldu sana, kan mı o ?” dedi panikle.. Ardından hemen mutfağa doluşmuştu herkes.
“Ne oldu?”
“Bişey mi yaptı sana?”
“Elin kanıyor..” diye hep bir ağızdan kendisini soru yağmuruna tutan insanlara tek kelime edememişti Berivan. Ne diyebilirdi ki.. Kızın çaresiz, mahcup haliyle;
“Bi susun yahu..! Her zamanki Devrim işte. Kim bilir neye ateşlendi yine..” diyip Berivan’ı sorgu çemberinden almıştı. Ardından da diğer oğluna döndü;
“Derman, hadi oğlum sen kızları eve bırakta gel..” dedi.
“Kızlar derken anne..!” diyip ellerini göğsünde birleştiren Meyra ile Fatma hanımın sert bakışları kızına dönmüştü.
“Siz işte kızım…” diyip kızına susması için kaş göz yapsada Meyranın susmaya niyeti yoktu.
“Banane ya..! Biz niye aşağıda kalıyoruz..” diyip söylenmeye başladı. Ama annesinden yediği çimdik ile zor da olsa ikna olmuş, söylene söylene çıkmıştı dışarıya. Meyranın aksine ikizi Mihra, Berivan’a karşı daha ılımlıydı.
“Hadi bizde çıkalım canım.” diyip kapıya doğru ilerlediler.
Berivan herkese tek tek teşekkür edip arkasını döndüğü sırada Fatma hanımın naif sesiyle kaldı olduğu yerde. Fatma hanım Berivana yaklaştı,
“Biz artık köye dönüyoruz. Bundan böyle sende benim bir evladımsın kızım. Bir derdin olursa numaram Esra’da, kızlarda var. Sakın çekinme olur mu? Derman’ı abin, Esrayı abla bil, bir derdin sıkıntın olursa saat kaç olursa ol ilk geleceğin yer abinin kapısı olsun güzel kızım..” diyen kadının sıcaklığıyla Berivan dolan gözlerine engel olamamıs, “teşekkür ederim..” diyip istemsizce sarılmıştı kadının boynuna. Yıllardır çektiği anne özlemiyle sımsıkı sarılmıştı kadına.. Fatma hanım omzunda hissettiği ıslaklıkla Berivan’ın içindeki aile özlemini iliklerine kadar hissetmişti. Sadece o değil, oradaki herkesin gözleri dolmuştu hatta Meyranın bile..
“Güzelim benim.. Ben o Devriminde kulağını bükeceğim. Üzülme sen.. Hadi Allaha emanet olun..” diyip kızları uğurladı Fatma hanım.
Derman kızları eve bıraktıktan sonra apartmandan çıktığı gibi telefonuna sarılmıştı. Bir kaç kez çalan telefondan sonra nihayet açıldı o telefon.
“Efendim abi..” dedi Devrim.
“Nerdesin lan..!”
“İşim var abi ne oldu?”
“İşini siktirme..! Senin evin önünde bekliyorum. Hemen gel..!” diyip kardeşinin itiraz etmesine fırsat vermeden kapatmıştı telefonu. Çok geçmeden de Devrim çıkıp gelmişti. Zaten uzaklaşmamış, mahallenin parkına atmıştı kendini sakinleşmek için.
“Ne oldu abi hayırdır..?” diyip kendisine yaklaşan kardeşiyle kaşları iyice çatıldı Dermanın.
“Ne oluyor oğlum sana..! Derdin ne? Kim bu kız? annem bişeyler anlattı ama benim aklım kesmedi birde sen anlat bakalım..” diyen abisiyle elini sıkıntıyla ensesine attı Devrim.
“Anlatılacak bişey yok abi..! Annem ne dediyse o işte..”
“Annem Devrim o kıza tutulmuş dedi koçum..! Var mı aslı..” diyen abisine gözlerini kısıp baktı Devrim.
“Yok öyle bişey. Yardım ettim ben sadece..”
“Ne için yardım ettin..? Bu kız birilerinden kaçıyormuş, kimden kaçıyor? Şu işi bana adam akıllı anlatmadan düşmem yakandan Devrim bilirsin..”
“Bilirim..” diyip buruk bir tebessüm kondurdu dudaklarına Devrim. Ardından da;
“Berivan’ı babası olacak piç köyün ağasına vermiş para için. Adam evli orosbu evladının teki.. Kız onunla evlenmemek için düğünden kaçarken benim arabama binmiş. Öyle tanıştık işte..”
“Eee..”
“Eesi yardım ettim işte kıza. O adamdan babasından kurtarmak için. Başka bişey yok..” diyen kardeşiyle Derman sıkıntılı bir nefes alıp, yaklaştı kardeşine.
“Peki.. soruşturma yemenin sebebi de bu meselemi?” diyen abisiyle başı yerden kalkmış, şaşkınca bakakalmıstı abisinin yüzüne Devrim.
“Sen nereden biliyorsun..!” dedi merakla..
“Zor olmadı..! Sen cevap ver, sebebi bu mesele mi?”
“Evet bu.. Annemlere söylemedin değil mi?”
“Söylemedim.. söylemedim de.. madem soruşturmadasın, ne sikime dönüyorsun Diyarbakır’a?” diye soran abisine cevap verememişti Devrim.
“Bana bak..! Burada kalıyorsun.. Soruşturma olumlu sonuçlanırsa, zor ama.. tayinini buraya istiyoruz.. Oraya dönmene müsade etmem koçum.. Duydun mu?”
“Müsade istemedim abi..! O itle görülecek hesabım var daha benim.. O rozet ben tutan tek şeydi, yoksa şimdiye kadar o kıza dokumanın bedelini canıyla ödetirdim ben ona.. ama artık önümde engelimde yok..” diyen kardeşinin yakasına yapıştı Derman öfke ile..
“Derdin ne lan senin.. Ayşe öldü sen kendini sürgün ettin.. cezayı yıllarca kendine kestin sustum.. Belli ki bu kız yüreğine dokunmuş, sana umut olmuş.. Yaşa oğlum..! Bırak yas tutmayı artık, yaşa lan yaşa..!” diyen abisinin sözleri ile Devrim saatlerdir içinde tuttuğu öfkeyi artık özgür bırakmıştı..
“Ayşeyi karıştırma abi..!” diyip yakasındaki eli öfke ile çekmişti üzerinden.. “Yardım ettim.. insanlık görevimi yaptım..! Ötesi yok..” diyip sıkıntıyla çöktü duvar dibine Devrim. İçinde alev alev yanan ateşi bastırmak istedi.
Onlar tüm bunları konuşurken, balkondan sessiz sedasız onları dinleyen kızdan bi haberlerdi..
Berivan tüm bunları gözyaşları içinde dinlemişti.
“Benim yüzümden..” diyip gözünden oluk oluk akan yasları sildi usulca..
“Benim yüzümden hayatın mahvoldu.. mesleğinden oldun şimdide gidip tüm hayatını yakacaksın.. Benim uğursuzluğum sana da bulaştı Alaz.. Affet beni..” diye mırıldandı sessizce..