Başladığım Yer

2073 Words
--------------------- 24. bölüm: Kendimi Veysel’in telefon numarasını hatırlamak için zorladıkça bayılacak gibi hissetmeye başladım . normalde hassas bir yapım yoktu ama sabah yediklerim sanki karıncalar gibi midemde geziniyor , incecik bacakları karnıma iğne uçları batıyor gibi acı veriyordu . iç sesime “ hissetme Ezgi , sen numaraya odaklan , rakamlara odaklan . hatırlayacaksın , en son gördüğün numara onunkiydi . akşam kendi evine sağ salim gidip gitmediğini öğrenmek için on dakikadan fazla numara ile bakıştın . biliyorsun , sadece sayıları hatırlayamıyorsun . “ diyerek kendimi hafızamı gözden geçirmeye zorluyordum . altmış sekiz kırk üç , altmış sekiz kır üç , ... Evet hatırladım . başardım . hatırladığım numarayı unutmamak için sürekli tekerleme gibi tekrar ederek en son bana telefonunu vermeyi teklif eden tamircinin yanına gittim . beni görünce elindeki işini bırakarak eğildiği kaportadan doğruldu ve numarayı hatırlayıp hatırlayamadığımı sordu . karnımdaki acı çok daha bariz hissedilir olmuştu . kıvranmamak için zor tutuyordum kendimi . tamirci beyefendiye numarayı hatırladığımı söylemem üzerine önlük niyetine giydiği tulumunun cebinden telefonunu çıkartıp bana uzattı . uzattığı telefona tek elim ile uzanırken sol elimi istemsizce karnımın sağ tarafına bastırıyordum . beyefendi benim kötü hissettiğimi fark edince üzerinde uğraştığı arabanın hemen arkasındaki kanepeyi işaret ederek oturmamı önerdi . adım atacak halim yoktu . neden bir anda böyle olduğumu hiç anamamıştım. Unutmadan numarayı girmem gerekiyordu . numarayı tuşladıktan sonra karnımda yumak yumak kaktüsler sürükleniyormuş gibi bir acı hissettim özellikle karnımın bastırdığım sağ tarafında . numarayı tuşladığımdan emindim ama arama tuşuna basmamıştım . ne oldu anlamadım . bir anda sanki ruhum soğuk bir atmosferde bedenimden ayrılmışçasına hem üşüdüğümü hem de hafiflediğimi hissettim . ağrıyı hala hissediyordum ama sanki yavaş yavaş uyuşuyordu , etkisi azalıyor gibiydi . sanki midem artık yırtılmış kaktüslerden kurtulmuştu da sadece yırtılan dokusu sızlıyor gibiydi . çok değişik bir histi , anlatamam . Ağrı geçmişti geçmesine ama o anki esas mesela özlerimin önüne bir anda siyah perdenin inmesi oldu . kolumu kaldıracak halim yoktu . dışarıya dair hissedebildiğim tek şey serin havanın ürpertisi ve tamirci beyefendinin “ kız bayıldı , kız bayıldı “ diye bağırmasıydı . demek bayılmışım , ee şimdi beni kimsenin nerde olduğumdan haberi olmadan nasıl evime götürecekler , hastaneye mi götürecekler . adamın birilerine seslenmesinin ardından döndüğümü hissettim ve sonrası yoktu . bayılınca bilincin kayıp olduğunu duymuştum . sanırım az önce değildim ama bir anda gerçekten bayılmışım . Gözlerimi açtığımda aydınlık ışığın önünde çekili duran turkuazımsı mavi renkte perde benim nerede olduğumu anlamama yetmişti , geçen hafta pazartesi günkü başlangıç yerimdeydim . tamirhanede hissettiğim ağır ağrıdan sonrasını hatırlamıyordum . uyandığımı ilk serumumu kontrole gelen hemşire fark etmişti . biri beni fark edene kadar canlılık belirtisi göstermedim ve artık bizimkilerin aranma zamanının gelmiş olabileceğini düşündüm . evdeki herkesin ; amcamın , Serpil ablamın , Serhat’ın , annemin telefon numaraları ezberimdeydi . serumun keskin tadını damarlarım aracılığı ile hissediyordum ve yakıcılığını midemde hissedebiliyordum . hemşire bana birkaç soru sorduktan sonra uyanmamı bekleyenlerin olduğunu söyleyerek hazır olup olmadığımı sordu . gözlerimi kırpıştırarak olumlu cevap vermeye çalıştım . yoksa çoktan haberimi almışlar mıydı bizimkiler. hemşire mavi perdeyi aralayarak az ötede bekleyen Serhat ile annemi çağırmıştı . annem soğukkanlılığını korumaya çalışsa da az önceye kadar ağladığını kızarmış alnından anlamıştım . hemşirenin kontrole gelmesi ile sakinleşmeye çalışsa da benim ile konuşurken sesi hala çıkmıyor denebilecek kadar tiz çıkıyordu . saatin kaç olduğu , buraya nasıl geldiğim , annemlerin nereden nasıl burada olduğumu öğrendiklerini merak edecektim ama öncesinde kendimi biraz daha toparlamam gerekiyordu çünkü karnımdaki ağrı hala devam ediyordu . az önce olmadığından emindim ama bir anda yeniden başlamıştı . hemşire perdeyi açmadan önce kısaca durumum hakkında bilgi vermişti bana . Net bir sebep gösteremeseler de olması gerekenden fazla ince yapılı olmasının da etkisi ile birlikte bağırsaklarım son zamanlarda dikkatsiz yaşam tarzımdan etkilenmiş apandisitim , sonuç olarak da bugün pat diye patlayıvermiş . ben bıkıyorum , organlarım vazgeçiyor yaşamdan . vel hasıl apandisitim patladığı için böyle büyük bir acı hissediyormuşum . serumuma sakinleştirici bir ilaç koydukları için acıyı ara sıra daha az da olsa hissedeceğimi ve hemen basit bir operasyon olmam gerektiğini söyledi . birazdan doktor gelerek ayrıntılı bilgi verecekmiş . hemşirenin söylediklerini tam anlamlandıramamıştım yine aniden gelen ama bu kez daha hafif hissettiğim acısı ve yeni uyanmanın etkisi ile . sonuç olarak apandisitim patladığı için operasyon gerekiyormuş . apandisitin patlamasının hala kesin bir sebebi olmadığını ve çok acı verici bir ağrı yaptığını da duymuştum . Annem ile Serhat yanıma gelirken birkaç adım arkalarında Veysel de duruyordu . doktor yanıma gelip hemşirenin az evvelki muayenesinin sonuçlarını yazdığı rapora göz attıktan sonra ciddi bir durum atlattığımı ve operasyon olmama gibi bir şansım olmadığını daha kibar bir dil ve teknik terimler ile anlattı . reşit bir birey olduğum için bilincimin yerine gelmesini bekleyerek benden rıza almaları gerekmiş . reşit olmanın ilk sonucu : kendine yapılabilecek müdahalelerde söz sahibi sensin . Uzun olmayan birkaç paragraf ile dolu bir iki sayfa imzaladıktan sonra hazırlıklara giriştik . benim ile başından beri ilgilenen hemşire acil servis hemşiresi olduğu için beni ameliyat öncesi aldıkları odada farklı bir hemşire ilgilenmeye başlamıştı . diğer hemşirenin yaka kartına bakmak aklıma gelmemişti ama bu hemşirenin adı Nurgül’dü . diğer hemşireden daha genç görünüyordu ama onu kadar olumlu enerji yaydığı söylenemezdi . operasyonun basit bir operasyon olacağını ve tedirginlik duymamızı gerektirecek bir şey olmadığını ; esas hastaneye gelmekte gecikseymişim durumun çok ciddi olabileceğinden bahsetti . hızlı bir şekilde hazırlanıp ameliyathaneye indim . serumumun içine enjekte edilen anestezi ilacı bana öyle hızlı tesir etmişti ki ameliyatı yapacak doktor Hakan bey , evet onun da yaka kartından ismini öğrenebileceğimi sonradan fark etmiştim , benden beşe kadar saymamı istemesi üzerine üçe kadar sayamamıştım . uyandığımda serumun verdiği yakıcı his midemi bulandırıyordu . beni ameliyat öncesi aldıkları odadaydım . uyandığımı bu kez ilk fark eden annem olmuştu ve hemen gidip hemşirem Nurgül hanıma haber vermişti . şimdi ağrı değil de sürekli titreşmekten hissizleşmiş gibi hissediyordum tüm iç organlarımı . şimdi hastane odasında Serhat ile annemin yanı sıra Serpil ablam ile amcam da vardı ama Veysel yoktu . gerçekten gördüğüm kişi o muydu yoksa halisyunasyon mu görmüştüm bilemiyorum . doktorun konuşmaya başlaması üzerine aklımdaki düşüncelerden sıyrılıp onun söylediklerine odaklandım . doktor doğrudan beni muhatap alarak konuşuyordu . apandisitimin patlaması ile müdahale arasındaki süreç uzun olmadığı için kolay toparlanacağımı , apandisitimin yapılan operasyon ile alındığını , ameliyatın iyi geçtiğini ve her hangi bir sorun olmadığını , bir gece müşahede altında hastanede tutulacağımı ve tahminen bir hafta kadar hafif ağrıların takip etmesine karşın bu bir haftalık süreçte kendime dikkat ettiğim taktirde eski düzenime dönebileceğimi söyledi . hepimiz derin bir nefes almıştık . doktor bir kaç bir şey daha ekledikten sonra geçmiş olsun dileklerini sunarak yanımızdan ayrıldı . odada sadece tam takım bizim ev kadrosu kalmıştık . gerçi tam takım değildik , babam yokken ne kadar çok şey yaşamıştım böyle . Ameliyattan çıkalı 2 saate yakın olmuştu . ama henüz kimse bana o saatte okulda değil de oto sanayide ne işim olduğunu sormadı . sanırım hastanede olduğum sürece muaftım sorulardan . Annem ile Serhat Serpil ablamların evine gidip benim için bir kaç parça eşya almaya gittiler . Serpil ablam da başımda bekliyordu . amcam işe gitmeyeceğini ve yanımda kalacağını söyledi ama ben hala onun yıllık iznini kullandığından haberim olduğunu söylemediğimden operasyonun zaten geçip gittiğini , işinden geri kalmaması gerektiğini söyleyerek onu başımda beklemekten vazgeçirmeyi başarmıştım . madem onlar soru sormuyorlardı soru sorma sırasını kapmıştım . Serpil ablam kantine gitmişti , elinde pet bardaklar ve bir kutu meyve suyu ile döndüğünde ona benden nasıl haber aldıklarını sordum . bana uzattığı meyve suyunu midemi yakan serum yüzünden reddettim ve gözlerinin içine baktım . Çünkü Veysel’i çok net bir şekilde hemen annem ile Serhat’ın arkasında görmüştüm . Annem ve Serpil ablama haberi veren amcam olmuş , amcam aradığı sırada annem eşyalarını toparlıyormuş Piloş ile birlikte . akşam ben okuldan çıkınca akşam yemeğini birlikte yiyip hemen kalkma niyetindeymiş çünkü. Amcam arayıp benim hastaneye götürüldüğümü söylemiş ve bunun üzerine annem ve Serpil ablam işi gücü bırakıp yanıma , hastaneye gelmişler . uyandığımda Serpil abla acil salonu kalabalık olmasın diye kapının önünde bekliyormuş . amcamın haberi nereden aldığını sorduğumda orasını bilemediğini , amcama sorabileceğimi söyledi . annem bir gitti 3 saate gelmedi , gelirken cep telefonumu da getirmesini istemiştim . Saat akşam altı sularında elleri kolları dolu dolu geldiler geri yanımıza . annemin bir gidip pür gittiğini anlamıştım kapının açılması ile burnuma gelen kek börek kokularından . sadece bir gece kalacak olmama rağmen bir sürü hazırlık yapmıştı . sadece benim için 3 çift pijama getirmişti . biri gece çok terlersem diğeri de bir gece daha kalmam gerekirse lazım olur diyeymiş . ayrıca kendi için de kıyafet getirmişti , bu hafta kalan okul günlerinde de ücretsiz izin yapacağını ve hafta sonunda da benimle olacağını söyledi . bir yandan suçlu hissediyordum kendimi , sürekli bir tersliğe malzeme oluyor çevremdeki insanları da uğraştırıyordum ama öteki yandan da annem yanımda bir kaç Gün daha kalacağı için çok mutluydum . amcam gibi Serhat’ı işine gönderdikten sonra Serpil ablam , ben ve annem kalmıştık yalnızca . Nurgül hemşire 2 saatte bir yanıma gelip kontrol ediyordu beni . anestezinin etkisi yavaş yavaş geçtiğini hissettirse de hala acıyı çok sezemiyordum . Odam küçükçe bir odaydı . bu kez koyu yeşil renkte kübik şekilde duvarları vardı . refakatçı için konmuş eski bir iki kişilik çekyat ve bir sandalye dışında mobilyası yoktu . hasta yatağı kapı girişinde takip eden koridorun yanındaki lavabo odacığının duvarına yaslıydı . ayak ucuma bakan duvarda televizyon duvara asılmış hemen altına da ilaç vesair tıbbi malzemelerin olduğu dolap duruyordu . içi annemin evden getirdiği eşyalarımız ile dolu olmak ile birlikte küçük giysi dolabı tıbbi malzeme dolabının hemen solunda ve odanın köşesinde duruyordu . duvarların birleştiği köşeden başlayarak küçük duvarın yarısına kadar uzanan pencereden akşam güneşi doğrudan vuruyordu . uyandığımda annem ve Serpil ablam kanepenin biri bir köşesine diğeri öbür köşesine başlarını yaslamış uykuya dalmışlardı . acıktığımı hissediyordum ama midem de hala bulanıyordu . hastane yemeğini beklemeye karar vermiştim . saat daha yedi çeyrekti , Nurgül hemşirenin dediğine göre her akşam saat sekizde hastaya ve refakatçisi olan bir kişiye yemek veriliyormuş . iyi ki annem evden kek börek getirmişti . çünkü bir dahaki yemek kahvaltı niyetine sabah saat 10’da verilen öğünmüş. Herkes uyuyorken , kimseyi uyandırmak istemedim ve uzandığım annemin çantasından cep telefonumu buldum . Canım çok sıkılmıştı . önce , dün gece okumayı ertelediğim ; eski arkadaşlarımdan gelen kutlama mesajlarını okudum ve her birine tek tek cevap verdim . insan ilişkileri hep çok acayibime gitmiştir . bazen koskoca sene hatta birkaç sene birlikte okuduğun , sohbet edip acı tatlı günler geçirdiğin kişiler yolda karşılaştığınızda yüzünü çevirip gidiyor bazen de haftada bir saat sadece seçmeli derslerde yüzünü gördüğünüz kişi ile senelerdir arkadaşmışçasına konuşabiliyorsun . vefa dedikleri şey miydi bu yoksa insanın kendinden başka hiç bir şeyi sevmemesinin ya da insanların değiştiği teorisinin kanıtı mı ? önceden yüzünü evirip çekip gidenlerin ardından bir yanlış yaparak mı ayırdık yolları acaba diye çok düşünürdüm ama zaman ile bu kadar kafa yormamayı öğrendim herkesin kendi bileceğine kani geldim. Neyse ne ; mesaj atanlar arasında ana sınıfından arkadaşlarım dahi vardı . senede bir bile görüşmesek de doğum günlerimizde mutlaka birbirimize yazarak kutluyorduk . onun dışında çoğunluğu dönem başında gittiğim liseden arkadaşlarımdı . bu lisemde henüz doğum günü muhabbeti geçmediğinden kimse bilmiyordu dünün doğum günüm olduğunu , Veysel hariç . Doğum günü mesajlarımı okumayı bitirmeden yeni bir mesaj geldi . Veysel nasıl olduğumu sormuştu . acaba gerçekten gördüğüm kişi Veysel miydi . eğer öyle ise hasta olup olmadığımı sormak istemişti . aksi halde dün geceki ağlamamın ardından nasıl hissettiğimi soruyor da olabilirdi . direkt hastanede olduğuma dair cevap verirsem merak edebilir die sanki evdeymişim de dün geceden bu güne toparlamışım gibi cevap yazdım . “ iyiyim, gece senden sonra yürüyüş yaptık biraz . çok daha iyi hissediyorum . sen ?” “hastanede misin hala , bugün okula gelmeyeceksin değil mi . Melek seni sordu da bana ?” Melek mi , o ne alaka şimdi ? ayrıca niye beni aramak varken beni sana sorsundu ki? Bunu bilahare Melek ile konuşmam gerekecekti . Veysel hastaneden bahsettiğine göre haberi vardı az çok başıma gelenlerden . ona iyi apandisitimin alındığını , ameliyattan çıkalı bir kaç saat olduğunu yazmadım. Bu gece burada kalacağımı ama kısa zamanda toparlayacağımı yazarak benim hastanede olduğumdan onun nereden haberi olduğunu sordum . “ uzun hikaye , ama numaramı ezberlediğin iyi olmuş akıl küpü . aferin sana . ders başlayacak birazdan , ben Melek’e söylerim gelemeyeceğini .” yazdı son mesajında . benim yazdığım son mesajı umarım hastanede olduğumu Melek’e söylemeden görürdü çünkü ona bundan bahsetmemesini yazmıştım . ayrıca numarasını falan ezberlemediğimi yazacaktım ama yüz yüze geldiğimizde söylemeye karar verdim .
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD