Gördüğüm Gibi

2177 Words
------------------------ 21. bölüm Kız söylemeyi unuttuğu bir şey daha olduğunu , gördüğü kişinin sınıfa girdikten bir kaç dakika sonra çıkıp sırtında çantası ile geri geldiğini ve çantasının siyah renkli olduğunu ekledi . bu anlattığı kişi bendim ve bir anda isim olmadan anlatılınca yaptığımın yanlış anlaşılmaya ne kadar müsait olduğunu ben de o sırada fark etmişti . ama bunları yaparken hem sınıftan kimseye yakalanmamam gerektiğini düşündüğüm için hem de sıradaki derse yetişmeye çalıştığım için acele karar vermiş ve bu sebeple dikkatsizce yanlış anlaşılmaya sebep olacak şekilde davranmıştım.Yanımızdaki kız söylemeyi unuttuğu bir şeyi eklemek isteyerek devam etti konuşmaya : - Hocam gördüğüm kişi başta içeri girip oyalanmadan çıktı ve bir kaç dakika sonra bu kez sırtında bir sırt çantası ile birlikte geri gelip tekrar girdi sınıfımıza . siyah renkliydi çantası . Beyza adlı bu kızın belirsiz ifadeleri beni suçsuz olduğum halde henüz bilmediğim bir uçurumdan atmıştı sanırım . Bu anlattığı kişi bendim ve ben kendi yaptıklarımı isimsiz şekilde kızın ağzından dinlediğimde ancak o zaman anlamıştım yaptıklarımın dışarıdan yanlış anlaşılmaya ne kadar müsait olduğunu . Ama yaparken bunları hiç hesaba katmamıştım ki . Aklımda sadece kendi sınıfımdan arkadaşlarıma görünmemek ve sıradaki dersime yetişmek için acele etmem gerektiği düşüncesi vardı. Hüseyin hoca kıza şimdi içeri girip sınıfa dağıttığı soruları çözmeye başlanasını söyledi . Kız sınıftan içeri girerken son kez kapının önünde durup bana baktı . hocanın bana ne diyeceğini duymak için oyalanıyordu . Hüseyin hoca fark etmiş olacak ki henüz net bir durum ortada yokken suçlu ilan edilmeyeyim diye sanki bahsedilen olay ile bağlantılı olmayan bir sebep için beni yanına çağırmış gibi yaparak " gelelim senin mevzuuya . Evrakların odamda . Gel bakalım benim ile birlikte . " diye sözünü kıza duyururcasına bana hitap etmişti. Hoca hareketlenince kız da oyalanmayı bırakıp sınıfından içeri girdi . Hüseyin hocanın peşi sıra koşarak ona yetiştim . neler döndüğü hakkında hiç bir fikrim yoktu..Evrak falan yoktu ortada, sadece ne olur ne olmaz diye kızın benim hakkımda ileri geri konuşmasını önlemek için yanına gelmeme kılıf bulmuştu kendince. Kocaman adamı rol yapmak zorunda bıraktığım içinkendimi kötü hissetmiş ve derhal bir açıklama yapma ihtiyacı duymuştum. " hocam " dedim " beden eğitimi dersimiz olduğu için ben de eşorfman giyiyordum bugün bir ara , derste hocamız problem yapmasın diye de saçımı arkadan at kuyruğu şeklinde bağlamıştım . Ama sıkıntı nedir anlayamadım henüz ? " . Hüseyin hoca beni hiç duymuyormuş gibi yaparak durmadan odasına yürümeye devam etti . Odasına girip sandalyesine oturduktan sonra bana içeri girip kapıyı kapatmamı işaret etti ve oturmamı söyledi . konuşmaya başlamadan önce aklındaki cümleleri gözden geçiriyor gibiydi masasını toparlayıp önünde boş alan açarken . dirseklerini boşalttığı alana yaslayarak birbirine kavuşturduğu ellerinin ardından bana bakarak söze başladı : - Ezgi öğlen arasından önceki ders başlamadan önce ne yapıyordun kızım , neredeydin ? - Ben .. hocam , .. şey .. - Sessiz kalmanın beni bilmediğim bu konu hakkında suçlu durumuna düşüreceğine karar vermiştim . Hüseyin hocaya dün bana yardımı dokunan bir arkadaşıma teşekkür etmek için onun sınıfına gittiğimi söyledim . Gittiğim vakit sınıfta birilerinin olup olmadığını sordu bana ben de ; sınıfta kimsenin olmadığını ve bu durumun benim de tuhafıma gittiğini ama zaten oyalanmadan çıktığımı söyledim . - Yani , az evvelki arkadaşının anlattığı kişi sendin öyle mi ? İyi de ama kızım madem teşekkür etmeye gittiğin sınıfın boş olduğunu gördün, ne diye kimseyi göremeyince dönmedin kendi sınıfına da girdin boş sınıfın içine ? Elinde çantan ne arıyordu o sırada? Durum bunu gerektirdiği için teşekkür mahiyetinde ne yapmaya çalıştığımı anlattım Hüseyin hocaya . kitap okumayı sevdiğini bildiğimden tavsiye üzerine bir kitap almış ve ona hediye etmek istemiştim ama doğrudan vermek yerine içine not bırakıp oturduğu sıraya bırakmaya karar vermiştim çünkü o bana yardımcı olmaya çalışırken ben biraz kaba davranmış ve bun sonradan fark ettiğimden dolayı o anda teşekkür edememiştim . hoca bu arkadaşın bir adı olup olmadığını sormuştu . ayrıntılı bilgi vermediğim için dışarıdan duyan biri bahane uydurduğumu düşünebilirdi ve üstün körü anlattığım için Hüseyin hoca biraz biraz sinir olmuş görünüyordu . mecburen tam olarak anlattım olanları : Dün kitap kulübü toplantısından erken ayrıldığımı ama kafenin kapısında telefonum ile ilgilenirken birinin çantamı kapıp kaçmaya başladığını ardından koşsam da okula kadar takip edebildiğimi ama sonrasında Veysel’in çantamı bana geri getirdiğini . meğer ise onu da kitap kulübünde olup benim gibi erkenden çıktığını ve benim başıma geleni görünce olaya müdahil olduğunu ancak olaydan sonra öğrendiğimi ve bunun üzerine ona bir kitap hediye ederek hem teşekkür etmiş olmak hem de arkadaşlığımızı pekiştirmek niyeti ile hareket ettiğimi ama dün olanları gördükten sonra sınıf arkadaşlarımın hediye aldığımı görüp de beni sorgulamasından çekinerek herkes derse hazırlanmak için çıkmışken çantamı olduğu gibi alıp Veysel’in sınıfına geldiğimi ... kimsenin olmamasının beni şaşırttığını ama fırsat bu fırsat diyerek kimse görmeden hediyemi alıp onun sırasında , çantasının altına bıraktığımı ve başka hiç bir şeye elimi sürmeden hızlıca çıkıp kendi dersim için bahçeye çıktığımı , hepsini bir bir anlattım . bu ayrıntılı anlatımım üzerine Hüseyin hoca “ heh işte şimdi tam oldu “ dercesine dirseklerini masadan indirip arkasına yaslandı . ikimiz de rahatlamıştık . Benim ifadem alınmıştı ama ortada hala kayıp bir eşya vardı . dolayısı ile Hüseyin hoca benden böyle bir şeyi beklemediğini ama bu işlemi yapması gerektiğini söyleyerek çantamın ve ceplerimin aranması için iznimi istedi.. vermeme gibi bir lüksüm yoktu , kabul ettim ben de zaten korkacak bir şey yapmamıştım . öğretmenler odasından dersime girmediği için tanışmadığım bir kadın hoca odaya geldi ve önce ceplerimi ardından da sırt çantamı kontrol etti . kayıp olan eşyanın ne olduğunu hala bilmiyordum ama bende olmadığından emindim . nitekim çantamı ve ceplerimi kontrol eden hoca aranan eşyayı bulamadığını söyleyip yanımızdan ayrıldı . şimdi sıra oyunun son perdesine beni hür kılacak ve beraatime kavuşturacak sahneye gelmişti . Vermiş olduğum ifademi doğrulamam gerekiyordu . Ama ne yazık ki bu konuda benim yapabileceğim bir şey yoktu çünkü kimse beni görmesin diye saklı saklı yapmıştım yaptıklarımı . Hüseyin hoca nöbetçi öğrenciyi tekrar yanına çağırıp on iki I sınıfına gidip Veysel TAMER adlı öğrenciyi çağırmasını , gelirken sıra arkadaşına ait olmayan sıranın üstünde ne var ne yoksa getirmesini istedi . kulağa tuhaf gelen bu isteği unutmadan odadan çıkmaya çalışan nöbetçi öğrenci sınıfın kapısını açtığı anda tenefüs zili çalmıştı . son derse girecektik . nöbetçi öğrenci çıkmak için kapıyı açtığı sırada biri kapıyı tıklamıştı . Hüseyin hoca sonra gelmesini söyledi ama gelen öğrenci şu anki konu hakkında konuşacağını söyleyip girmişti içeri . Sesinden tanımıştım , dönüp baktığımda gelen kişinin Veysel olduğunu gördüm . Elinde kraft kağıttan yapmış olduğum hediye paketine sararak sırasına bıraktığım kitabı tutuyordu . kapıyı kapatıp karşı hizamıza geldi ve yanlış anlaşılma olduğunu , benim sınıfta kayıp eşya ile ilgim olmadığını söyledi : - hocam, ben Veysel TAMER . On iki I sınıfında okuyorum . Arkadaşım Ezgi bana , daha önce istediğim bir kitabı getirmek amacı ile tenefüste sınıfıma gelmiş . ben ona kütüphanede sınıfça deneme sınavı çözdüğümüzü söylemeyi unutmuştum o yüzden kitabı bırakıp çıkmış olacak . sınıfımda gerçekleşen kayıp eşya ile ilgisi olmadığını bildiğimden yanlış anlaşılmaya kurban gitmesin diye öyleme ihtiyacı duydum ve yanınıza geldim . - demek arkadaşın ,senin istediğin kitabı getirmeye gelecekti ve senin bundan haberin vardı öyle mi delikanlı . şimdi bu çocuğa ne denir . ne diye beni kurtarmak için yalan söylüyorsun durup dururken . zaten benim yapmadığımı anlamışsan ne gereği vardı da kendini yalancı durumuna düşürdün . yaptığım kaç göz hareketi ile her şeyin yolunda olduğunu , konuşmasına gerek olmadığını anlatmaya çalışıyordum ama benim yüzüme bakan kim ? kendi kaşında , ben karışmam , bana ne ? “ Şey , yani hocam . Veysel daha önce bu kitabı okumadığını ama alıp okumak istediğini söylemişti . Ben de ona kendi kitabımı verebileceğimi söylemiştim . “ diye araya girdim dayanamayıp . Hüseyin hoca birbirimizi kurtarmak için gerçekleri çarpıttığımızın farkındaydı ama az çok niyetimizi bildiğinden dolayı bıyık altında gülerek geçiştirdi ve “ Tamam , zaten ben de şimdi seni çağıracaktım evlat . Kendin gelip durumu açıklığa kavuşturduğun için sağ ol . Olay ile ilgin olmamasına rağmen buraya gelip doğruları söylediğine inanıyorum . “ diye laf atıp iğnelerken ikimize de sınıflarımıza dönmemizi söyledi ve bu tarz olaylar ile şüpheli durumuna bir daha düşmememiz için daha dikkatli olmamız konusunda bizi ikaz etti . Odasından çıkıp kapıyı kapatırken “ teşekkür beklemiyorsundur “ dedim ama karşısında durup cevap vermesini bekledim . kitabı ne zaman fark etmişti acaba ? hemen mi gelmişti yoksa biraz korkayım da burnum sürtsün diye beklemiş miydi ? - Teşekkür ayrı önce şu özrü bir de kulaklarım ile duymak niyetindeydim . Tam da tahmin ettiğim gibi işte . kitabı açmış ve içindeki notumu okumuştu ama pişman olduğumu bizzat görmeye gelmişti gıcık herif . - O gün seni yanlış değerlendirmiş olabilirim . başıma gelenlerin adrenalini ile nedir ne değildir sormadan , seni dinlemeden üstüne geldim , kalbini kırdım . kusura bakma . Dediklerimde samimiydim . haksız isem özür dilemekten gocunmadım hiç . tam tersine hatamı fark ederek yeni bir aşama kaydettiğime inandım hep . şu sıralar her şey üstüme geliyor gibi hissettiğimden kendimi sürekli teyakkuzda olmam gerektiği konusunda baskı altında tutuyordum . yeterince düşünmeden paniğe kapılıp saçma sapan davrandığım olabiliyordu . şimdi elbette ki bu halimin nedenini oturup Veysel’e dökecek halim yoktu . ona kısaca : - Normalde peşin hüküm veren bir insan değilim . şu sıralar yorgunum biraz, sana denk geldi . cidden üzgünüm . bir daha olmayacak . - Serkan abi Hakkı dedeye bir şeylerden bahsederken kulak misafiri olmuştum . Ezgi , zor zamanlardan geçtiğini tam olarak bilemesem de anlıyorum . tanıştığımız gün sana karşı alaycı tavrım da yüzünü güldürmek istememdi aslında . yani ben de normalde öyle biri değildim . ben sadece moralin bozuk olduğu zaman yanına gelebileceğin biri olmak istemiştim . beni öyle değerlendireceğini tahmin edememiş olsam da otobüsteki o tavrın beni şaşırtmıştı . kırıcı olmamaya çalışarak beni kendinden uzaklaştırdın falan ya hani . dedim ki bu kıza kimse bir şey yapamaz . sen güçlü bir kızsın Ezgi . inanıyorum ki yakında başındaki diğer karmaşalar da çözülecek ve sen bunu tek başına da atlatabilirsin ama yine de yanında birilerinin olması sana köstek değil destek olur . o yüzden yanıma gelirken sakın çekinme tamam mı ? Şimdi karşımda duran duyarlı ve olgun davranışlı Veysel gerçekten Hakkı amcanın yanındaki Veysel’di . Elimi uzatarak “ tanıştığıma memnun oldum Veysel “ dedim. Yandan bir tebessüm ile aynı şekilde karşılık verdi ; “ben de senin ile tanıştığıma çok memnun oldum Ezgi “ . son dersin başlamak üzere olduğunu bildiren zilin çalması ile merdivenlerin başında birbirimize iyi dersler dileyerek ayrıldık . birkaç adım atmıştım ki merdiven boşluğundan sarkarak çıkışta birlikte gidip gidemeyeceğimizi sordu . kafamı olur anlamında aşağı yukarı sallamak ile yetindim . Ardından “ kapıya en yakın kamelyada buluşalım o zaman çıkışta “ diye seslendi . Birbirimize gülümseyip ayrıldık . kapının önünde güldüğünde de dikkatimi çekmişti ama daha önce fark etmemiştim . yanağının tek yanında gamzesi vardı . otobüsten bu yana çok sinir bozucu bulduğum çocuk şimdi aşırı sevimli geliyordu . Tarih öğretmenimiz Mücahit hocanın gazabına uğramamak için koşar adım merdivenleri inerek sınıfa girdim. Benim hemen ardımdan öğretmenler zili de çalmıştı ve hoca yine geçen ders yaptığı gibi koridorda bir turu tamamladıktan sonra girmişti sınıftan içeri . Sınıfta bana bakan herkesin gözlerinde soru işaretlerini görebiliyordum ama tabii ki anlatmayacak , bir şeyler uyduracaktım . Mücahit hoca beni gülümserken gördüğü için ters giden bir şey olmadığını anlamış ve rahatlamış görünüyordu . benim hemen ardımdan zil çaldığı ve hoca geldiği için henüz kimse bir şey soramamıştı . Melek hariç . derste hoca yakalarsa diye bile korkmadan ikide bir kağıtlara bir şeyler yazıp uzatıyordu . Sonunda dayanamayıp kağıtlardan birine akşam ararım yazdım da ancak öyle durmuştu . İkinci derste hoca devlet kitabındaki metni okumam için beni seçmişti . usul usul dersi işleyip çıkışta çarçabuk toplandım . Kızlara “ yarın görüşürüz . “ diyip bahçede kapıya en yakın kamelyaya doğru ilerledim . aslında Veysel ile birlikte gitmek istiyordum hem Hakkı dedenin büfesine de uğrardım ama hastaneye yetişmem gerekiyordu çünkü yaram tam iyileşiyorken bir daha kötüleşmesini göze alamazdım . cidden çok sızlıyordu . benden bir iki dakika sonra Veysel de gelmişti . otobü durağına kadar yürüdük ama burada ayrılacaktık çünkü ters yönde otobüslere binmemiz gerekiyordu . otobüs gelene Kadar konuştuk . bana ne işim olduğunu sorduğunda hastaneye gitmem gerektiğini ve nedenini kısaca anlattım . benim ile birlikte gelebileceğini söyledi . Gerek olmadığını söyledim ama ısrarcı olunca otobüse atlayıp birlikte gittik hastaneye . Pratisyen doktorun bana verdiği sarı kağıdı gösterdiğim için sıra beklemeden pansuman odasına aldılar beni . işlem kısa sürmüştü , çıktığımda Veysel kapıda beklemiyordu . hızlıca etraftaki sandalyelere oturmuş olabilir diye göz attım ama yoktu . telefon numaralarımızı da almamıştık henüz . Yine endişelenmeye aşlamıştım. Kendimi sakinleştirmeye çalışıyor , içimden “ belki lavabodadır ya da tanıdık görmüştür , gelir şimdi “ gibi mazeretler bulmaya çalışsam da soğuk soğuk terlemeye başlamıştım. Ayrıldığımız noktaya , pansuman odasının yanına dönüp bulursa burada bulur diyerek çömeldim. Bu birinin ortalıktan bir anda kayıp olması benim için fazla yorucu bir endişeye sebep oluyordu . boş bir sandalyeye geçip kollarımı dizlerim üstüne kondurup eğdiğim kafam ile yüzümü ellerimin arasına alarak beklemeye başladım. Neyseki çok geçmeden tanıdık bir çift ayakkabı girmişti görüş alanıma . kafamı kaldırıp baktığımda Veysel’in elinde iki paket meyve suyu ile karşımda dikildiğini gördüm. “ bu kadar kısa süreceğini düşünmemiştim “ dedi elindeki meyve sularından birini açıp yanıma otururken .
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD