---------
9.bölüm
Ani bir çığlık atarak yataktan sıçradığımda aslında yatakta olduğumu fark ettim. Uyuduğumun farkında bile değildim. Gördüğüm her şeyin rüya daha doğrusu kabus olduğunu ancak o zaman anladım babamın olduğu kısım hariç kabus diyebiliriz. Annem ile yengem yatağımın iki yanında duruyorlardı. Mutfaktaki duman tam olarak çıkmamış olacak ki bir süredir beni uyandırmaya çalışıyorlar ve mutfaktaki dumandan bahsediyorlarmış. Ben bir türlü uyanmayınca zehirlenmiş olabileceğimi düşünmüş ve korkmuşlar. Sarsarak uyandırmaya çalışmışlar ki sanırım rüyamdaki depremin kaynağı da buydu. Uyandığımda ortamda neler döndüğünü anlamayacak kadar kafam karışmıştı, hala neyin gerçek neyin rüya olduğunu ayırt etmeye çalışıyordum. Her şey mi rüyaydı, babamın gelmesi de mi?
Başımda ne konuştuklarını kavramaya başladığım zaman asında bana sorular sorduklarını fark ettim. Mutfaktai duman tam olarak çıkmamıştı anlaşılan. Kısaca kendime kahve yapacakken suyu ocakta unutup daldığımı ve sonrasında ocakta unuttuğum çaydanlığın alev aldığını, ortalığın duman olduğunu ve dumanı tasfiye edip evin kalanına yayılmaması için camı açtığımı, çaydanlığın kötü ama benim iyi olduğumu söyledim. Zehirlenmemiş ve sadece yorgun düşmüş olduğuma ikna ettiğimde çok rahat bir nefes aldılar. Onlar da akşam yemeğine bir şeyler hazırlamak için mutfağa girmişler ve o bembeyaz duman ile karşılaşınca paniklediklerini ve beni yokladıklarını ben de bir türlü uyanmayınca az daha hastaneye götüreceklerini söylediler. Sonrasında her şey kaldığı yerden sessizliğine davam etti.
Hep birlikte yemek hazırladık ve salonda akşam yemeğimizi yedikten sonra odalarımıza dağıldık. ben bu gece kendi odamda uyuyacaktım. Pijamalarımı giyip uzaktan birkaç dakika sonra annem kapımı tıklayıp içeri girdi. Saçlarımı okşayıp bir süre beni izledikten sonra burada kalmamın bir faydasının olmayacağı gibi benim için de zor olacağını; istersem yengemlerin evine Serkan amcamlar ile birlikte geri gidebileceğimi söyledi:
-yavrum. Biliyorsun ki şu an babana ulaşabilmek için elimizden gelecek yapabileceğimiz her şeyi yaptık. Başka yapılacak bir şey kalmadı. Babandan haber alana kadar hepimizin artık kendi hayatına kaldığı yerden devam etmesi gerekiyor. hem sen de derslerinden geri kalıyorsun. Zaten okulun daha yeni değişti. Eksik olduğun konular, onların ileride olduğu konular vardır. ben de derslere gitmeye devam etmeliyim. Yani bir tanem demem o ki sen de amcan ve Serpil abla ile birlikte gitsen iyi olur. Zaten babandan haber alan kişi diğerimize de haber edecek. Şu an senin burada olup hayatının normal akışından geri kalman için bir sebep yok ortada.
Şaşırdım, annemin başımıza gelenler sonrasında böyle duygusuzca yaklaşacağını hiç düşünmezdim. Nasıl olurdu da benim hiç bir şey olmamış gibi tekrardan okula dönmemi isteyebilirdi. Uzanmış olduğum yatağımdan doğruldum ve kırgınlığımı ele veren ağlamaya hazır gözlerimle anneme baktım. Hem gitsem de ben gerçekten derslerime odaklanabilirim falan mı sanıyordu.:
- Anne sen ne dediğinin farkında mısın? Ben seni burada yalnız başına bırakıp nasıl gidebilirim? Hem gittim diyelim senin aklın bende benim aklım sendeyken nasıl olur da normal hayatımıza hiç bir şey olmamış gibi devam edebiliriz? Anne babam kayıp, senin kocan..
Annem bana Serpil ablamın bugün olanlardan bahsettiğini söyledi:
- Serpil ablan, bugün sen kayıp ilanlarını asarken sürekli tanıdıkların sana bir şeyler dediklerini görmüş. Kızım burada herkes tanıyor bizi, sürekli bu muhabbetle muhatap olmanı istemiyorum. Bunlar sıkmasın canını. hem ben de yalnız değilim ki Serhat bir süre daha burada olacak, sonra Peri yengen de burada.
- Anne ben gitmek istemiyorum. Burada seninle birlikte kalmak istiyorum. ; diyerek annemin, hala saçımda olan elini öptüm ve iyi geceler dileyerek arkamı dönüp yattım. Annem bir şey demedi, çıkarken ışığı ve kapımı kapatıp odasına geçti.
Ertesi sabah Serhat yine bize geldi Peri yengem ile birlikte. Peri yengem, şimdi biz uğraşamayız yemek yapmakla filan, öğün atlamayalım diye birkaç tencere yemek de getirmişti yanında. Gelir gelmez de mutfağa girip kahvaltılık bir şeyler hazırladı mutfak masasının üzerine. Henüz amcam ile Serpil yengem uyanmamıştı. Biz bir şeyler yedik, Serhat binanın önünden geçen simitçiden birkaç simit aldı. Karnımızı doyurunca sofrayı kaldırmadık ki yengemler de bir şeyler yer belki. Annemin artık derslere dönmesi gerekiyordu. Öğretmenlik işinin zor yanlarından biri de buydu. Hasta bile olsa rahat dinlenemezdi annem okul dersleri bir şekilde halledilse de okul sonrasında verdiği keyfi dersler haricinde kurs derslerini telafi emek gerekiyordu. Art arda en fazla 2 iş günü devamsızlık yapabiliyordu ve 3. Günkü devamsızlıkta okul idaresi tarafından bir müeyyide ile karşı karşıya kalabilirdi. Bugün de okula gitmeyecekti fakat yarınki okul dersleri ve telafi dersleri için hazırlık yapması gerekiyordu. Serhat, bugün bir planım yoksa beni dışarı çıkarmayı ve biraz hava almayı önermişti ama modum hiç yerinde olmadığı için kibarca reddetmiştim. Telefonlarının her zaman açık olduğunu söyleyerek annesiyle beraber çıktılar. Annem çalışma odasına çevirdiği balkondan bozma küçük odaya çekilmişti. Bu kafayla çalışabilecek miydi bilemiyorum fakat uzunca bir süre odadan çıkmayacağı kesindi. Evde yalnız kalmış sayılırdım. Odama çekildim yine. Yapacak hiç bir meşgale bulamıyordum. Soru çözmeye kalktığımda okuduğumdan bir şey anlamıyor önümdeki sayfaya boş boş bakıyordum. Aynısı kitaplarım için de geçerliydi. Normalde okumak en büyük zevkimdir ancak şu sıralar metinler birbirine giriyor, bir sayfayı bile tam okuyamadan başka alemlerden uyanıyordum.
Birşeyler izlemeye karar verdim. Kendi telefonum şarjda olduğundan annemin telefonunu alıp uygulamaya girerek rast gele bir film açtım. Ama canım çabuk sıkıldı. Uygulamadan çıkıp mesajlar uygulamasına girdim. Bankadan gelen bir mesaj dikkatimi çekti. Kredi borcunun taksitlendirilmesi hakkındaydı. Annemin maaş için olan banka kartı dışında kredi hesabının bulunduğundan haberim yoktu. Mesaj geçtiğimiz hafta gelmişti ve bahsettiği borç yüksek meblağda bir praydı.anlam veremediğimden üzerinde çok durmadım ve telefonu kapattım. O sırada çalan telefon sesine dikkat kesildim. Amcamın telefonuydu bu. Çok çalmadı ve amcam cevapladı aramayı. Sonra odama gelerek dışarı çıkacağını benim evde kalmamı söyleyerek hazırlanıp gitti. Saat öğleni bulduğunda ne ihbar için bir arama geldi ne de polislerden bir gelişme haberi. Çalan tek şey kapının ziliydi konu komşu sosyal medyada yazdığım mesajı görmüş arayıp telefonu meşgul etmek yerine bu kez evimize gelmeye başlamıştı. niyetlerinin kötü olmadığını biliyordum ama yine de cenaze evine gelir gibi kap kap yemek getirip evi kalabalıkla doldurmak hangi akla hizmetti acaba? Gelen misafirler olunca annem de odadan çıkmak zorunda kaldı ve gelenler ile ilgilendi. Meraklı gözleri dillerinin söylemeye varmadığı kelimeleri gayet net bir şekilde konuşuyordu. Kimisi olaydan geri kalmamak için gelmişti kimisi de bizimle ilgilenmek için. Böylece akşama kadar gelen gidenimiz eksik olmadı evden. Bunalmıştım. Biraz dışarı çıkıp sahile indim. Bu sefer de yolda görenler durdurup laf açmaya başladılar. Giydiğim kapüşonlu sweetimin kapüşonunu kafama çekerek sahile indim. Ne kadar kaldım bilmiyorum, müzik açıp dolandım kıyıda. Hava tam anlamıyla kapkaranlık olmuştu. Annemlere mesaj atıp sahilde olduğumu, merak etmemelerini söylemiştim. Serhat yanıma geldi. Beni evde bulamamış, burada olduğumu söylemişler. Birlikte biraz daha yürüdük ama konuşmadan. Konuşamayacak kadar düşünceliydik. Serhat hala kedini suçlu hissediyordu ama ben diyeceğimi dediğimden üstelemedim.
eve geçtiğimizde bizim komitenin tüm üyeleri salonda akşam yemeğini yiyordu. Biz de oturup sabah Peri yengemin getirdiği yemeklerden yedik. Sabah gelen giden çok olunca misafirlere de ikram ettiklerinden tas çanak bir günde diplenmişti. babamın kayıp oluşunun 4. Günü böylelikle bitmişti. Amcam sabah çıkmasının nedenini söylemeye kendini hazırlıyordu. Kendini hazırlıyordu çünkü zor bir şey söyleyeceğini geldiğimden beri tedirgin tavırlarından anlamıştım.
- Şimdi söyleyeceğim şeyi dikkatle dinlesin herkes; diyerek lafına başladı amcam, henüz kimse sofradan kalkmadan.
“ sabah bir telefon aldım ve bunun üzerine derhal evden çıktım. Arayan karakoldan bir memurdu ve karakola uğramamı istedi. Kayıp şahıstan son haber alınma tarihi itibariyle 4. Gün içerisinde olduğumuzdan bu haberleri de göz ardı edemeyeceğimizi söyledi ve 40 yaşlarında bir adam cesedi bulunduğunu ancak kimliğinin henüz tespit edilemediğini söyledi. Kimlik teydi için bir yakını olarak beni çağırmışlardı. O polis memuru ile birlikte adli tıbba gittik ve morgdan çıkarılan bir adamı gösterdiler. Neyse ki abim değildi. Bakarken zorlansam da bedenin abime ait olmadığı çok bariz belliydi. Zaten kapının önünde bekleyen sıradaki kayıp yakınları ölüyü teyit ettiler. Yani abim olmadığından eminiz. Ama bundan sonraki süreçte bu tarz tespit ve teyitler için çağırılacağımızı söylediler.” Normalde bu gece yola çıkacaktık ama işimden izin aldım. Biz yarın sabah Serpil ile birlikte eve döneceğiz. Oradaki durumları da takip etmek lazım, sonuçta kendisinden son haber aldığımız yer orasıydı. Ben size bugünkü bu olayı anlattım ki neyle karşı karşıya olduğumuzun farkında olalım.”
İlk olarak anneme dönerek.
-yenge, eğer istemezsen, ben yapamam dersen bu işlemler için beni arayabilirsin. Yarından sonrası için izin alamadım maalesef ama böyle acil bir konu olursa çekinmeden ara beni ve mutlaka gelişmelerden haberdar et beni.
Sonrasında bana döndü ve onlarla gelip gelmeyeceğimin kararını bana bıraktığını ama burada kalmamın bir faydası olmayacağını söyledi. Onlara burada, annemin yanında kalmak istediğimi söyledim. “peki” diyerek olur verdiler. Yatma vakti geldiğinde herkes yine aynı düzene geçti. Amcam ile Serpil ablama salonda yatak serdik, ben kendi odamda annem de kendi odasında yattı.
Amcamın, bugünü anlatmasından sonra tepkisiz kalsam da bahsedilen ihtimal benim aklıma bile gelmemişti. Ben hep babamın geç de olsa birkaç gün de sürse elbet bir şekilde eve döneceğini düşünmüştüm ama polisler her türlü duruma karşı hazırlıklı olmamızı söylüyordu. Böyle birşeye hazırlıklı olunamazdı ki. İnsan kendini ölüm haberine nasıl hazırlayabilirdi? Olamaz, babam hayatta olmalı, ona kötü bir şey olsaydı hissederdim bir şekilde. Belki başına bir şey gelmişti ama mutlaka mantıklı bir açıklama ile birlikte geri gelecekti. Sağ salim gelmeliydi.
Ertesi sabah babamın kayıp oluşunun üstünden geçecek 5. Güne uyanmıştım. Saat on bire geliyordu. Aklımda hala amcamın bahsettiği ihtimal dönüyordu. Bir şeyler yapmam gerekiyordu sanki. Dayanamayıp kendimi sokağa attım, nereye gideceğimi bilmeden. Sonra hızlı adımlarla karakola yöneldim. Kendimi tanıtım, kayıp şahsın kızı olduğumu söyledim ve bir gelişme olup olmadığını sordm. Gelişmelerden haberdar etmek için arayacaklarını, sürekli gelip bizim sormamıza gerek olmadığını söyledi. Ne kadar zor bir his olduğunu bilen birisi böyle sonu muallak bir cebın tatmin etmeyeceğini anlayabilirdi, çok rahatlıkla ama o an bu meseleyi uzatmamın bir anlamı yoktu. Vel hasılkelam eve dönüyordum ama yine tanıdıkların gelişmelerden haberdar olma sorgusundan iki adımda bir duruyordum neredeyse. Sanırım annem haklıydı. Burada kalmak, tanıdıklar ile sürekli yüz yüze gelip bu konuda muhattap olmak cidden çok rahatsız etmişti beni. Eve gider gitmez annemle konuşup amcam ve Serpil ablamla birlikte karşı yakadaki eve geçeceğimi söyleyecektim.
Annem , Serkan amcam Serpil ablam, Peri yengem ve Serhat; hepimizin bir arada olduğu kahvaltı sofrasında amcamlar ile birlikte dönmeye karar verdiğimi açıkladım. Hepsi de bana hak verdi. Kahvaltıdan erken kalkarak çantamı hazırladım, Zaten çok da bir şey getirmemiştim. Hepsi ile vedalaştım teker teker. Serhat zaten hafta başında karşı yakadaki okulda stajına başlayacak, yerleşmek; kendine ev bulabilmek için hafta sonu gelecekti. Saat öğleyi biraz geçiyordu ki yola çıktık. Akşam trafiğine kalmamak ve karşı yakadaki işlerin de üzerinde olmak için bu saatte yola çıkmıştık. Eve geldiğimizde kendimi biraz zorlayarak geçmiş ders konularını çalışmaya çalıştım. Yarın okula gidecektim. Annem ile konuşurken dediklerinin kulağa çok duygusuzca geldiğini düşünmüş olsam da haklıydı aslında. Koskoca haftada sadece 1 gün okula tam gün gidebilmiştim. Üstelik okulumu değiştirdiğim de göz önüne alınacak olursa şu an yaptığımın aksine ders tekrarının yanı sıra hazırlıklı gitmeye, konuları önceden çalışmış olmaya ihtiyacım vardı.
Arkadaşlarımda kimsenin numarasını almaya vakit bulmamıştım. Sadece odasına ilk gittiğim zaman masasının önündeki kartlığından aldığım kartvizitini aldığım müdür yardımcımız Hüseyin hocanın numarası kayıtlıydı telefonumda. Onu aramamı gerektirecek bir konu olmadığından hafta sonunun bitmesi ile doğrudan okula giderek arkadaşlarımla doğrudan konuşmaya karar verdim. İlk başta herkese söylemeyecektim. Bizim evin oradaki gibi herkesin bana acıyarak bakmasını, lafı dolandırıp oraya getirmesini istemiyordum. Yakın olduğum resim grubundaki kesimdeki arkadaşlara bahsedecektim sadece. Bunun sebebi de sadece, belki bizim aklımıza gelmeyen bir şey önerirler ve belki işimize yarar bir gelişme kaydedebiliriz düşüncesiydi. kitap kulübünde bu sıralar başlayabileceğimden de emin değildim.
Hafta sonu hiç bir gelişme yaşanmadı. Her gün annem ile telefonda konuşuyordum. Millet zaman geçtikçe biraz biraz elini eteğini çekmiş bizim evden telefonlar hala sessiz bekliyorlarmış. Serhat’ın ev bulma işi henüz hallolmadığından amcam bizim eve aldı onu da. Ev ulana ve yerleşene kadar burada, amcamların evinde kalacağız. Serhat ev bulmaya çıktığı zamanlar hariç yanımdan hiç ayrılmıyor, gözünü üzerimden ayırmıyordu. Hatta ev bakmaya birlikte gidiyorduk bazı yerlere.
Pazartesi okula beni o bıraktı. Kendi staj yapacağı okul benim okulumdan bir kaç durak ötedeydi sadece. Çıkışt da almaya geleceğini söyleyerek iyi dersler diledi. Geçtiğimiz hafta bugün başıma gelen talihsiz olayın ardından hastanede açmıştım gözümü. Uzun zaman üzerine gördüğüm kuzenim Serhat’ın yanı sıra dün ayrıldığım babam da yanı başımdaydı. Babamın kayıp oluşunun 6. Günüydü. Babamın yokluğuna değil de her an bir haber gelebilir diye gözümün kulağımın her yerde olmasına alışmıştım artık.
Okulda herkes bahçedey sıra olmuştu. Müdür yardımcısı Hüseyin bey mikrafona birkaç kez eliyle vurarak düzgün hizaya geçmemizi ikaz ettikten sonra binadan içeriye girmeye başladık. Dersimiz din kültürüydü. Geçen hafta kaçırdığım için tanışamadığım öğretmenlerden ilkiyle tanışacaktım. Sırada fırsat olmadığı için konuşamadığımız arkadaşlarım sırama oturur oturmaz etrafımı kuşatmıştı. Tenefüste her şeyi anlatacağımı ama şu an üzerime gelmemelerini rica edip önüme döndüm.
Son kez telefonuma gelen giden mesaj var mı diye kontrol ettikten sonra kitabımı çıkarıp hocayı beklemeye başladım. Yanımdaki Melek’e bile bakamıyordum bana bir şey sormasın diye. Öğretmenler zilinin çalmasıyla benim oku serüvenim kaldığı yerden devam etmeye başlamıştı.