----------------------
26. bölüm
Araba giderken kafamı döndürüp arkama baktığımda az evvel el sallayan kişi kayıp olmuştu . önüme dönerek yanımda oturan anneme yasladım kafamı , Serpil ablam amcamın yanında muavin koltuğunda oturuyordu . az sonra , hastaneden çok uzaklaşmamışken amcam arabayı sağa çekip doktorun çıkmadan önce bana verdiği ilaçların reçetesini de alarak karşı kaldırıma geçti . birazdan elinde 2 küçük torba ilaç ile gelmişti . o kağıdı ben de incelemiştim ama küçücük kağıttaki bir kaç kelime ile bu kadar ilacı kast ettiğini düşünmemiştim açıkçası haftada 2 kez kontrole gelecektim yani 3 günde bir. Amcamın gelmesi ile tekrar yola çıktık . takriben on beş dakika içinde gelmiştik . sadece 1 gece kalacak olmama rağmen annemin ne bulduysa toplayıp hastaneye getirdiği çantaların birini annem birini Serpil ablam , kalan ikisini de amcam taşıyordu . ben de yardım edecektim ama daha yeni ameliyatlı olduğumu ve kendimi taşımamın yeterli olduğunu söylediler . annem yeni ameliyatlı derken gözleri dolmuştu , kim bilir ben operasyondayken ne haldeydi . neyse ki hepsi geçmişti artık . hazır hastanedeyken bacağımdaki yara ile de ilgilenen Nurgül hemşire sağ olsun artık her gün gelmeme gerek olmadığını , haftada iki kez muayene için gelirken bir iki kere daha bacağıma baktırmamın yeterli olacağını söyledi . iyi ki söyledi yoksa annemin içi nasıl rahat ederdi bilmiyorum .
Evde her şey yerli yerindeydi , benim odam hariç . çekmecelerim , dolaplarım boşaltılmıştı hep annem ile yengem daha sonra beraber yaparız diyerek beni biraz daha yatıp dinlenmem konusunda ikna ettiler ama ben hayatta odam bu haldeyken yatabilecek bir insan değildim. Çantalarımı odama bıraktıktan sonra yatağa geçer gibi yaparken onlar da teker teker çıkıp kapıyı arkalarından kapattılar . ben de başladım sessiz sessiz çantalarımı boşaltıp her şeyi yeli yerine koymaya . on dakika kadar sonra odam eski halindeydi , çantaları dolaba atıp yatağıma uzandım ve telefonumu aldım elime . yine aynı çelişkideydim . Veysel’e mesaj atsam mı yoksa atmasam da ondan mı beklesem ? atsam ne diyecektim ki , çıkışıma niye gelmedin mi ? ama onun da yazmaya niyeti yoktu anlaşılan . kararımı değiştirmeden önce hızla yazıp gönderdim mesajı : “ Sınıftakilerin bir şeyden haberi yok gibi , sağ ol . “
Bekletmeden hemen ardından o yazdı : “ söylemememi istemiştin . “ . bu kadar çabuk yazmasını beklemiyordum . saat ikiye geliyordu , tenefüs vakti değildi ama onun on ikinci sınıf olduğunu unutmamam gerek . hoca başlarında doğru düzgün durmuyor bile . herkes yapacağının sonucunu göreceğini bildiğinden kendi motivasyonuna göre ders çalışıyordu , ders çalışmayan da yapmak istediğini yapmakta serbestti . yani büyük sınıflar ile konuşurken anlattıkları ortam böyle . o zamanları ip ile çeksem de henüz daha iki senem vardı . zamanın ne kadar hızlı , su gibi geçtiğini özellikle çu iki haftada yaşayarak öğrenmiş olsam da sanki o zamanlar hiç gelmeyecek kadar uzak gibime geliyordu . daha hangi bölümü seçeceğimi bile oturup adam akıllı düşünmemiştim . ben böyle düşüncelerime dalmışken telefonumun titreşmesi ile kendime geldim . Serhat yazmıştı , eve geçip geçmediğimizi soruyordu . bir de eve kim kim geçtiğimizi sormuş . normalde böyle bir soruyu soracak kişi değildir kuzenim ama demek ki beklediği biri var artık . doğrudan lafa girerek kimi sormaya çalıştığını bildiğimi belli ettim : “ Bana karşı bari dosdoğru ol be kuzen , dolandırma lafı . annem , ben , amcam , Serpil ablam ve ... ” mesajı kesitm . merak etsin mesajı sonuna kadar okusun , okumadığı mesajlarıma saysın dedim içimden . “ bir de bizim ile beraber gelen olunca zor sığdık arabaya kuzen ya iyi ki kalmamışsın benim çıkışıma yoksa biri dışarda kalırdı her halde . “ yazdım . “sizin ile birlikte gelen biri daha mı oldu ? “ diye sordu anlamazdan gelerek .
Bak işte ben deminki mesajda ne yazmışım , doğrudanlığı öğretmem lazım benim buna . söylemedim hemen , çatlasın meraktan . tabi yani orada bırakacak değildik ya , aldık geldik . odamdayız şimdi . yerleştiriyoruz . “ mesajlaşmaya daha fazla dayanamamıştı . “ dur şimdi , yalnız mısın , yalnız olacağın bir yere geçsene Ezgi . “ . artık ne diyecek ise heyecandan ne kadar gerildiğini yazış tarsından , klavye hızından anlıyordum . aptal aşık kuzenim ya , kıyamam ben buna söyliycem galiba . ben buları düşünürken o aramaya başlamıştı . saftirik bir başıma odada olduğumdan haberi yoktu tabii . ben yine de fısıldayarak konuşacaktım . sanki evde birileri varmış da ona duyurmamaya çalışıyormuşum gibi dursun diye . doğruya doğruydu da aslında . sonuçta annem ile Serpil ablam beni uyuyorum sanıyorlardı . odaya gelip benim çantaları boşalttığımı ve hala dinlenme moduna geçmediğimi görürlerse çok kızarlardı muhtemelen bana . telefon elimdeydi . bulunduğum odandan tek başıma konuşabileceğim müsait bir yere geçiyorum sansın diye hemen yanıtlamadım aramasını . içimden yediye kadar saydıktan sonra açtım telefonu ve fısıltılı tonda ses ile konuşarak “ alo “ dedim . “ ne oldu , niye aradın ? “ .
- Ezgi , misafir mi var evde ? hani be şeyden soruyorum . evde oda yok ya eğer misafir varsa hani bir de sen dedin yerleştiriyoruz diye falan . kim o kalıcak mı evde , tek başına mı yaşıyor ?
- Kimi soruyon sen kuzen ?
- İşte o yanınızdakini , eve yerleştirdiğinizi ?
- Heee, yok kuzen tek değil 4 taneler ve tabii ki kalacaklar orada bırakıp ne yapacaktık ki ?
- 4 kişi mi ? 3 kardeşi daha mı var Serpil ablanın , hay maşAllah . kuzen ben bu gün eve gelmiyim öyleyse , rahatsız olmasın hem kimse . hay Allah , önceden haberim olsaydı keşke . neyse bulurum bir yer . eşyalarımı almaya gelirim bir .
- Dur kuzen dur , yani tamam Serpil ablamlar da kalabalık bir aileler ama nereden çıkardın şimdi sen bunu ? neyden bahsediyosun sen ?
- Misafirlerdeeen . yerleştirdiğinizden bahsettin , demek gece hatta bir süre için sizde kalacaklar değil mi ?
- Kuzen ne misafiri ,ben valizlerden bahsediyordum yerleştirdik diye .
Artık fısıldamıyordum . öyle komik gelmişti ki fısıldamayı bırak kahkaha ile gülmüştüm Serhat’ın şu anki suratını hayal ederken . başta Serhat ses vermedi . biraz kızmış olmalı , ama alırım ben onun gönlünü hem ben hala hastayım beni üzemez .
Sessizlik kısa sürdü . açık açık bahsetmeye çekindiğinden ona istediği şekilde cevap vermediğim için azar çekemiyordu tabi . “ ne saçmalıyosun , ben de burada bir saattir nerede kalacağımı düşünüyorum ? “ dedi ters ters . gülmem sinirini bozmuştu .
- Ee , ben senin aklındakini biliyorum . bırak bir saati öğle vakti onu gördüğünden beridir ne düşündüğünü az çok tahmin etmek zor değil kuzen . esas sen ne kıvrandırıyosun ? açık açık konuş işte , bana demiycen de kime diyicen ? size vesile olayım mı , bir konuşun çay may içersiniz ?
- Sen kendi işlerine odaklan bakıyım . abine gönül dersi mi veriyosun sen ?
Yurt dışından geldiğinden beri burnu yükseklerde beyefendimizin . niye bilmem aramızda bir elin parmakları kadar yaş farkı yokken bana abilik taslamaya çalışıyor pabucumun abisi .
- Öyle olsun abicik . beyaz önlükler içinde peri kızı gibi parlıyordu ama Eslem abla , sonra pişman olma diye yardım edeyim dedim ama kime sorduysam sanki ?
- Adı Eslem demek . üff , tama kuzen ya , pes . ben onu gördüğümden beri aklım o ana tekrar tekrar gidip duruyor . daha kaç saat oldu , kaç kere uyarı aldım profesörden dalıp gidiyorum diye . adam neden böyle olduğumu sordu da senin ameliyattan bahsettim . acıdı da izin vermeyi teklif etti . kuzen , sen yakın mısın Eslem hanım ile .
- Bu gelişimde çok görüşemedik . işe daha yeni girdi . stajyer olduğu için yoğun olacakmış bu sene . normalde konuşuruz ama ben buradaysam o da mutlaka uğrar Serpil ablama . bakma abla diyorum ama konuşurken birilerinin aksine abi demem için zorlamıyor beni .
Oh olsun , lafımı da çarptığıma göre telefonu kapatabilirdim . hem de ne güzel olurdu tam şimdi , onun da merakı zirvedeyken yüzüne kapatıp mesajlarına dönmesem . neyse ki melek gibi kızım da kıyamıyorum konu benim gıcık kuzenim de olsa. Biraz meşgulmüş . misafir de gelip gitmediğine göre akşam konuşuruz dedi . gece onun gelmesini beklemeyeceğimi , vaktinde gelir ise belki zaman ayırabileceğimi söyledim . benim de kendi işlerim vardı ya hani dönülecek . laflarını birer birer ona yedirdiğimi fark ederek sırıttığını duydum . benim de keyfimi yerine getirmişti bu sohbet . kapattık telefonları , Veysel’den mesaj gelmişti . eve geçip geçmediğimi ve şu an nasıl olduğumu sormuştu . iyi olduğumu söyledim , takriben 1 buçuk saat kadar olmuştu eve geleli . ameliyatımdan haberi olup olmadığı konusunda ağzını nasıl arayacağımı bilmiyordum . sanki olanları anlatıyormuş gibi yaparak ameliyattan bahsetmemeyi denemeye karar verdim . eğer haberi varsa zaten o soracaktı ameliyattan bahsetmeme sebebimi .
“ ciddi bir şey değilmiş , zaten şu sıralar düzensiz besleniyorum falan diye bağışıklık sistemim zayıflamış . ben de kayıp oldum korkusu ile endişelenince bünyem hassaslaşıp ufak bir baygınlık geçirmeme sebep olmuş . “ dedim . bunun üzerine bakalım konuyu dalgaya mı vuracaktı yoksa dahasını mı soracaktı . bekledim ama hemen cevap vermedi . bir ara bir şeyler yazıyordu ama sonra tekrar durdu .ne yazıyordu da göndermekten vaz geçmişti acaba ?
Son baktığımda saat üç buçuk gibiydi , sonrasında uyuya kalmışım . saat beşe çeyrek kala annem uyandırdı beni . çantaların boşaldığını görünce çok da şaşırmamış gibiydi . bu huyumu babamdan almıştım . bir yerden dönüldüğünde ilk iş üst baş değiştirilir sonra el yüz yıkanır . dinlenmeye geçmeden önceki son adım da çantaları boşaltıp yerleştirmektir . aksi taktirde aklımız sürekli yapmadığımız işte kalır , ne dinlendiğimizi anlarız ne keyif alırız . birbirimize baktık ve gülümsedik . amcam hala evdeydi . yemek için sofrayı hazırladık ve yavaş yavaş yemeklerimizi yedik . kimsenin çıtı çıkmıyordu ama herkesin dikkati üzerimde , verdiğim tepkilerdeydi . şu kısacık bir hafta içinde çok telaşlandırmıştım onları istemsizce . sıcak yemekten dolayı azıcık ağzım yandı diye kalkıp makarnayı sudan geçtiler ki çabuk soğusunmuş . güç bela yemek faslını atlattıktan sonra amcam yemek masasından kalkmadan artık açmam gereken konuyu açtım .
- Amca , babam ile ilgili çok mu ihbar oluyor , o yüzden mi yıllık iznini kullanıyorsun ?
Amcamın son lokması boğazında kalmıştı . öksürmeye başlayınca Serpil ablam dona kalmış halinden kurtulup amcamın sırtına bir kaç kere vurdu . acaba Serpil ablam bilmediği için bir anda duyup öğrenmiş de ona mı şaşırmıştı yoksa benim nereden öğrendiğimi mi anlayamadığı için mi sözüm üzerine donup kalmıştı . bunu nereden öğrendiğimi sormadı , zaten sorsaydı da söylemezdim . ne önemi vardı ki , öyle veya böyle fark edecektim illa ki bir gün .
Anlaştığımız gibi eğer önemli bir gelişme haberi olursa bana bizzat kendi söyleyecekmiş . ama şimdiye kadar uğraştığı ihbarlar ne yazık ki yetersiz ya da asılsız çıktığı için bana söyleyip de aklımın onlarda kalmasını istememişler . ağzından kerpeten il aldığım sözlerden anladığım kadarı ile arada bir kaldığı gece mesaileri iş dolayısı ile değil ihbarların peşine koşması sebebiyleymiş . şimdiye kadar nerelerde nasıl ihbarlar aldığını ve nereye kadar çerçevenin genişlediğini sorduğumda en son otogarda metrodaki reklam afişinde babamın resmini gören birinin kendini aradığını ve babamın kayıp ilanındaki resimdeki tarife uyan birini Denizli’den otobüse bindiği otogarda denk geldiğini . aynı otobüse bindiklerini söylemiş . otobüs 2 saat sonra ara verdiğinde adam babama benzeyen adam otobüsten çıkmış ve geri dönmemiş . gece yolculuğu olduğu için o sırada uykulu olduğunu ve mola verdikleri noktaya dikkat etmediğini sadece babama benzettiği şahsın tedirgin bir şekilde otobüsten kaçar gibi ayrıldığını gördüğünü ama kaale almadığını söylemiş ihbar eden kişi . amcamın dediğine göre ihbar eden adam otobüs firmasını arayıp mola verdikleri noktaları öğrendikten sonra geri dönüş yapacağını söyleyerek kapatmış telefonu . ihbarın ne zaman yapıldığını sorduğumda adamın bu sabah saat 9 gibi aradığını söyledi .
Sesli düşünerek beyin fırtınası yapmaya çağırdım bizimkileri . Otogardan bindiği metro durağında görmüş ve görür görmez aramışsa adam daha yeni yolculuk yapmış . gecenin bir yarısı otobüsten kaçarcasına ayrılan bir adamın dikkatini çekmesi de çok doğal , doğru teşhis etmiş olabilir yani . hemen internette Denizli – istanbul arası otobüs yolculuğunun kaç saat sürdüğüne baktım . en az on bir saatlik bir yolculuk . adam saat 9 gibi aramışsa gece on veya on bir gibi ola çıkmış olmalıydılar . iki saat içinde resmi olarak şoförün mola vermesi gerekeceğinden ilk mola yeri iki – üç saatlik mesafedeki yerler olmalıydı . Denizli’ye 2 saatlik otobüs yolculuğu mesafesinde babamın uğrayabileceği nereler ya da kimler olabileceğini düşünmeye başladık . hepimizin gözü telefondan açtığım haritada , kulakları da çağrı beklediğimiz amcamın telefonuna kitlenmişti . babam gezmeyi severdi ama baktığımız çevrede ne bir işi olduğundan bahsetmişti bize ne de samimi / yanında bir hafta kalabileceği bir arkadaşı olduğundan
Amcamın çalıştığı belediye binasındaki güvenlik görüntüsü kayıtları geliyordu aklıma . aralarındaki bağlantıyı bir türlü çözemiyordum ama bir ilgileri olmalıydı . babam hiç kendi gibi , normal davranmıyordu . ters giden bir tuhaf bir durum vardı ve babamın bu olağan dışı hareketleri beni bir an evvel çözmezsek babamın başına bir şey geleceği konusunda korkutuyordu . bir taraftan da eğer adamın bahsettiği kişi babam ise babamın hala sağ ve salim olduğu haberini almış olduğumuzdan içim bir nebze olsun rahatlar gibiydi .