bc

Kimse Sağ Çıkmaz |Çıkmaz Serisi 2 |

book_age18+
430
FOLLOW
1.7K
READ
others
dark
drama
tragedy
comedy
twisted
heavy
serious
mystery
spiritual
like
intro-logo
Blurb

Çıkmaz serisinin 2. kitabıdır.

Kılıç ne kadar keskindi? Veya bir kurşun ne denli yakardı canı? Hangi insan ölümle dik başlı halde karşı karşıya dururdu? İnsanoğluydu işte. Ne keskin kılıçlar, ne de kavuran kurşun yarasına karşın ölümle göz göze gelmeye cesaret edemezdi. Yıkılan tabular yıllar arasında kaybolurken hatırlamazdı evlat denen mahlukat kendi kurallarını. Bir gün bir ormanda veya bir çöp konteynırında göğsünde bir kurşun yarası, cildinde ufak tefek morarmayı bekleyen kızarıklık ve karın boşluğundaki bıçak darbeleri insanın hayatının bittiği değil başladığı yerdi. Hiç olmadı bir çatıda son alınan nefes olduğu zannedilen oksijen yeni bir güne bambaşka nedenler için uyanmak demekti. Ve bir adam için o başlangıç Hera Amine'nin berbat geçen günü ile karşı karşıya gelirdi.

----

Hera Amine

&

Aren Rollas

chap-preview
Free preview
Bölüm 1 - Hormonlar
'Bu şimdi mi söylerinir Aren! Deniz! Ay Deniz!' kadın hızlıca mutfağa ilerlemeye başladığında ardında kalanlarda kahkaha atmaya başlamıştı. Akşam karanlığı çöktüğünde Arya, Serra hanımın paniği ile dalga geçse de bütün hazırlıklar bitmişti. Kapının sesi duyulduğunda ise Serra hanım yine hızlıca oturduğu ama rahat duramadığı koltuktan ayaklanarak Haluk beyin elini tutup adamı çekiştirmişti. 'Serra anne niye bu kadar heyecanlı?' 'Dünürleri geliyor güzelim. Bu evde bu bir ilk.' Hera başını salladığında ikisi de onların ardından ilerlemişlerdi. Sonunda kapıyı açtıklarında hoş geldiniz muhabbetleri hızlı geçmiş herkes masanın başına geçmiş güzel bir akşam yemeği yenilmişti. Yasin beyin gözleri sürekli Hera'nın karnına kaysa da ses çıkarmıyordu adam. 'Yasin amca, ben sana olanları zaten anlattım.' Aren'in cümlesi bütün bakışların şaşkınlıkla adama dönmesini sağladığında derin bir nefes aldı. 'Hera'yı bulamayınca bir ihtimal deyip Yasin amca ile de konuşmuştum. Neyse' bakışları tekrar şaşkın aileden Yasin beye döndü. 'Saçma sapan şeyler yaptım, kabul ediyorum. Bunun için özür diledim ama isterseniz defalarca daha dileyebilirim.' 'Gerek yok Aren.' 'Pekala. Teşekkür ederim. Şu düğün meselesini konuşmak istiyorum. Hera hamile, fark etmemek mümkün değildir zaten.' Aren çok olumlu bir cümle kurmuşçasına başını salladığında salondaki kadınlar gözlerini büyüterek adama bakmışlardı. Az önce kıyamete beş kala müziğini kendi notalalandırmıştı resmen adam. 'Pardon bölüyorum ama fark etmemek mümkün değil derken? Sen bana kilo mu aldın dedin yoksa bana mı öyle geldi?' 'Uyuyan güzeli uyandırdı.' Arya'nın tepkisinden sonra Aren gözlerini şaşkınca kadına çevirdiğinde kaşları da haliyle havalanmıştı. Pot kırmıştı az önce. Bu da Hera'nın gözlerinden yeterince belli oluyordu. 'Yok güzelim ne kilo alması, olur mu öyle şey hiç.' 'Yok yok, kilo aldığımı ima ettin sen' 'Canımın içi meseleyi dağıtmasak, sonra kavga çıkarsan' 'Ha bir de kavga çıkarıyorum? Başını da ağrıtıyorumdur şimdi ben. Tabi tabi, ağrıtıyorumdur.' Hera anında oturduğu yerden ayaklandığında Aren şaşkınca salına salına gidişine bakmıştı. 'Ne dedim ben şimdi ya' 'Arkasından gitsene abi. Ya kadının hormonlar tepe taklak bir de ne dedim diyorsun. Normal bir kadına kilosunu ima etsen cenaze namazın kılınır, sen hem kadın hem de hamile olan birine söyledin. Dua et rokete bağlayıp uzaya yollamadı seni. Kalk, kalk git.' Arya adamı hızlıca göndermeye çabaladığında Aren başını sağa sola sallamıştı. 'Sadece dokuz aylık bir sabır istiyorum Allahım. Dokuz ay destek çık bana bu konuda. Amin' ellerini yüzüne sürerek ayaklandığı gibi Hera'nın peşinden ilerlemeye başladığında salondaki düğün muhabbeti de büyüklerin arasında devam etmişti. 'Ya güzelim aç şu kapıyı, odaya almamak ne demek. Bak aç yoksa kırarım.' 'Bende kafanı kırarım Aren Rollas!' 'Ya tamam özür dilerim. Ama şu var sen kilo almadın ki, kızım kilo almadığın halde ne diye alınıyorsun anlamadım ben ya.' 'O salonda benden başka Hera mı vardı! Hem kilo aldın demekle belli olmaması mümkün değil demek aynı kapıya çıkıyor!' Aren alnını kapıya yaslayıp derin bir nefes aldığında bir kez daha tıklatmıştı kapıyı. 'Güzelim... Kadınım... Canımın içi... Ömrümün baharı... Manken gibisin sen, aç hadi şu kapıyı konuşalım.' 'Manken gibiymişim! Hadi oradan!' 'Bak aç şu kapıyı cinlendirme beni. Kırarım ha!' 'Öküz!' 'Öyle mi!' 'Öyle! Öküzsün işte!' Aren başını sallayarak karşı duvara kadar gerilediğinde derin bir nefes alıp kapıya doğru koşmuştu ki daha ne olduğunu anlamadan başındaki acı ile inlemesi bir oldu. 'A-Aren! İyi misin?' Hera şaşkınlıkla açtığı kapıdan uçarak giren adamın kafasını komodine çarpmasına bakıyordu. Bağırmak için kapıyı açmışken adam bir anda koşarak içeri dalmış hızını alamadan girişmişti yere. 'Kafam...' adam inleyerek alnını tuttuğunda koşuşturma sesleri ile kapıdaki Arya ve Ceren'e baktı Hera. 'Aha adamın kafasını mı yardın kız yenge' Arya gülerek konuşsa da Ceren bi yerdeki Aren'e bir de hala gözleri şok içinde olan Hera'ya bakmıştı. 'Kafam diyorum!' Aren suratını buruşturup düştüğü yerden doğrulduğunda elini çekerek avcundaki kana bakmıştı ki bacağının üzerinden atlayıp banyoya giren Hera'ya şaşkınca bakarak hızla ayaklandı. 'Güzelim iyi misin?' anında ardından banyoya daldığında yine kızın midesini tutan iki büklüm hali ile karşı karşıya kalmıştı ki saçlarını toparladı. 'Aren git' 'Ne demek git, gitmem olmaz.' 'Ya kan midemi bulandırdı git!' adamın gözleri banyo kapısından ona bakan kızlara döndüğünde Arya anında yaklaşıp Hera'nın sırtını okşamış Ceren ise Aren'i kolundan çekerek dışarı çıkarmıştı. 'Kaşın fena. Dikiş atsak iyi olur. Çocuk gibisiniz.' 'Gerek yok dikişe. Ayrıca kapıyı birden açtı, çocukluk bu mu?' 'Aren dikiş atmam gerek.' adam omuz silkse de Ceren anında koridordan aşağı inen merdivenlere adamın oturmasını sağlayıp aşağıya sarkmıştı. 'Deniz hanım! İlk yardım çantasını getirir misiniz?' 'Getiriyorum Ceren hanım' Ceren gelen ilk yardım seti ile adamın kaşındaki kanı temizleyip dikiş atıp kapatmıştı ki Arya'da yanlarına geldi. 'Hera nerede? İyi mi?' 'Midesi çok bulandı sanırım, halsiz düşünce yatırdım. Dinleniyor.' 'Ben ona bakıyım sizde gidin aşağı' Aren iki kızı da kovar gibi gönderdiğinde odaya girerek uyuyan kadının saçlarını okşamıştı. Belli ki daha ağırlarını geçirmişti bu mide bulantılarının çünkü karnı ne kadar kendini gösterse de kemikleri bir o kadar belli oluyordu. Zaten bulanmamak için fazla yemekte yemiyordu. Aren zorlasa da anında banyoya koşuyordu. 'Nefesim...' mırıldanan halsiz ses tonu ile kadın başını çevirdiğinde Aren gülümseyerek kızın alnına dudaklarını bastırdı. 'Buradayım güzelim. İyi misin?' 'Halsizim.' 'Bizimkiler beraber takılırlar, konuşurlar da, duş almak ister misin? Toparlar belki biraz' 'Ona bile halim yok.' kadın başını olumsuzca sallasa da Aren gülümseyerek kızın şakağını kapatan saçı okşayarak geriye attı. 'Ben yardımcı olurum. Uyuma sakın. Geliyorum hemen.' Hera usulca başını sallarken Aren ayaklanıp banyoya girerek suyu açmıştı. kenardaki rafa göz atarak leylaklı banyo köpüğünü bulduğunda onu da sıkarak köpüren suya baktı. Ardından banyodan odaya geçip uzanan kadının dibine oturmuştu tekrar. 'Çıkaralım üzerini hadi. Ya da dur' kadının üzerindeki pikeyi kenara atıp kucağına aldığında banyoya girerek kızı kenara oturtmuş ardından üzerinde ne var ne yoksa dökmüştü. Yasak olması adamı daha da çekiyor, bu vücuda karşı koyamıyordu ama kendini durdurmalıydı. Hera'nın ellerinden tutup küvete girmesine yardım ettiğinde klozetin üzerine oturup hafif hafif ıslanan saç uçlarını geriye çekti kadının. 'Hera' 'Efendim' 'Çok güzelsin. İster kilo al, ister zayıfla benim gözümde şu dünyadaki en mükemmel kadınsın. Hem belki sana dalga geçiyorum gibi gelecek ama karnının şişmesi sana daha çok tutuklanmamı sağlıyor.' Hera'nın bakışları kendine gelmeye başladığında Aren usulca klozetin üzerinden ayaklanıp küvetin kenarına oturmuştu. 'Karnında benim kanımdan bir can taşıyorken aldığın her grama sevdalanırım ben güzelim. Göz bebeklerinde kendimi görebiliyorsam her haline yeniden yanarım. Ateş olsan can acımı görmez sarılırım. Basitseme sevdamı hatun. Ben seni sen olduğun için seviyorum. Vücudun için değil.' 'Yani kaç kilo alırsam alayım beni seveceksin.' 'Tabi seveceğim. Hem de daha çok' Aren gülerek elindeki köpüğü kadının burnunun ucuna bulaştırdığında Hera'nın tebessümle ona bakışını yakalamıştı. 'Sen hep böyle gül yeter ki. Ben seni sevmekten hiç vaz geçmem.' 'Hiç geçme. Sen geçsen de benim sevgim ikimize de yeter.' kadının cümlesi ile Aren başını usulca sallayarak kadının elini tutmuş daha sonra da aldığı lifle kolunu köpüklemeye başlamıştı. Kısa süren banyodan sonra Hera üzerini giymişti ki bacağının tekini kırıp arkasına oturan adamla kaşlarını havalandırıp ona döndü. 'Ne yapıyorsun nefesim?' 'Saçını tarayacağım.' şaşkında olsa usul usul başını sallayıp önüne döndüğünde Aren'in dikkatle hareket edişini de hissetmeye başlamıştı. Bu adamın kendine kırılacak bir vazoymuşçasına nazik davranması kadının kalbini okşuyordu resmen. Sırf canı yanmasın diye tarağı milim milim hareket ettirmesinde Hera'nın bütün kadınlık hormonları yükseliyor hatta gözleri bile doluyordu. Saçları arasında kayan tarak yok olduğunda boynundaki sıcak nefesle ürperdi Hera. Ardından Aren'in dudakları o boynu kapatarak derin bir nefes çekmişti içine. 'Hele kendine has kokun yok mu, işte o cinayete sebebiyet, bir ömür müebbet. Bu koku burnumun ucundan giderse ilk önce cümle alemi öldürür sonra kafama sıkarım güzelim. Ama ıslak saçlarla durma, hastalanma durduk yere.' kadın usulca başını salladığında Aren ayaklanarak fön makinesini getirmişti ki bileğini tutan Hera ile bakışları kadına döndü. 'Ne oldu güzelim?' 'O adam abim mi? Buldun da bana söylemiyorsan-' 'Bulamadım daha, emin ol bulduğumda ilk sana söyleyeceğim.' Hera kaşlarını ciddi misin dercesine havalandırdığında Aren bileğini tutan eli öpmüştü. 'Söz veriyorum, öğrendiğimde ilk sana söyleyeceğim' 'Tamam. Sen yoruldun zaten, ver ben kurutuyum.' başını anında sağa sola salladı adam. Kadını makyaj masasının önündeki pufa oturtup makineyi çalıştırdığı gibi kurutmaya başlamıştı saçlarını. Sonunda kuruduğunda ise kadının saçlarını örerek gülümsemesini büyütmüştü. 'Bilgisayar mühendisliği okumasaydım kuaför olmalıymışım.' 'Sen bilgisayar mühendisi misin?' 'Oooo... Güzelim sen de benim hakkımda hiç bir şey bilmiyormuşsun ama' 'Söyledin mi ki bileyim.' kadının omuz silkmesi ile Aren gülümseyerek başını sallamıştı. 'Bölümünü birincilikle bitirmiş bir bilgisayar mühendisiyim hem de. Üstelik baba parası ile bitirmedik okulu.' 'Peki neden otellerle uğraşıyorsun?' 'Aslında otellerin ilk başta yazılımını yapıyordum ama nasıl olduğunu anlamadan kendimi o koltukta buldum. Sanırım Haluk Rollas'ın büyük bir oyununa düştüm.' Hera tekrar gülümseyip başını salladığı gibi puftan kalkmıştı ki başının dönmesi ile tutunacak yer aradı ama durumu anlayan Aren anında tutup başını göğsüne yaslamıştı kızın. 'Gözlerini kapat güzelim. Mideni kaldırmasın, gözlerini kapat.' bir kaç dakika boyunca öylece durduklarında Hera'nın başını hafifçe kaldırması ile göz göze geldiler. 'Geçti mi?' 'Geçti.' 'Tansiyonun düştü sanırım. Gel uzan hadi.' kadını usulca yatağa yatırdığında ise derin bir nefes alarak baktı kıza. Rengi bir anda değişiyordu bu durumlarda. 'Ceren'i çağırıyım tansiyona baksın bir, akşam yemeğini de adam akıllı yiyemedin bir şeylerde hazırlatırım.' 'Canım istemiyor...' 'Yok öyle mızmızlanmak. Tamam bulantı yapıyor ama halsiz düşersin yemezsen.' Hera usulca başını sallarken Aren odadan çıkıp ilk önce Ceren'i çağırmış daha sonra da mutfağa bilgi vererek salondakilerin yanına ulaşmıştı. 'Oğlum kaşına iki dakika da ne yaptın?' 'Önemli bir şey yok anne. Çarptım da kusura bakmayın Yasin amca. Hera inemeyecek.' 'Sorun değil Aren. Sen de çık yanına. Biz Haluk bey ve Serra hanımla hallederiz.' 'Teşekkürler.' adam başını sallayıp çalışanın elindeki tepsiyi alarak odaya çıktığında Ceren'in de gülümseyerek Hera ile konuştuğunu görmüştü. 'Ne kaynatıyorsunuz bakalım?' mırıldanıp tepsiyi Hera'nın kucağına bıraktığında kendi de diğer tarafına oturmuştu kadının. 'Yarın kontrolden sonra eğer haberler iyi olursa kutlayalım diyoruz.' Ceren'in yanıtı anında Aren'in kaşlarının çatılmasına neden olmuştu. 'Bara falan gidip o duman altında size kutlama yaptırmayacağımı biliyorsunuzdur umarım.' 'Biliyoruz tabi ki abilerin en Rollası. Kafede kutlayalım, şöyle büyük bir pasta ile.' 'Bana uyar o zaman.' adamın onaylaması ile iki kızın da yüzleri gülerken Hera bir kaç lokma yemişti. Muhabbetlerine devam ederken kadının uyuyup kalması ile derin bir nefes aldı Aren. 'Ceren.' 'Efendim?' 'Bu düşük tehlikesi geçmiştir demi? Onlara bir şey olmaz yani.' 'Mide bulantısı yerine gelmiş, ağrısı da yokmuş, bence atlattı ama yarın kesin bir şey söyleyebilirim. Liamla konuştuğumda ağrısı veya kanaması yoksa kendinizi germeyin dedi. Sen de sıkma canını artık Aren. Ne olursa olsun daha iyi bir hamilelik ve doğum olması için elimizden geleni yaparız. Üstelik Hera o iki ayda kayıp yaşamadıysa emin ol bunu da atlatır.' 'O zamanlar nasıldı peki?' 'Bi kahve söylersen uzun uzun anlatabilirim.' adam başını salladığında balkonu da işaret etmişti ki ikisi de kalktılar yatakdan. 'Sen çık balkona bende kahveleri isteyim.' 'Uyandırırsak?' 'Uyandırsak bile uyandığında burada olmamam daha kötü onun için. Geç sen o yüzden.' kadın usulca başını salladığında Aren'de kenardaki çiçeğin dibinden taş alıp aşağıdaki Emre'ye doğru fırlatmıştı. Adam şaşkınlıkla arkasını döndüğünde ise Aren'in işareti ile balkonun altına geldi. 'İçeri iki kahve söyle göndersinler bize.' 'Peki abi' adamın bakışları Ceren'e döndüğünde tekrar Emre'ye bakmıştı. 'Emre, çikolatada iste.' 'Emrin olur abi.' Aren'de balkondaki sandalyeye bedenini bıraktığı gibi sigara yakarak Ceren'e uzatmış ardından kendine de yakmıştı bir tane. Gelen kahvelerle beraber kendilerine geldiklerinde Ceren derin bir nefes aldı. 'Aslında bir ay boyunca sağlam durdu. Sonra ilk kontrolde sensiz gitmek, bebeği sensiz görmek istemedi. Ama gerekiyordu. Bu yüzden gittik, o kontrolden sonra Hera her gün ağladı Aren. Çizgi filme dahi ağladı. Ekrana bakıyordu ama izlemiyordu. Savaş'ı her götürdüğümde üzerinde senin kokunun olduğunu düşünerek sarıldı.' 'İyi de o günden sonra seni de Savaş'ı da bir kaç kez gördüm ben.' 'Bazen insan olmayan ama özlediği kokuyu bulabilir. Sana her akşam benden gizli mektuplar yazdı. Ve yine her akşam o mektupları yaktı. Bazen iki üç sayfa bazen iki üç satırdı. Hera'nın daha sağlam durmasını sağlayan en önemli etken senin badilerindi. Suratını görmemiş olabilirim ama defalarca evine gelip badilerini çaldığım gerçek.' 'Sencar hiç söylemedi.' 'Söyleyemez. Çünkü sen kafan güzel motorun tepesine binerken Sencar'da başına bir şey gelmesin diye adım adım seni takip ediyordu. Emre, Tahir, Engin gördüler ama sen bulamadı diye Sencar'a kızarken, Sencar'da onlara kızdığı için hiç biri söyleme fırsatı bulamadı geldiğimi. Aileden olduğum içinde pek önemli bir mesele olarak görmediler. Tabi ben de sadece bakmaya geldim önemli değil dedim.' 'Onun kokusu bile gitti odamdan son günlerde.' 'Bana kızacaksın ama parfümünü aldım.' Aren'in bakışları daldığı yerden şaşkınlıkla kıza döndüğünde anlamazcasına bakmaya başlamıştı. 'Bakma öyle. Aslında Hera'nın kokusu odaya sinmemişti, sadece parfümünün kapağı açık kalmıştı. Benden bir kaç parça kıyafet istediğinde dolabı açtığımda gördüm. Sana sinirliydim Aren, seni deli gibi seven bir kadının ağlamasına sebep olmuştun. Ben de bir an önce itiraf et diye Hera'nın parfümünü de aldım. Bu yüzden odadaki kokusu da yavaş yavaş silindi.' 'Sen benim kardeşim misin yoksa Hera'nın kardeşi misin?' 'Yengesini seven tatlış mı tatlış bir kız kardeşim sadece.' kadının şımarık gülüşü ile Aren göz devirdiğinde kadın da omuz silkerek ayaklarını balkon demirlerine çıkarmıştı. 'Çok özledi seni. İlk başlarda bana dahi söylemedi ama duydum.' 'Kime söyledi de duydun?' 'Kendi kendine aynada konuşurken duydum.' kadının omuz silkmesi ile Aren kaşlarını havalandırarak tekrar döndü Ceren'e. 'Kendi kendine konuşmak psikolojik bir problem değil mi?' 'Kadın abisini ve babasını kaybetmiş, sevdiği adam sevmiyorum demiş. Bence aynada kendi kendine konuşması bunlar yanında çok ama çok küçük bir psikolojik sorun.' gece öylece bitmişti. Ceren ve Aren aynı mesele üzerinden dönüp dururken sonunda Ceren odasına geçmiş Aren ise Hera'nın kokusuna bulanmış yatağında rahat bir uykuya kapılarını aralamıştı. Günün ışığı düne inat daha fazla iken Ceren çantasını alarak iki bedenin ardından evden çıktı. İlk durakları hastaneydi ki bu gün tehlikenin geçiş evresini öğrenecekleri için ayrı rahatsızlardı. Geldikleri hastane ile beklemeden direk ultrason odasına girdiklerinde Aren derin bir nefes alıp sedyede yatan kadının tuttuğu elinin üzerine dudaklarını bastırarak monitöre dikti gözlerini. Hera ise kalbindeki hızlılığı biraz olsun sakinleştirmeye çalışıyordu. Tenini irkilten soğuk jel veya ultrason başlığı umurunda değildi. Şuan tek öğrenmek istediği bebeğin durumuydu.

editor-pick
Dreame-Editor's pick

bc

KAKTÜS| Texting

read
3.4K
bc

Yasak Sevda

read
88.1K
bc

KIRIK ANILAR MAHZENİ

read
4.2K
bc

Çobanaldatan

read
2.1K
bc

TYLER (Cherry 2)

read
6.0K
bc

Zor Ajanlar

read
1.5K
bc

PRENSİN KORUMASI

read
13.3K

Scan code to download app

download_iosApp Store
google icon
Google Play
Facebook