SEVDA ESİRİ 2. BÖLÜM

2086 Words
Başlamadan evvel herkes buraya bir kelebek kondurabilir mi? 🦋 Günler günleri kovalar iken, kah acısı ile kah iyisi ile geçmişti en nihayetinde. Esma geçen günlerde elinden geldiğince Ömer'i görmemeye ve onu düşünmemeye çalışmıştı. Lakin pek başarılı olduğu söylenemezdi. Tam 'unuttum, bitti' dediği vakit genç adamı görüyor ve ettiği tüm yeminler bozuluyordu. Bu durumda kendisine kızsa da yapacağı bir şey yoktu gayrı. Gönüldü bu ferman dinlemiyordu ki. Bir akşam üzeri kapı çalınmış ve orada bulunan ağabeyi açmıştı kapıyı. Hiç tanımadıkları bir adam kapılarına gelmiş ve olur olmadık kelamlar etmeye başlamıştı. Sonra da olanlar olmuştu. Ağabeyi gelen adamla kavgaya tutulmuş ve gözü hiçbir şeyi görmez olmuştu. Bu sırada Esma'nın usuna Ömer geldi. Öylece durmuş titreyen Nadide'yi bırakarak, can havli ile Ömer'in evine doğru koşmaya başladı genç kız. Hamamdan yeni çıkmış olan Ömer, koyu kahverengi saçlarını havlu ile kuruturken, kapının olağanca bir güçle çalındığını işitti. Merak sardı benliğini genç adamın. Akşam vakti kimdi böyle kapıyı çalan? Elinde ki havluyu bırakıp, hızlıca kapıya yöneldi. Tam kapıyı açacak olan anasını durdurup, kendi açtı kapıyı. Amma velakin katiyen kapıda ki kişiyi görmeyi veyahut bu şekilde görmeyi beklemiyordu. Esma kıpkırmızı ve ağlamaktan dolayı ıslanan suratı ile ona bakıyordu. Katiyen kötü bir hadise olmuştu. Yüreği korku ile atmaya başladı genç adamın. Esma, tek bir an dahi durmadan koşmuş ve en nihayetinde Ömer'in evine varabilmişti. Nefes nefese kalmış hali ile konuşmaya çalıştı. "Ömer... Ömer keko! Koş, yetiş! Kekom..." deyip ağlamaya devam etti genç kız. Ömer ne olduğunu anlayabilmiş değildi henüz. Yaklaşarak, Esma'nın ince kollarını tuttu. "Esma! Sakin ol ve anlat. Ali'ye ne oldu?" diye sordu. Esma kafasını iki yana sallayarak, "Vakit yoktur. Gidelim lütfen!" deyip yaptığının farkında olmadan Ömer'in elini kavrayıp, koşmaya başladı. Esma'nın ardından şaşkın bir şekilde koşmaya başlayan Ömer, ne yapacağını bilemiyordu. En nihayetinde evin önüne gelince acı gerçek ile karşılaştı genç adam. Dizlerinin bağı çözüldü ve olduğu yerde kalakaldı öylece. Seyyid Ali yerde yatar vaziyette idi ve Nadide'de başında ağlıyordu. Yüreği sıkıştı genç adamın. Nefesi tekledi. Kan kardeşi neden yerde cansız bir halde yatar idi?! Oraya doğru koşmaya başlarken, içinden Yaradan'a dua ediyordu genç adam. Diliyordu ki kan kardeşine bir zeval olmamış olsun. Esma'da olanların farkında değildi halen. Gözünün görmüş olduğu görüntü, yüreğine kor ateş koymuştu. "Kekom!" diye bağırarak Ömer'in ardı sıra koştu genç kız. Köşede Mahmut'un yerde yatan bedeninin başında dikilen anasını gözü dahi görmedi ne yazık. Seyyid Ali'nin koca bedeninin başında çöken üç kişi şüphesiz iyi olması için durmadan dua ediyordu. Nadide kocasını sıkıca sarmış ve ağlıyordu öylece. Ömer gözlerine dolan yaşları umursamadan, "Yenge ne oldu?" diye sordu sesi titrerken. Nadide yanına gelen kişilerin farkına yeni varabilmişti. Derhal kafasını Seyyid Ali'nin kafasının üstünden kaldırıp, Ömer'e baktı. Genç adamdan akan kanları göstererek, "O ölüyor!" deyip sarsılarak ağlamaya başladı genç kadın. Ömer, "Hayır hayır! Ölmeyecek!" deyip ayağa kalktı. Etrafa bakındığı vakit ise Zehra Hanımı ve yerde yatan adamı gördü. Oraya gideceği vakit, Esma ağlayarak konuştu ona hitaben. "Kekomu doktora götürelim Ömer keko!" dedi yalvarırcasına. Ömer'in aklı durmuş gibiydi. Ne yapacağını bilemez bir halde idi. Ancak buna rağmen kendine gelmiş ve Seyyid Ali'yi sarsmadan, dikkatli bir vaziyette yardıma gelen komşular ile arabaya bindirmişti. Kendi ve Nadide'de arabaya binmişti. Daha sonra ise uzun yolu arşınlamaya başlamışlardı. Dizlerinde kocasının başı, ellerinde kanı ve mavi gözlerinden akan yaşları ile Nadide'de yolu izliyordu öylece. Düşünüyordu da... Seyyid Ali'yi bundan gayrı yalnız bırakamazdı... ♤○♤ Lakin hiçte öyle olmamış ve Nadide anası yüzünden ağabeyini bırakmak zorunda kalmıştı. Anasına ne kadar dil dökmüş olsa da anası katiyen vazcaymamış ve Nadide'nin gitmesine vesile olmuştu. Ömer de Zehra Hanım ile konuşmuş ancak genç adam da almıştı ağzının payını. Olan olmuş ve Nadide gitmişti en nihayetinde. Lakin bunu Seyyid Ali'ye nasıl açıklayacaklardı işte o da muamma idi. Şükür ki ağabeyi iyileşmiş ve evine dönmüştü. Salonda ki kanepeye kurmuş oldukları yatağa yatırdıkları Seyyid Ali'nin gözlerinin sürekli etrafta dolaşıp Nadide'yi aradığının farkında idi Esma, amma bunu ona söylemeye katiyen cesareti yoktu gayrı. Ömer'in istediği ilaçları acele ile almış ve salona girmişti Esma. Girdiğinde ağabeyi sinirle soluyordu. Ömer ise canını yakacak derece de güzel gülüyordu. Bu haksızlıktı genç kıza. Her defasında gömmeye çabaladığı sevdası, bu adam yüzünden gün yüzüne çıkıyordu. Kısık bir sesle, "Getirdim keko." deyip ilaçları bırakarak, salondan çıktı genç kız. Kapının önünde ki divana oturanların yanına geçip, o da oturdu. Ömer onlara içeri girmemelerini, Seyyid Ali'nin yarasını temizleyeceğini beyan etmişti. Onlar da kapının önünde oturuyordı. En nihayetinde Ömer, Seyyid Ali'nin kanamış yarasını temizlemiş ve genç adama ilaçlarını vermişti. İlaçların etkisi ile uykuya dalmıştı Seyyid Ali. Henüz Nadide'nin burada olmadığının bilincinde değildi. Amma velakin er yada geç öğrenecekti ve Ömer emindi ki Seyyid Ali taş üstüne taş komazdı. Almış olduğu nefesini salarak, başını iki yana salladı Ömer. Katiyen öğrendiği vakit onu yalnız bırakamazdı. Çünkü Seyyid Ali'nin ne yapacağı belli olmazdı. O sebeple burada kalmaya karar kıldı. Lakin yıkanması da gerekiyordu genç adamın. Eve gidip, yıkanıp geri gelecekti. Salonun kapalı kapısını açtığı vakit, başka biri de kapıyı tutmuş ve açmaya çabalıyordu. Pek tabii Ömer daha güçlü olduğu için kapıyı çekmiş ve diğer yanda ki kişinin de üstüne düşmesine sebebiyet vermişti. Esma onlara bakmak ve bir ihtiyaçlarının olup olmadığını sormak için salona doğru yollandı. Lakin kapıyı iteceği vakit, başka bir güç buna mani olmuş ve Esma çekilen kapı ile birlikte, çeken kişinin üstüne düşmüştü. Akıl alır gibi değildi bu hadise. Ömer yere düşmüş ve Esma'da üstüne düşmüştü genç adamın. İki genç de şaşkınlıkla birbirlerine bakakalmıştı. Ömer üstünde ki bedenin her uvzunu hissederken, hissettiği farklı hususlar da vardı şüphesiz. Esma şok içinde bakıyordu Ömer'in yakın olan sıfatına. Böyle bir hadise olacağını katiyen düşünemezdi genç kız. İki gençte birbirlerinin gözlerinde kayboluyordu adeta. Ömer düşünüyordu. 'Nasıl da güzel Yarabbim!' diye. Esma'da, 'Nasıl da canımı yakıyor Yarabbim!' diye. Kendine ilk gelen Esma oldu ve kalkmaya yeltendi. Lakin hareket ettikçe Ömer dayanamayıp, inledi. "Ahh..." "Ben... Ben özür dilerim." diye kekeleyerek konuştu genç kız. Adamın canını yakmıştı işte. Lakin Ömer'in canının yanışı pek gayet farklı idi. Genç kız tam olarak erkekliğine temas etmiş ve genç adam da elinde olamadan inlemişti. "Esma..." dedi zorlukla. Ardından yutkundu Ömer. Esma hemen kalkıp, dizleri üstünde durdu. "Ben... Bir ihtiyacınız vardır deye geldim. Özür dilerim Ömer keko." diye hızlı hızlı konuşmaya başladı. Düştüğü yerden doğrulan Ömer'in usu, Esma'nın 'keko' deyişine takıldı. "Özür dileme Esma! Bunun olacağını bilmiyorduk." derken önünde ki kabarıklığı gizlemeye çabalıyordu. Genç kız fark ederse şayet, rezil olurdu Ömer. Ayağa kalktı Esma ve ardından da Ömer kalktı. Söze ilk giren Ömer olmuştu. "Ben eve kadar gidip, geleceğim. Çünkü Ali uyanır uyanmaz, Nadide yengeyi soracak eminim." derken sesi endişe barındırıyordu. "O sebeple yanında olmam şart." Kafasını salladı Esma ve utanmış olduğu için eğdiği kafasını kaldırdı. "Haklısın Ömer keko. Kekom yengemin olmayışını duyduğu vakit çok kötü olacak. Senin burada olman lazım." deyip baktı kara gözlere. "Tamam Esma. Merak eyleme sen. Ayriyeten de utanma. Biz utanılacak bir husus yapmadık. Sadece üstüme düştün o kadar." dedi Ömer, Esma'nın utangaçlığını gördüğünde. Bunu dile getirme ihtiyacı hissetmişti. Çünkü Esma'nın kendisinden utanmasını istemiyordu. Ömer'in hatırlatması ile yeniden utanıp, eğdi kafasını genç kız. "Bilerek yaptığım bir eylem değildi yeminle. Tekrar özür dilerim." dedikten sonra hızlıca salondan çıkmış ve odasına koşturmuştu. Ömrü billah bu kadar utandığını hatırlamıyordu genç kız. Giden kızın ardından öylece bakakaldı Ömer. Artık biliyordu ki, Esma onun bacısı değildi... ♤○♤ Eve gidip yıkanıp gelen Ömer, Seyyid Ali'ye söylemek istiyor ancak söyleyemiyordu bir türlü. Oturmuş konuşur iken, kan kardeşini çok iyi anlıyordu genç adam. Fazlasıyla perişan olduğunun da bilincindeydi. Amma velakin Ömer daha fazla buna müsaade etmeyecek ve Seyyid Ali'yi kendine getirecekti. Ne olursa olsun, Seyyid Ali Nadide'nin babasından af dileyecek ve karısını geri evine getirecekti. Genç adamın da yıkanması gerektiği için birlikte hamama girmişler ve yaralarının ıslanmaması için karnına poşet sarmış ve Seyyid Ali'nin rahatça yıkanmasına olanak sağladıktan sonra hamamdan çıkmıştı Ömer. Yarım saattir de, Seyyid Ali'nin hamamdan çıkmasını bekliyordu. Bekleye dururken, kapı aralandı ve Esma elinde bir tepsi ile içeri girdi. Dün yaşanan hadiseden ötürü, genç adamın yüzüne bakamıyor ve derhal başını eğiyordu genç kız. Elinde değildi. Rezil bir şekilde adamın üstüne düşmüş ve bunun utancını yaşıyordu kuşkusuz genç kız. Esma tepsiyi komodinin üstüne bıraktı dikkatlice. Ardından Ömer'in olduğu tarafa döndü. Ancak katiyen genç adamın gözlerine, gözlerini değdirmeden sarf etti kelamlarını. "Kekom için çorba pişirmiştim. Onu getirdiydim." dedi kısık bir ses tonu ile. Ömer işittiği ses ile içinin kıpırdandığını hisseder oldu. Bu hisler ona yabancıydı besbelli. Lakin hoşuna gitmediğini de katiyen inkar edemezdi genç adam. "İyi ettin Esma." dedi Ömer genç kızın ismine vurgu yaparak. Esma bu vurguyu gözden kaçırmamıştı. Ömer ne demek istiyor veyahut neyin peşinde idi ki?! Artık, 'bacım' kelamını da ortadan kaldırmıştı genç adam. Lakin Esma yeniden umud etmek istemiyordu. Her umud edişi, hüsranla sonuçlanıyordu hiç şüphesiz. Amma genç kız bu sefer farklı olduğunun bilincinde değildi ne yazık. "Bir şeye ihtiyacınız olursa, seslenirsiniz Ömer keko." dedi Esma. Genç kız bu şekilde yaparak bir nevi kendini korumaya çabalıyordu. Lakin bu çabası boşa idi, bunu yaşayıp da görecekti. Ömer kapıdan çıkan kızın ardından bakarak iç çekti. Şimdiye değin neden bu güzelliği göremediği için, hayıflanıp durdu genç adam. Amma velakin hiçbir şey için geç değildi... En nihayetinde hamamdan çıkan Seyyid Ali'yi gören Ömer, hemen yanına gidip, yürümesine yardımcı oldu. Yavaşça yürüyerek yatağa oturdu Seyyid Ali. "Sıhhatler olsun Ali'm! Gönül isterdi ki, gelip o heybetli bedenini yıkayayım. Amma velakin başın bağlı be yiğidim!" dedi Ömer sahte bir üzüntü ile. Seyyid Ali'nin halini hiç iyi görmeyen kan kardeşi, böyle yaparak usunu dağıtmaya çabalıyordu. Seyyid Ali kafasını iki yana salladı. Bu Ömer kati suretle uslanmazdı. "La havle! Gevşek gevşek konuşma Ömer! Asabımı da bozma benim." dedi ters bir biçimde. Şuan hiç mi, hiç lakırdı kaldıracak hali yoktu genç adamın. Amma velakin Ömer bu durur mu? "Tamam yiğidim hemen celallenmeyesin. Ben birinin seni yıkamasına alışık olmuşsun deye dedim." dedi Ömer imalı bir şekilde. Seyyid Ali sinirle burnundan nefes alıp, vermeye başladı. "Ömer Allah'ıma kitabıma sinirim artıyor ve yaralı oluşuma bakma amına koyarım senin!" diyen Seyyid Ali şüphe yoktu ki, oldukça ciddi idi. "Şimdi malzemeleri al ve şu kahrolasıca yarayı sar." diye devam etti genç adam konuşmasına. Ömer derhal eline malzemeleri almış ve kan kardeşinin yamacına oturmuştu. "Dua et ki, bu halinden korkuyorum Ali Efendi!" diye mırıldandı Ömer ve ardından işini yapmaya başladı. Yarası sarılan Seyyid Ali, bacısının getirmiş olduğu çorbayı Ömer'in zoru ile içip, bitirmişti. Hastahaneden çıktıklarından beridir, genç adamın kursağına tek lokma girmemişti. Canı istemezdi bir şey yemek. Sadece Papatya'sını isterdi amma bu da pek olanak değildi ne yazık. Boşalan çorba kasesi ve tepsiyi alarak, kapıya doğru yürüdü Ömer. Seyyid Ali'ye dönüp, "Bunları mutfağa bırakıp, ilaçların için su alıp geri döneceğim kardeşim." diye konuştu. Seyyid Ali bir kelam etmeyip, Ömer'in gidişini izledi sade. Ömer mutfağa girince, tezgahta bir şeyler ile uğraşan Esma'yı gördü. Yanılmıyorsa şayet, genç kız kavanoz kapağını açmaya çabalıyordu. Geldiğinin de farkında değil gibiydi ve kendi kendine konuşuyordu. "Hay gözün kör ola kavanoz! Açıl artık hayde!" diyen Esma'nın sesi ağlamaklı çıkıyordu kuşkusuz. Dakikalardır salça kavanozunun kapağını açmaya çabalıyordu genç kız. Lakin sonuç hiçte istediği yönde olmuyordu. Kavanoz and içmiş gibi açılmıyordu. "Off..." deyip arkasına döndüğü vakit, elinde tepsi ve anlam veremediği bakışlarla kendisine bakan adamı gördü. Derhal eli ayağına karıştı genç kızın. Allah bilir adam ne zamandan beridir orada idi. Yine yeniden rezil olmuştu kuşkusuz. Bahtı kara idi genç kızın... "Ömer keko, alayım ben onu." deyip adamın elinde ki tepsiye uzandı. Tepsiyi genç kıza veren Ömer, "Dilersen yardım edeyim." Kollarını kaldırıp, "Bu kollar boşuna güçlü değil ya!" deyip böbürlenmeye başladı. Esma şaşkınlıkla karşısında ki adama bakakaldı. Ömer fazlasıyla değişmiş gibiydi. Eski Ömer katiyen onunla böyle konuşmazdı. Aralarında hep bir mesafe olurdu muhakkak. Lakin şimdi Ömer bunu aşmış gibi görünüyordu. Genç kıza karşı olan tavırları çok rahattı artık. Esma, "Yardımına hiç hayır demem Ömer keko. Sağ olasın." deyip tepsiyi tezgaha bıraktı ve ardından salça kavanozunu Ömer'e uzattı. Ömer kavanozu alırken, bile isteye parmaklarını genç kızın parmaklarına değdirmişti. İçi hoş olmuştu bu eylemle. Lakin daha fazla oyalanmadan derhal kavanozun kapağını açtı. "İşte bu kadar! Gözü kör olasıca kavanozu açtım Esma." derken takdir bekleyen bir çocuk gibi neşeli idi genç adam. Esma esmer tenine rağmen kızarmıştı. Yanakları tatlı bir pembeliğe bürünmüş ve şüphe yoktu ki, Ömer'de ısırma arzusu uyandırmıştı. Genç adam kendisine ne olduğunu anlayabilmiş değildi. Artık Esma söz konusu olunca, kendini tanımaz bir halde idi. Esma, "Teşekkür ederim Ömer keko." dedi kısık bir sesle. Ömer daha fazla kontrolünü kaybetmemek ve Esma'yı utandırmamak için konuşma eylemine geçti. "Ben bir bardak su alıp, gideyim. Ali'nin ilaçlarını içireceğim." "Vereyim keko." diyen Esma, titrek elleri eşliğinde bir bardak su doldurup, Ömer'e verdi. Suyu alan Ömer, "Sağ olasın Esma." dedikten sonra en nihayetinde mutfaktan çıkabilmişti. Esma ise karmakarışık hisleri ile yemek yapmaya devam etti. Artık kendisini kaptırmamak için, fazlası ile çaba sarf ediyordu. Lakin Ömer'in son zamanlarda ki hal ve hareketleri, genç kızın bu çabasını bertaraf edecek gibi görünüyordu. BÖLÜM SONU... Bölüm bitti, nasıl buldunuz?
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD