BÖLÜM 11 /Ruhsuz Gece

1419 Words
BÖLÜM 11/ RUHSUZ GECE *** İnsan bazen karanlıktan, bazen de küçük bir böcekten korkardı. Korku herkesin zayıf noktasıydı. Bazen sevdiklerimizi kaybetmekten de korkardık, ölmekten de korkardık. Bir ses nasıl olur da vücudumuzu titretebilirdi ki? Şuan deli gibi çarpan kalbimi sadece bir kaç sözcük ve ses nasıl kontrol etmişti? Kıpırdayamıyordum. Sözcükler beynimin duvarlarına çarpıp yankı yapıyordu. Merhaba, küçük Zeynep.. Ben büyümüştüm, ama onun gözünde hâlâ küçük ve korkak bir kız çocuğuydum. "Ayağa kalk ve bana doğru dön. Ben gerçeğim, küçük kız." Küçük kız. Zihnim geçmişe gittiğinde gözlerimde biriken yaşlar akmaya hazır bekliyordu. Bana her küçük kız dediğinde iğrenerek baktığım adam geldi gözlerimin önüne. "Kızı tutun ve kenara çekin." "Hayır." diye bağırıp Semra teyzeme doğru koştum. İçeri girenlerden iki kişi kolumdan tutunca çığlık atmıştım. "Bırak onu Baran! Küçük bir çocuğa yetiyor gücün değil mi?!" Teyzemi tutan adam onu yere diz çöktürüp başına silah dayayınca teyzem çırpınmayı kesmiş ve gözlerini bana çevirmişti. "Birazdan olacaklar için üzgünüm küçük kız." "Zeynep gözlerini kapatır mısın benim için?" "Hayır!" diye bağırıp kolumu tutan adamlardan birini ısırdım. Kaçmaya çalıştığımda ise saçımdan tutmuşlardı. Bağırdığımda ağlayan teyzem başını iki yana salladı. "Bırakın onu ne olur! Baran ne yapacaksan yap bana ama ne olur bırak onu!" "Teyze." "Zeynep sana geçen hafta sonu anlattığım masalı hatırlıyor musun?" Başımı salladım ağlayarak. "Oradaki kuş ne yapıyordu uyumak için?" "G-gözünü," Hıçkırdım. "Gözünü kapatıyordu." "Evet. Öyle yapıyordu. Neden peki güzelim?" "Ç-çünkü uyuyacaktı. S-sonra yeni b-bir sabaha u-uyanacaktı." "Sende kapat gözünü, yeni bir sabaha uyan hadi. Ne duyarsan duy açma olur mu?" "Asla!" "Zeynep lütfen!" Hıçkırıklara boğulduğumda gözlerim yanıyordu ağlamaktan. "Ne kadar da duygusal bir sahne," Ellerini cebine koyup yürüyen adama bağırdım. "Bırak teyzemi! Sen çok kötü birisin!" Kaşlarını çatmış ve teyzemin karnına vurmuştu "Teyze!" "Hadi küçük kız, ayağa kalk ve bana dön." Elimde sıktığım kum tırnaklarımın arasına sızmıştı. Umursamadım ve yerden destek alarak doğruldum. "Hüma'yı seviyorum dedim! Sen gittin Anıl p*ştuna emanet ettin!" Tükürerek bağırıp teyzemin saçına asılınca öne doğru atılıp daha şiddetli ağladım. O pis adam teyzemin canını acıtıyordu. "Hepinize göstereceğim! Baran kimmiş göreceksiniz." Teyzeme tokat attığında ona seslenmiştim. Ama bana bakmıyordu bile. "Beni hafife almamalıydınız! En büyük hatanız bu oldu." "Sen hastasın, anla artık!" "Sus!" Belinden çıkardığı silahı teyzeme doğrultmuştu. Hayır hayır hayır! Lütfen Allah'ım teyzeme bir şey olmasın lütfen. Hıçkırdım. Ama hiç bir ses çıkmamıştı. İki elimi de yumruk yapıp sol gözümden ilk damlanın düşmesine izin verdim. Sık sık nefes almaya başlayıp yavaşça döndüm. "Aferin." Nasıl olur da bir insan böyle ruh hastası olabilirdi? Ne istiyordu bizden? Ne istiyordu ailemden? Ne istiyordu benden? Yüzü görüş açıma girdiğinde sertçe yutkundum. Yüzündeki yara gerçekti. Yüzü gerçekti. O gerçekti. O günden sonra sayamadığım kaç gece rüyalarıma giren adam karşımdaydı. "Senin için geldim." dedi tiksindiğim sesiyle. "Seni izledim, büyüdüğünü gördüm, annenin güzelliğini aldığını gördüm." Baştan aşağı bedenimi süzdüğünde kendimden iğrendim. Yüzümü buruşturarak ona baktığımda sırıttı. Çoktan otuzlu yaşlarının sonuna gelmiş suratına baktım. Bu yaşına kadar bir kere bile mi oturup düşünmedi? Bir kere bile mi pişman olmadı yaptıklarından dolayı? Hiç mi yaktığı canları düşünmedi? Bu kadar mı kalpsizdi? "Ne oldu? Çok mu çirkinim? O yanında dolaşan züppeyi mi isterdin yoksa? Daha mı hoşuna giderdi?" Bel aşağı imalarından sonra yüzünden çekip ağaçlara çevirdim bakışlarımı. Yumruk yaptığım ellerimi serbest bırakıp avucumdaki kumların yere dökülmesini sağladım. Ne olur gel Berkay.. Yalvarırım gel. Bana doğru bir adım attığında korkuyla geriledim. Şaşkın ve yaşlı gözlerimi ona çevirdiğimde bu hâlimden keyif alır gibiydi. "Neden buradayım biliyor musun?" Başımı iki yana sallayıp bir adım daha geriledim. "Annen ve babana daha fazla acı çektirmek istiyorum. Ben ölene kadar onların acı çekmesini istiyorum. Anlıyor musun beni Zeynep? Küçük Zeynep.." Ailem benim tek mutluluğumdu. Sevdiklerim benim hayattaki tek anlamımdı. Ölürdüm de bu adamın ailemi üzmesine izin vermezdim! Buna asla izin vermezdim! Ellerimin tersiyle gözyaşlarımı sildim. Artık onun karşısında küçük, aciz bir kız çocuğu değildim! Babamın sözleri çınladı kulaklarımda. Lise mezuniyetimde gurur dolu bakışı ve sözcükleri girdi zihnime Ben babamın kızıydım. Sen gün geçtikçe güçlü bir kadın oluyorsun biriciğim. Aklın ve kalbin her zaman birlik olsun. Gerektiğinde kalbinin, gerektiğinde de aklının sesini kapat. Nerede ne yapman gerektiğini senden başkası karar veremez. Sen benim güçlü prensesimsin.. Ben Anıl Karatoğlu'nun kızıydım. Babam şimdi burada olsa güçlü durmamı isterdi değil mi? Omuzlarımı dikleştirerek karşımdaki adama sert bir bakış attım. Hızla bir kaç adım daha gerilediğimde kaçacağımı anlayıp üzerime doğru gelmişti. Soğuk su ayaklarıma çarpınca durmadım ve bir adım daha geriledim. Yanıma gelip kolumdan tutacağı esnada bütün gücümle yüzüne sert bir tokat atmıştım. Yana düşen suratına bakmadan sönmek üzere olan ateşin yanından geçip koşarak ağaçlarım arasına daldım. Ardıma bakmadan koşuyordum. Berkay'ı bulmak ve güvende olduğumu hissetmek istiyordum. İsmini bağırmak şuan ihtiyacım olan bir şey olsa da yapamıyordum. İlk defa bu kadar çok koyuyordu sesime muhtaç olmak.. Yüzüme çarpan rüzgârı umursamadım. Çıplak ayaklarıma batan dalları umursamadım. Patlayacak gibi çarpıp, göğsümü delmek isteyen kalbimi umursamadım. Tek yaptığım koşmaktı. "Zeynep?" Sertçe çarpıp yere düşecekken belimden yakalayan adama öyle bir baktım ki, kurtuluşummuş gibi. Ağlayarak ona sarıldığımda neler olduğunu merak ettiğini biliyordum. O adamın peşimde olduğu aklıma gelince hızla ayrılıp etrafa bakındım. Beni doğrultup yüzümü ellerinin arasına aldı. "Sen neden ağladın?" Kaşlarını çattı. "Neler oluyor söyler misin?! Çıldıracağım." Karanlık ağaçlara korkuyla bakıp "O burada." dedim dudaklarımı oynatarak. "Kim burada Zeynep?" "Bugün restoranda görmüştüm o-onu. Bu yüzden kriz geçirdim. Peşimde, burada." Bir anda bakışları değişmiş çenesi kasılmıştı. Beni kendisine çekip etrafında döndü. "Bu adamın senin peşinde olduğunu biliyordum." Başımı göğsünden kaldırıp anlamayan gözlerle ona baktım. Ama umursamayıp önümde dizlerini kırdı ve yere düşürdüğü ayakkabılarımı ayağıma geçirdi. "Buraya kadar yüzerek gelmiş olamaz. Elbette bir deniz aracı kullanmıştır. Onu bulacağız." Omuzuna tutunduğumda ayakkabılarımın bağcığını bağlayıp hemen doğruldu. Sol elimi tutunca hemen boştaki elimle koluna tutunmuştum. "Buradan kurtulduğumuzda bana her şeyi anlatacaksın." Gözyaşımı silip başımı salladım. Kumsalın tersi yönüne doğru hızlı adımlar atmaya başlayınca ona ayak uydurdum. Arada bir dönüp beni kontrol ediyordu ve elimi sımsıkı tutuyordu. "Kumsalda mı gördün onu?" Başımı olumlu anlamda salladım. "Sana bir şey yaptı mı?" Sesi ne kadar sinirli çıksa da kendisini tutuyor gibiydi. İki yana salladığım kafama bakıp bir anda durdu. Onun durmasıyla bende durmuş merakla bakıyordum yüzüne. "Korkma. Ben buradayım Zeynep. Öyle korkuyla bakma." "Gidelim." dedim sadece. Tek isteğim buydu. Tekrar yürümeye başladığımızda başımı kaldırıp aya bakmıştım. Fazlasıyla acımasız bir gece yaşıyor olmamızın yan ısıra, kalbimde geçmişin sızısını hissediyordum. Ailem beni bir çok kez doktorlara götürmüştü fakat bir işe yaramamıştı. Çünkü bunun için benimde çabalamam gerektiğini söylüyorlardı. Geçmişi düşünerek krizlerimi yenip, istekli bir şekilde konuşmaya çabalamam gerekiyormuş. Ama ben asla çabalamadım. Konuşmak istemedim. Hem umutsuzdum, hem de korkuyordum.. Hızlı adımlarımız ağaçların azaldığı gördükçe artıyordu. Koşmaya başlamış ve diğerine göre daha küçük bir kumsala varmıştık. İleride gözümüze çarpan jet ski ile adımlarımız oraya çevrildi. Berkay yanına gittiğimiz jet skiye beni oturtup derin derin nefesler aldı. Benimde ondan bir farkım yoktu. Gözlerimin içine baktığında onunda binip bizi buradan götürmesini bekliyordum. "Nasıl kullanıldığını biliyor musun?" diye sorunca kaşlarımı çattım. "Bak," dedi tek elini yanağıma koyup. "Gidip o adamı bulacağım. Onu daha öncelerde de gördüm." Kaşlarımı çattığımda arkasını kontrol edip tekrar bana döndü. "Hepsini daha sonra konuşacağız Zeynep. Lütfen buradan git ve kıyıda polislere haber ver. O adamın kaçmasına izin vermeyeceğim. Bir şekilde birilerini çağırıp gidecektir. Yanında mutlaka telefon getirmiştir." Başımı iki yana salladım. "Ben kullanmayı bilmiyorum. O ruh hastası ne yaparsa yapsın ama lütfen buradan gidelim Berkay." Ağlamaklı hâlime bir süre bakıp eliyle yüzünü sıvazladı. Gömleği hâlâ benim üzerimdeydi ve eminim ki şuan çok üşüyordu. Onun burada kalmasına izin veremezdim. O adam çok tehlikeliydi. "O adamın peşini bırakmayacağım!" Sinirle bağırıp jet skiye bindi ve ellerimi tutup beline koydu. Sımsıkı tutunduğumda bir daha o pisliği görmemek için dua ediyordum. Ama elbette ki peşimi bırakmayacaktı, buna emindim.. "Sıkı tutun." Ellerimi birbirine dolayıp sağ yanağımı çıplak sırtına dayadım. Adaya son kez bakarken gözlerimden yaşlar bir bir sığındığım adamın sırtına akıyordu. Geçti. Sakin ol. Geçti. *** Görüşlerinizi bekliyorum:) Bölümü beğendiyseniz şayet yıldız butonuna doğru alalım sizi flfödşdl Baran hakkında ne düşünüyorsunuz? Bazılarınız onu Maviş adlı kurgumdan tanıyor. Ama tanımayanlar için olaya açıklık getirmek istiyorum. Hüma ve Anıl'ın (Zeynep'in anne ve babası) hikâyesi Maviş'de Baran adlı şahsımız () Zeynep'in annesine fazlasıyla bela olmuş ve psikolojik travmalara neden olmuştu. Anıl bizzat cezasını kendi elleriyle vermiş olsa da psikopatımız Baran bey Zeynep'i ve Semra hanımı (Zeynep'in büyük teyzesi) kaçırmıştı. O sıralar tabi Zeynep yaşı küçük masum bir çocuktu. Birkaç gün sonra Baran Semra hanımı Zeynep'in gözü önünde öldürünce, Zeynep fazlasıyla etkilenmişti. Takdir edersiniz ki o yaşta bir çocuğun günlerce aç bırakılıp cinayete tanık olması kadar psikolojik bir şiddet olamaz. Zeynep'in sesini kaybettiği gün işte o gündü. Hikâyede de anlattım ama daha da detay vermek istedim. Kimse olaya yabancı kalsın istemem çünkü. S.D.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD