BÖLÜM 8 /Sessiz Sohbet

1635 Words
Küçükken düşünce acıyordu...Şimdi düşününce.. BÖLÜM 8/ SESSİZ SOHBET *** Her insanın unutmak istediği bir geçmişi vardır. Hatırlamak istemediği ve her istemsizce düşündüğünde dayanamayacak kıvamda ezilen ruhunu ağrıtan bir geçmiş. Benim de vardı. Asla ama asla hafızamdan silinmeyen. Silinmiyordu, çünkü kirli bir taşla beynimin duvarlarına sert ve acımasızca kazınmıştı. Her ne kadar tırnaklarımla üstünü çizmeye çalışsam da, silemiyordum hafızamdan. Küçüktüm. Çok küçüktüm! Ben o yaşta bir çocuğun üzgün suratına bile dayanamazken günlerce akan gözyaşlarıma ve aciz çıkan çığlıklarıma hiç acımadılar. Herkesin bir geçmişi vardı ama, kaçı yüzleşmişti bununla? Karşımdaki adamın her zerresi bana ayrı bir çığlığımı hatırlattıkça nefes alamadığımı hissediyordum. Acımasız sureti yine aynı bakışlarıyla bedenimi süzerken arkasını dönüp yanımızdan uzaklaşmaya başlıyordu. Her şey ağır çekimdeymiş gibi gelirken bana, Çisel'in ellerini yüzümde hissettim. Ve ağladığımın da o an farkına vardım. "Sakin ol Zeynep, lütfen." Beni sakinleştirmeye çalışıyordu fakat şuan onun da hâli pek sakin değildi. Elimi boğazıma götürdüğümde Çisel çığlık atmıştı. Etraftaki konuşmalar kesilmeye başladığında Berkay'ın adımı seslendiğini duymuştum. Şuan hiçbir şey hissetmiyordum. Kaşlarım çatılmıştı istemsizce. Nefes alamıyordum ama bunu da çok sorun etmiyordum. Bedenim uyuşmuş gibiydi. Gözlerim kararmaya başlamıştı. Daha sonra Berkay'ın yüzü geldi gözlerimin önüne. Endişeli görünüyordu. Yüzü gittikçe bulanıklaştığında bedenim boşluğa düşüyordu. Ama belimden sımsıkı tutulmuştum. "Sana söylediklerimi hatırla komşu kızı." Sakin kalmaya çalışan sesi fazla hırıltılıydı. Çok hızlı nefes alıp veriyordu. Düşünmek istemiyordum. Sadece nefes almak istiyordum. Ağzımı açıp tekrar nefes almaya çalıştım. "Denizdesin komşu kızı! Denizdesin!" Elimi tuttu. "Hani deniz kabuğunu koklamıştın ya, tekrar kokla." Hayâl etmeye çalıştım. Önceki kadar pek başaramasam da o devamını getirmeden ben deniz kabuğu koklamış ve derin bir nefes almıştım. Gözlerim büyürken bir kaç kere öksürdüm. Hemen beni doğrultup su uzatmışlardı. Gözlerimi kırpıştırıp, elim boğazımda içime çekebildiğim kadar oksijen çekiyordum. Çisel ağlayarak bana sarıldığında başımızda dikilen hocalardan birinin ambulans çağırdığını duymuştum. Başımı iki yana salladığımda benden ayrılıp gözyaşlarını elinin tersiyle sildi. Gözlerimle hocamızı gösterip başımı tekrar iki yana salladım. Ambulans istemiyordum. "Hocam," Çisel doğrulup hocayla konuşmaya başladığında gözlerim yanımdaki adamı buldu. Neyi ifade ettiğini anlamadığım gözleriyle yüzüme uzun uzun bakıyordu. "İyi misin?" Başımı salladım yavaş yavaş. Şuan sadece başım ağrıyordu. Hayâldi desinler istiyordum. Ben o adamı görmedim. Hayâldi hepsi. Gerçek değildi. Evet evet, kesinlikle gerçek değildi! Tam yarım saat geçmişti yaşadığım travmanın üzerinden. Bir yanım Çisel'e o adamı sende gördün mü diye sormak istiyordu, diğer yanım alacağı cevaptan korktuğu için sessiz kalmamı istiyordu. Ama Çisel'in de o adama bakıp kim olduğuna dair bir soru yönelttiğini ve o adamın sesini hatırlıyordum. Bunlarda mı hayâldi? Uzandığım yerden yavaşça doğrulduğumda ağlamamak için kendimi sıktım. Teknenin küçük odalarından birindeydim. İki tane ranza vardı ve dip dibelerdi. Çisel, ben ve tanımadığım iki kız burada kalıyorduk. Ben yalnız kalmak istediğim için anlayışla karşılayıp hepsi odadan çıkmıştı. Hocamızı ikna etmek zor olsa da hastaneyi veyahut ailemi aramamışlardı. Annemlerin şimdilik bunu bilmelerini istemiyordum. Zaten bir kaç gün önce geçirdiğim krizi unutmamışlarken ikinciyi duyarlarsa hemen gelip beni alırlardı. Ama ben buradan gitmek istemiyordum. Çisel ile buraya ne kadar hevesli gelmiştik oysaki. Bunu ona yapamazdım. Peki o adam? Gözlerimi sıkı sıkı yumdum. O adam ya buralardaysa? Ya tekrar çıkarsa karşıma? Neden diye bağıra bağıra ağlama isteğimi susturmak için tırnaklarımı ince pikeye geçirdim. Ben bağıramıyordum bile! Odanın kapısı aniden açıldığında hemen gözlerimi açtım. Canım arkadaşım yüzü düşük bir şekilde yanıma gelip sımsıkı sarıldı. "Daha iyi misin?" Başımı sallamakla yetindim. Teknedeydik değil mi? Temiz hava almak istiyordum o zaman. Çisel'den ayrılıp gözlerimi etrafta gezdirdim hızlıca. Kenardaki küçük masanın üzerinde telefonumu görünce hemen elime alıp yazmaya başladım. 'Dışarı çıkıp hava almak istiyorum." "Hemen kalk o zaman, çabuk hadi." Beni kolumdan çekip küçük odadan çıkarınca istemsizce tebessüm etmiştim. İyi olmam için elinden geleni yapıyordu. Dar koridordan geçip merdiveni de çıktığımızda güverteye gelmiştik. Beş-altı kişi daha burada güneşlenirken kafamı kaldırıp gökyüzüne baktım. Hava ne ara bu kadar sıcak olmuştu? Etrafımda dönüp her yere dikkatlice baktığımda kocaman denizin ortasında durduğumuzu gördüm. Karadan uzak kalmak beni rahatlatmıştı. O adamı tekrar görmek isteyeceğim son şey bile değildi. "Berkay da burada." Anlamayan bakışlarla baktım ona. "Ve arkadaşları da." Göz devirerek konuşmaya devam etti. "Bu çocuk niye sürekli senin etrafında Zeynep? İkinizde birbirinize tahammül edemiyorsunuz oysaki." Omuzumu kaldırıp indirdim. Miray abla sağ olsun. "Zeynep," Derin bir nefes aldı. "Sormak istemiyorum ama," Yutkunmuştu. Neyi sormak bu kadar zordu ki? "O adamı tanıyor muydun? Yani onun yüzünden mi orada kriz-" Elimi susması için kaldırıp gözlerimi yumdum. Gerçekti. O adam gerçekti. Çisel'e anlatmalı mıydım peki? Bu adam yüzünden sesimi kaybettiğimi anlatmalı mıydım? Telefonumu çıkardığımda yazacağım şeyden sonra Çisel'i de sakinleştirmem gerekiyordu sanırım. Zira öğrenirsen gidip o adamı öldürmek isteyecektir. Peki ben annemlere nasıl anlatacaktım bunu? Ortadan kaybolan bu adamın hâlâ yaşadığını nasıl söyleyecektim? Eski acıyı tekrar nasıl yaşatırdım ben onlara? Yapamazdım. *** "Evet arkadaşlar. İsteyen on kişi ile birazdan dalış yapacağız. Dalış giysilerini biz vereceğiz. Kalanlar tekneden bir yere ayrılmaz ise sevinirim. Etrafımız masmavi gördüğünüz gibi. Buradan karaya kadar yüzmek isteyecek bir süper zekâ bulunmuyordur umarım aranızda." Bazılar güldüğünde bende kıkırdamıştım. Çaprazımda duran Berkay'a bakıp dudaklarımı oynattım. "Hoca sana diyor." Kaşlarını çattığında gülerek önüme dönmüştüm. Onu sinir etmek hoşuma gidiyordu. "Diğer tekneden de on kişi katılacak. Toplamda yirmi kişi dalış yapacağı için iki hocanız da onlarla gidecek. Ben, yani biricik Tuğrul hocanız olarak burada kalacağım. Gözüm üstünüzde." Gülerek yanımda duran Çisel'e baktığımda somurtan yüzünün hâlâ durduğunu gördüm. O adamı ona söylediğimden beri neden annemlere bunu söylemediğimi sorguluyordu. Veyahut polise gidelim diyordu. O kadar yıl geçmişken aradan nasıl ispat edecektim bu adam olduğunu? Tek bildiğim isminin Baran olduğuydu. Daha önce annem ile babama neler yaptığını biliyordum. Annemi kaçırdığını biliyordum. O zaman ben bile daha dünyada yokken bu kadar caniydi. Polise şikayet edersem aileme zarar vermesinden korkuyordum. Berat'ı annesiz bırakan o adam bizim hayatımızı karartmıştı. "Daldın gittin Zeynep. Sana sesleniyorum." Kendime gelip Çisel'e sımsıkı sarıldım hemen. Benim yüzümden ya arkadaşıma da zarar verirse. O zaman kendimi nasıl affederdim? Ayrıldığımızda bana gülümseyerek bakıp "Tamam." dedi. "Şimdilik katil olmayacağım. Önce bir okulumu bitireyim değil mi?" Güldüm. "Süper zekâ cüce seni.." Kulağıma eğilip fısıldayan kişi ile yerimden sıçramıştım. Berkay doğrulup yan bir sırıtışla bana baktı. Her seferinde beni krizden kurtardığında daha cana yakın duran bu adam, daha sonra hep bana sataşan birine dönüşüyordu. Bir türlü onun bu hâlini çözemiyordum. Acaba o adamı görmüş müydü? "Berkay, gelsene!" Arkadan ona seslenen kız, yine aynı kızdı. Aynı yüz ifadesiyle bana bakıyordu. Sinirli. Sanırım bizi yanlış anlıyordu. Berkay onlara bakmadan direkt olarak gözlerime odaklanmıştı. Sorgulayıcı bakışı karşısında gözlerimi Çisel'e çevirdim. O da kaşlarını çatmıştı. "Siz gidin! Ben daha sonra geleceğim yanınıza." Onlara bakmadan söyledikleriyle kız somurtarak hızlı adımlarla yanımıza gelmeye başladı. Diğer üç erkek de oflayarak peşine takılmıştı. Bir onlara bir arkadaşıma bakıyordum ama karşımdaki adama bakamıyordum. Öyle bir bakıyordu ki kendimi çıplak hissetmiştim. Bu kadar dikkatli bakmak zorunda mıydı? "Çisel, bize izin verir misin? Zeynep ile konuşmak istiyorum." Çisel derin bir nefes aldığında Berkay'ın arkadaşları yanımıza varmıştı. İsmini bilmediğim kız kolunu Berkay'ın omzuna koyunca Berkay biraz yana kayıp kıza kaşlarını çattı. Başımı öne eğip sadece konuşulanları dinlemek istedim. Benimle ne konuşmak istiyordu ki? "Normalde yalnız bırakmam ama dua et ikinci defa krizini önledin. Bu arada sana gıcık olsam da Zeynep için teşekkür ederim." Yanağımı öpüp kulağıma "Seni kızdırırsa mesaj at ensesine çökerim." diye fısıldaması komik gelmişti. Çisel uzaklaştığında bakışlarımı diğerlerinde gezdirdim. İki tane sarışın erkek yan yana duruyor ve bana bakıyorlardı. İçlerinden birinin burnu büyüktü ve gözüme komik gelmişti. Neyseki kendimi gülmemek için tutabilmiştim. Bir diğer erkek onların aksine esmerdi. Ve o da bana bakıyordu. Neden herkes bana bakıyordu? "Ela sen bizimkilerle biraz takıl, benim küçük bir işim var." Ela dediği kız oflayıp "Ne işin var?" diye sorunca sinirlenmiştim. Bilmeni istese söylerdi değil mi? Hem bana ne ya? "Geleceğim dedim, Ela." Ela bir süre bana dik dik baktıktan sonra uzaklaşmıştı. O büyük burunlu çocukta Berkay'ın kulağına eğilip sırıtarak bir şey söylemişti. "Lan yürü git!" Berkay onu ve diğerlerini de gönderince ellerimi birleştirip derin nefes aldım. Bakışlarını tekrar bana çevirmiş nereden başlayacağını bilemiyor gibiydi. "Biraz daha sakin bir yere geçelim mi?" Başımla onayladığımda önden yürümem için elini uzattı. Telefonumu cebimden çıkarıp yazmak için hazırda tuttum. Sakin bir yere geldiğimizde tek odak noktam mavi denizdi. "Bu sefer neden?" Kaşlarımı çattığımda devam etti. "Bu sefer neden kriz geçirdin?" Elimdeki telefonu sıktım. "Gözlerime bakar mısın, Zeynep." Not bölümüne girmeyi es geçip ona mesaj attım. "Normalde cüce demen gerekmez miydi?" Telefonuna gelen bildirimle bir süre durup ardından elini cebime atmıştı. Mesajı okuduktan sonrada iç çekti. Kafamı ondan yana çevirip gözlerine baktım. Ama başımı kaldırmam gerekiyordu çünkü ancak göğsüne kadar gelebiliyordum. Ona göre kısaydım ve bu cüce demesi için yeterli bir sebep değildi bence. Ve sanırım benim de ona moruk demem için daha yaşlı olması lazımdı. "Pekâlâ. Böyle konuşalım." dedikten sonra o da telefonuna yazmaya başladı. Çok geçmeden de benim telefonumun bildirimini duymuştum. "Sorumun cevabı bu değildi, cüce;)" "Belki de soruyu cevaplamak istemiyorumdur, moruk:)" "Hah! Ben o kadar yaşlı değilim ama sen cüce olmak için yeterli koşullara sahipsin." "Parkta 'Berkay abin' diyordun bana oysaki, moruk." "Demek ağızımdan çıkanları ezberler olduk? Ayrıca o 'abi' ekine hiç gerek yokmuş." "Öyle olsun." "Evet artık sorumun cevabını alabilir miyim?" "Seni ilgilendirdiğini sanmıyorum." Dudaklarımı ısırıyordum gülmemek için. Tam yanı başımdaydı ama biz telefondan konuşuyorduk. Hadi ben neyse ama onun böyle bir yola başvurması garibime gitmişti. Belki de sandığım gibi düşüncesiz biri değildir. Üstelik beni iki kere krizden kurtarmışken onun ile olan düşüncelerimi yenilemem lazımdı sanırım. "Telefonuna bak bücür." "Ablam seni bana emanet etti, hatırlatırım. Ya beni ilgilendirir." "Okulun bahçesinde herkes kendi hâline baksın dediğini gayet net hatırlıyorum bayım. Ayrıca sensin bücür!" "Öyle mi demişim?" "Evet." "Neyse, anladığım tek şey soruma cevap vermeyeceğin. Gidiyorum ben." "Peki." "Gidiyorum bak." Kafamı kaldırıp ona baktım ve dudaklarımı oynattım. "Güle güle." Bakışları dudaklarımdan ayrılmıyordu. Hâlbuki ben gitmesini bekliyordum. Niye gitmiyordu bu? Gitsene! Hâlâ dudaklarıma bakıyor bu. "Bir sorun mu var." Dudaklarımı tekrar oynattığımda kendisine gelip gözlerime baktı. Bana doğru bir adım attığında kafamı kaldırdım. Neden bilmiyorum ama garip hissetmeye başlamıştım. "Zeynep," Yutkunup başımı salladığımda dudaklarını araladı konuşmak için. Ama sonra tekrar kapattığında kaşlarım çatılmıştı. "Yok bir şey." Arkasını dönüp giden adama hayretler içerisinde baka kaldım. Ne yapmaya çalışıyordu? *** S.D.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD