18. Bölüm

763 Words
Çocuklar benimle oturdukları sokağın başında buluşmayı teklif etmişlerdi. Sokakta konuşacağımızı sanıyordum. Ama beş dakika kadar bekledikten sonra gelen oğlan kendisini izlememi işaret etti. Karanlıkta evlerin arasından, bahçelerden yürüyüp bir evin bodrumuna girdik. Evlerin altına, bodrum katına yapılan hobi odalarından birine gelmiş olmalıydık. Bu kızın eviydi herhalde. Geniş odada belli belirsiz bir kız özeni vardı. Eski püskü eşyalar bir ev düzeni içinde yerleştirilmişti. Ortada oldukça uzun ve geniş eski bir kanepe, onunla uyumsuz koltuklar, üzerinde iki ayrı ekranı olan bir bilgisayarın durduğu bir çalışma masası, dev ekran bir televizyon ve çevreye gelişi güzel atılmış kaykay, bisiklet, spor malzemeleri, halter… Duvarlar oldukça büyük ama bir yerlerden kopartılıp buraya asıldığı anlaşılan yıpranmışlıktaki afişlerle kaplıydı. Yoğun bir küf kokusu cıgaralık kokusuna karışmıştı. Sigaraya bile karşı olduğum için içeri girer girmez ilk sözüm “Pencereleri açabilir miyiz?” oldu. Kız ekranda göründüğünden de ufak tefekti. Üzerine çok bol bir tişört ve bol bir eşofman giymişti. Koyu esmer teni, sadece kemikten oluşmuş gibi gözüken bir vücudu vardı. Oğlan, ondan en az yirmi santim uzundu ama o da oldukça zayıftı. Ben gelmeden içtikleri cıgaralıktan olsa gerek keyifli ve rahat bir halleri vardı. Kanepeye oturmuştum. Kız hemen çaprazımdaki koltuğa bağdaş kurmuş, çıplak ayaklarını elleriyle kavramış beni süzüyordu. Oğlan ise ayakta dolanıyordu. Söze nereden girecekler diye bekliyordum. Kız uzaktan kumandayı alıp televizyonu açtı. Fulya ile bahçedeki sevişmemiz oynamaya başladı. Durdurmasını işaret ettim. Kız anladım der gibi başını salladı. Bu arada oğlan elindeki yarı dolu Jack Daniels şişesinden plastik bir bardağa ağzına kadar viski doldurdu, bana uzattı. Viskiden bir yudum aldım. “İlaç atmamışsınız” dedim, bardağı kıza uzattım. Sözüm çok komikmiş gibi ikisi de gülmeye başladı. Sonra kız büyük bir yudum alıp, başıyla onayladıktan sonra sordu; “Evet, ilaç yok! İlaçsız yapamaz mısınız?” “Öyle bir niyetim yok” diye cevap verdim. Kız yine gülerek “Kızmayın canım, sadece soruyorum. Benim de niyetim yok” deyip kahkahayı koyuverdi. Oğlan da ona katıldı. “Garip bir espri anlayışınız var” deyince iyice makaraları saldılar. Oğlan boşalan bardağı yine ağzına kadar viski ile doldurup bana uzattıktan sonra kıza başıyla bir işaret yaptı. Kız yanıma oturdu. Oğlan eğer bu gece biraz eğlenebilirlerse yarın filmleri silip her şeyi unutmaya hazır olduklarını söyledi. “Bunu Fulya’ya da söylemiştiniz” dedim. Ağzını iyice kulağıma yaklaştıran kız “Sizi görmeden olmazdı” diye fısıldayıp yanağıma bir öpücük kondururken pantolonumun üzerinden benimkini okşamaya başlamıştı. Kızın incecik bileğinden tutup elini benimkinin üzerinden çekerken “Bir film daha çevirmeyeceğiz” dedim. Oğlan boşalan bardağı doldururken “Fulya abla, geçen sefer sizi de getirse her şeyi çoktan unutmuş olacaktık. Ama tek başıma hallederim sandı herhalde” dedi. Büyük bir yudum alıp bardağı kıza uzattı. Kız da bir yudum alıp bardağı bana verdi. Karnım açtı, biraz daha içersem sarhoş olacağımı düşünüyordum. Ben yudumumu alırken kız pantolonumun fermuarını açmış, benimkine doğru eğilmişti. “Acele ediyorsun. Tamam demedim” diyerek ensesinden tutup başını çektim. Bu arada yeni bir bardak viski daha dolaşıp bitmişti. İyice kafayı bulmuş olmalıydım. Oğlan, “kötü niyetimiz yok, iki erkekle hiç yapmadı, çok merak ediyor” diye bir şeyler anlatırken kanepeye yerleşmiş, kıza arkadan sarılıp bol tişörtün altından memelerini avuçlamaya başlamıştı. Oğlan bir eliyle kızın memesini okşamaya devam ederken diğer elini eşofmanın önünden sokmuş kızınkini avuçlamaya başlamıştı. O sırada kız benimkini okşarken bir yandan da yanağıma, boynuma öpücükler konduruyordu. Kızın küçük avucunda benimkinin büyüyüp sertleştiğini hissediyordum. Çenesinden tutup başını kendime doğru çektim dudaklarından öpmeye başladım. Çok güzel öpüşüyordu. Dili hemen ağzımın içinde dolaşmaya başlamıştı. Biz öpüşürken oğlan kızın eşofmanını çıkarmış, bacaklarının arasına yerleşmişti. Oğlan yalamaya başlayınca kız beni öpmeyi bıraktı, tişörtünü çıkartıp sadece sutyeni ile çırılçıplak kaldı. Koltuğa sırtını dayayıp belini biraz kaydırdı. Şimdi bacakları oğlanın omuzlarındaydı. Kollarını uzatıp beni çağırdı. Dudaklarına doğru eğildim. Öperken bir yandan da bir elimle sutyenin üzerinden küçük diri memelerini avuçluyordum. Kız sutyenini çıkartırken aklıma Ayten’in gün boyu yaptıkları gelmişti. Onun memeleri de böyle midir, diye geçirdim içimden. Kız bu arada iyice keyiflenmiş kalçasını çalkalamaya başlamıştı. Kafasını koltuğa dayayıp gözlerini kaparken başımı memelerine doğru bastırdı. Meme uçları birer zeytin tanesi gibi sertti. Ben memelerini öpüp ısırır okşarken kız da boşalmıştı. Oğlan kızın bacaklarının arasından kalkıp üzerindekileri çıkarttı. Kanepenin kenarında durdu. Yerinde doğrulan kız kanepenin üzerinde emekler vaziyet alıp oğlanınkini kavradı, ağzına alıp bir yandan emerken bir yandan da okşamaya başladı. Küçük kıçı hemen önümdeydi. Oturduğum yerde bacaklarını aralayıp kıçını öperken orasını parmaklamaya başladım. Hâlâ ıslaktı. Parmağım kolayca içeri kaymıştı. Derin ve kaygandı. Elimi çekip oturduğum yerde doğruldum pantolonumu sıyırıp, kanepede dizlerimin üzerinde durarak kızın arkasına yerleştim. Kalçasından iki elimle kavrayıp benimkini bir hamlede içeri kaydırdım. Bir eldiven gibi kavramıştı. Şimdi kız oğlanınkini emerken ben de arkadan pompalıyordum. Oğlan kızın ağzına boşalırken ben de aynı sırada boşalmıştım.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD