17. Bölüm

1105 Words
Ertesi sabah daha kahvaltıya oturmadan kaynanam ve Nesli damlamışlardı. Nesli sık sık görünümünü değiştirir, kılıktan kılığa girerdi. Bu sefer tamamen siyahlara bürünmüş, kapkara aşırı bir makyaj yapmıştı. Gotik denilen bir tarzda giyindiğini öğrenecektim sonradan. Havanın sıcaklığını düşünerek olsa gerek oldukça açık saçık giyinmişti. Üstündeki siyah askılı tişörtü yıkanmaktan solmuş, neredeyse renk değiştirmişti. Askıları gözüken siyah sutyeni de pek temiz sayılmazdı sanırım. Tişörtün dekoltesinden memelerinin yarısı görünüyordu ve Nesli de onları hiç sakınmadan hareket ediyordu. Altında çok kısa bir deri etek vardı. Siyah naylon çoraplı bacaklarını dizine kadar çıkan siyah bir çizme tamamlıyordu. Zeynep’in bakışlarından kardeşinin bu halinden hiç hoşlanmadığı belli oluyordu. Laf sokmak için fırsat kolluyordu. Nesli de hiçbir lafın altında kalmamasıyla ünlüydü. Sıkı bir kavga her an patlayabilirdi ama kavgalarını beklemeye fırsatım olmadı. Çünkü Fulya sürekli arayarak bir an önce işe gelmem için taciz ediyordu. Sanırım dünkü şantaj filminden sonra ne yapmak gerektiğini danışmak istiyordu. İşe gittiğimde Fulya çocuklarla buluşmak üzere çıkmıştı. Günün programını öğrenmek için sekreterimi çağırınca bugün tek ilginç giyinenin Nesli olmadığını anlamıştım. Ayten her zaman etek ya da pantolonun üzerine gömlek giyerek işe gelirdi. Kışın bu kıyafete bir hırka ya da ceket eklenirdi o kadar. Hep koyu, resmi renklerde giyinirdi. Şimdi giyimini değiştirmekle kalmamış saç ve makyajını da değiştirmişti. Her zaman sade makyaj yapan kızın yüzünde abartılı bir makyaj vardı. Saçlarını kısacık kestirmiş, koyu siyaha boyatmıştı. Saçları iyice jölelenmiş olmalıydı ki parıl parıl parlıyordu. Üstünde parlak mavi renkte beyaz puanlı bir büstiyer vardı, nasıl bir destek varsa aslında yok denecek kadar küçük olan memeleri büstiyerin dekoltesinden bir tepsiyle sunulmuş gibi görünüyordu. Bana doğru eğildiğinde memelerinin uçları hariç tamamını görmüştüm ki bu ilk defa oluyordu. İç gıcıklayıcı kokusunu içime çekip ne olup bittiğini anlamaya çalıştım. Oldukça kısa olan büstiyer belini ve göbeğini tamamen açıkta bırakmıştı. Beli kalındı. Ama göbeği küçük tümseğine rağmen oldukça güzel görünüyordu. Altında büyük kareli desenleri olan çok dar lacivert bir pantolon vardı. Pantolon bacaklarını, kalçalarını öyle bir sarmıştı ki odadan çıkarken gözlerim arkadan görünüşe takılıp kalmıştı. İncecik bacaklarını birer küçük kavun büyüklüğündeki kalçaları tamamlıyordu. Pantolonun kumaşı kıçının arasına girmiş, kıçının tamamını çıplakmış gibi ortaya çıkartmıştı. Yürürken pantolonun altında kalçaları öyle bir çalkalanıyordu ki gözünüzü almanız imkânsızdı. Bu kız çıldırmış olmalı diye düşündüm ve üzerinde durmadım. Zaten bu arada Fulya da gelmişti. Fulya’nın morali çok bozuktu. Çocuklar filmi silmeyi kabul etmemişti. Fulya “bir de sen konuşsan. İkna edersin belki!” diyordu. İlk önce teklifini kabul etmediysem de sonra bunu çocukların istediğini öğrendim. Hatta eğer görüşmeye gelmezsem Fulya ile olan filmimizi karıma yollamakla tehdit ediyorlardı. Yanımda kimse olmadan sadece benimle ve hemen bu akşam görüşmek istiyorlardı. Canım iyice sıkılmıştı ama kabul etmekten başka bir çare yoktu sanki. Kafamda nasıl davranmalıyım sorusuyla ve sık sık odaya giren Ayten’in kıçına bakarak günü geçirdim. Bu arada Cemre’den “seni çok özledim, akşam büroda mısın?” diyen bir mail de gelmişti ama can sıkıntısından cevap vermemiştim. Sonra “Sana yetmiyorum herhalde. O çirkin kadınla garajda neler yaptığınızı biliyorum” diyen maili geldi. Sonraki mailde “Önden yapmaya korkuyorum ama arkadan deneyebilirim” diyordu. O çirkin kadına yani Fulya’ya beni kaptırmamaya kararlıydı anlaşılan. “Bu akşam olmaz. İşim var” diye cevapladım. İki dakika sonra “Çok kalmam” diyen cevabı geldi. Gerçekten de çok kalmadı. Çünkü geç saatlere kadar işim bitmek bilmedi, daha sonra da çocuklarla buluşmaya gitmem gerekiyordu. Hızlıca işimizi bitirmemiz gerekti. Belki de iyi oldu, böylece çekingen davranmaya fırsatı olmadı. Yine bir tanıtımdan geliyor olmalıydı. Üzerinde beyaz bir gömlek, dizlerinin altına kadar inen dar siyah bir etek, siyah naylon çoraplar ve oldukça yüksek ve ince topuklu bir ayakkabı vardı. Yaptığı makyaj ve bu kıyafeti onu tanıtım görevlisi küçük bir kızdan çok orospu havasına sokmuştu. Ben de Cemre’ye öyleymiş gibi davranmaya karar verdim. Odaya girer girmez hemen kapıyı kilitleyip koltuğuma oturdum, yanıma gelmesini işaret ettim. Gelince de pantolonumun fermuarını açtım. O da ne yapacağını anlamış olmalı ki çömelip benimkini okşayıp emmeye başladı. Gür kabarık saçlarını bir toka ile arkadan toplamıştı. Bir elimle saçının kuyruğundan, diğeriyle başının üstünden tutup benimkine doğru bastırdım. Vakum gibi emmeye başlamıştı. Aletin ağzının içinde büyüdüğünü hissedebiliyordum. Kısa sürede tam kıvamına gelmişti. Cemre’yi saçından çekerek kaldırdım. Sırtını bana dönüp avuçlarını masanın kenarına dayamasını işaret ettim. Oturduğum koltuktan kalkmadan arkadan yaklaştım. Eteğini beline doğru sıyırdım. Külotlu çorabın içine beyaz bir külot giymişti. Küçük kıçını çorabının ve külotunun üzerinden okşarken diğer elimi bacak arasına soktum. Bacaklarını ayırıp elimin hareketini kolaylaştırdı. Gömleğini eteğinden çekip diğer elimi içeri doğru soktum. İlk anda gıdıklandıysa da küçük göbeğini okşamam hoşuna gitmişti. Elimi memelerine doğru kaydırdım sutyeninin üzerinden avuçlamaya başladım. Olduğu yerde biraz doğrulup gömleğinin düğmelerini açtı, sutyeninin kopçasını gevşetti, külotunu çorabıyla birlikte dizlerine doğru sıyırdı ve avuçlarıyla masaya abanıp tekrar eski pozisyonunu aldı. Arkadan yalayarak, öperek dilimi orasına doğru uzatırken önden de okşuyordum. Boşta kalan elimle de memelerini avuçlamaya devam ediyordum. Dilimin ucundaki kalçasını çalkalamaya başlamıştı. Oturduğum yerden kalkıp gömleğini, sutyenini tamamen çıkarttım. Bal dudaklarından kocaman bir öpücük alıp memelerini avuçlarken uçlarından öpmeye ısırmaya başladım. Bir eliyle ensemi, saçlarımı okşamaya başlamış, diğer eliyle benimkini biraz sıvazladıktan sonra bacaklarının arasına yerleştirmişti. Dışarıdan fırça çekiyordum. Cemre’ninki iyice ıslanmıştı, küçük bir hamle yapsam rahatlıkla sokabilirdim. O da durumu fark etmiş olmalı ki doğrulup çantasından bir kutu krem çıkardı. Benimkini güzelce kremledi. Sonra masaya avuçlarını dayayıp sırtını döndü ve küçük kıçını bana sundu. Parmağımın ucuna kremden sürüp kıçını yoklamaya başladım. Bu arada boşta kalan elimle memesini mıncıklıyor, yanaklarından, dudaklarından öpüyordum. Parmağım dokundukça olduğu yerde gıdıklanmış gibi hoplayıp zıplıyordu. Daha ucunu bile sokmayı başaramamıştım. Diğer elimle orasını mıncıklamaya başladım. Ama oraya da parmağımın ucunu biraz sokmaya çalıştığım anda elektrik verilmiş gibi zıplıyordu. Oturup yine dilimi devreye soktum. Gevşemiş, masaya doğru çökmüştü. Önünü, arkasını, her yerini yalıyor, dilimle dürtüyordum. Şimdi karnını masanın kenarına dayayıp yüzükoyun yatmıştı, ben yalarken o da önden kendini parmaklıyordu. Bir yandan da parmağımla kıçını yoklamaya başladım. Bu kez rahatsız olmadı. Canım yandı der gibi bir bakış attıysa ve biraz kıpırdandıysa da parmağımın ucunun deliğinden içeri girmesine izin verdi. Dudaklarını ısırıp, masanın kenarından sıkıca kavrayarak acısını fark ettirmemeye çalışıyordu. Parmağım içeri girerken önüne de dilimi sokuyordum. Keyiflenmeye, “ıh-ıh-ıhhh” diye memnuniyet sesleri çıkartmaya başlamıştı. Artık hem canı yanıyor hem de keyif alıyordu. Biraz dirseğinin üzerinde doğrulmuş, bir eliyle masanın kenarından sımsıkı tutarken diğer eliyle memesini okşamaya başlamıştı. Arada bana bakışlar da atıyordu. Parmağım tamamen arkasına girdiğinde dilimi, burnumu, dudaklarımı da önüne sokmuştum. Titreyerek, “ovvv… ovvvv” diye sesler çıkartarak boşaldı. Sonra da tamamen gevşeyip yüzükoyun masanın üzerine yığıldı. Kaskatı kalmış aletimi iyice ıslanmış, kayganlaşmış deliklerden birine sokup işime devam etmeyi düşündüysem de kıza acıyıp öylece bıraktım. Zaten çocuklarla buluşmam gerekiyordu ve biraz daha sallanırsam geç kalacaktım. Tuvalete gidip benimkini soğuk suyla sakinleştirip döndüğümde üzerini giyinmişti. Yanağıma bir öpücük kondurup, gözleri parlayarak “Galiba ilk defa orgazm oldum. Hem de yapmadan” dedi ve gülerek teşekkür etti.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD