5. Bölüm

1633 Words
"Ee Lara sevgilinle aran nasıl? Umarım kötüye gidiyordur." Sonunu sessizce mırıldandığım için duymamıştı. Ders müzikti ve müzik sınıfında oturan sayılı kişiydik. Çoğu kişi farklı yerlere dağılmıştı. Alkın da Berke'nin yolundan gidip uyuyordu. İkisini de kardeş kardeş yatırıp üzerlerine montlarını attıktan sonra Lara ve Aden'in önüne sıra çekmiştim. "Çok iyiyiz. Neden sordun?" Lara eline aldığı ruju açtı ve telefonunu tutarak dudağında gezdirmeye başladı. Neden aranız çok iyi ya diye yakarmamak için dilimi ısırıyordum. "Ona aşık mısın peki? Nasıl aşık oldun ya da nasıl tanıştınız?" Lara birkaç saniye Aden'e baktı ve rujunu tazelemeye devam etti. Aden ise saçına yıldızlı tokasını takmaya çalışıyordu. Merakla dudaklarından çıkabilecek herhangi bir bilgiyi bekliyordum. "Eski sevgilimle aynı ortamdaydı. Orada tanıştık işte. Eski okulumdan biri." Soruma eksik bir şekilde cevap vermesi dikkatimden kaçmamıştı. Demek ciddi bir ilişkileri yoktu. "Dila hiç öyle bakma. Birbirimizi seviyoruz ve şimdilik ayrılma gibi bir isteğimiz yok." Oflayarak dudağımı büktüm ve onlara el sallayarak Alkın'la Berke'nin yanına ilerledim ama ikisi de uyuyordu. Uyandırmak pek cazip gelmediği için sessizce sıra altındaki cüzdan ve telefonumu alıp kantine ilerledim. Bir yandan telefonuma bakarken diğer yandan kantinde yürüyordum. Ders saati olduğu için beden dersi öğrencileri dışında kimse yoktu bu yüzden rahattım. Ta ki ayağımın önünde bir ayak belirene kadar. Kafamı sessizce kaldırdım ve onunla karşılaştım. Mavi gözleri hala aynı diklikte bakıyordu. Sonsuza kadar okuldan gitmeyeceğini biliyordum ama bir anda karşımda onu görmek beni ölesiye sinirlendirmişti. "Okuldan atılmadın mı sen?" Başını iki yana sallarken ben doğru olmadığını bile bile yüzüme iğrenç bir gülüş yerleştirerek ona parmağımı salladım. "Okuldan atılman için elimden ne gelirse yapacağım. Hem de ne gelirse." "Ben değiştim Dila. Yaptığım her şey için yeterince ceza çektim." Yanından geçerken durdum ve yüzüne bakıp başımı iki yana salladım. Yalandı. O yalancının tekiydi ve bir insan yalan söylemeye başlarsa -ki bazı kişiler istisnadır- durmazdı. O da öyleydi. İyi olmayı hiç istememişti bu yüzden ona inanmıyordum. "Hiçbir zaman değişmeyeceksin. Benden kork Görkem. Seni bu okuldan attıracağım." Daha fazla onunla muhattab olmamak için hızla kantine ilerledim ve bir tane çikolata alıp masalardan birine ilerledim. Görkem burada ise kızlar da buradadır diye düşünüp onlara kısa bir mesaj yazdıktan sonra çikolatamı yemeğe bağladım. Kızlar gelince dedikodu yapıp kafamızı dağıtırdık. Tabii bundan önce Lara konusunda ne yapacağıma iarar vermem gerekiyordu. Belki Berke, Lara'yı unuturdu ya da cidden sevmiyordu. Lara'ya benzer bir kız bulursam ve tabii ki Berke'ye aşık bir kız bulursam ona hattı verebilirdim. Belki de birbirlerini cidden tamamlarlardı. Kaynana moodumu açıp gözlerimi dört açarken kantindeki sayılı kızları inceliyordum ama kimse Lara'ya benzemiyordu. Oflayarak Bartu'ya mesaj attım. Siz: Kanka senden önemli bir şey isteyeceğim. Siz: Senin çevren geniş. Bana Berke'ye aşık olan kızların listesini yapsana bi. Bartu çevrimiçi olurken dersin boş olduğunu umdum yoksa telefonu kaptırırdı bu salak. Bartu: Ne o kızları tehdit edip Berke'yi sonsuza kadar sap mı bırakacağız? Bartu: Eğer öyleyse ben varım! Siz: Hayır ya aralarını yapacağız Bartu: nE? Bartu: Berkeaşkımı benden ayırmaya mı çalışıyorsun pis şırfıntı seni! Siz: Bartu ciddi ol aq Bartu: Berke BENİM hayattaaa kızlara yem etmem Siz: Bartu doğum gününde kızları götürüyordu Berke, seni değil bil istedim Siz: Daha sonra Berke'ye olan aşkını anlatırsın. Şimdi git bana liste yap. Siz: Hadi öptüm en birinci kankam ♥ Hemen interneti kapatırken gülüyordum. Her zamanki Bartu işte ne beklersin. Umarım cidden dediğimi yapardı yoksa işim çok zordu. "Neden beni uyandırmadın?" Alkın uyku sersemi yanıma sandalye çekip oturdu ve omzuma başını koyup tekrar gözlerini kapattı. Acaba neden uyandırmadım minik panda? "Böyle uyuyacağını bildiğim için uyandırmadım." Başını hafif kıpırdattı. Kıvırcık saçları boynumu gıdıklarken istemeden kıkırdadım. Kızarık gözlerini gözlerimin üzerine dikti ve o kalbimi tekleten gülüşünü bana bahşetti. "Gülmeni özlemişim. Ne demiş bu salak aşık?" Kestiğim bileğimi narince tuttu ve bakışlarını bileğime çevirdi. Elimi çekmek istedim ama izin vermedi. Hala tam olarak olayları atlatamamıştım. "Gülümse, gülümse ki gülümseyecek nedenim olsun." Parmağıyla bileğimi okşarken ona cevap vermeme sevinmiş olacak ki duraksadı ve yüzünde büyük bir gülümseme ile bana baktı. Dediği doğruydu işte. O gülümseyince istemeden ben de gülümserken buluyordum kendimi. Bir anda oluyordu bu. "Aferin." Gözümü devirdim ama o bileğimi kendisine çekip dudağını kesik izinin üzerine bastırınca öylece kaldım. Sanki... sanki her şey yok olmuştu. Kötü anlar gitmişti sanki. Saçını karıştırırken ona sarıldım. Bir anda nasıl olduysa iyi hissetmemi sağlayan Okyanus'uma sarıldım. Bartu ile kol kola girmiş önden önden ilerlerken bir yandan da sessizce dedikodu yapmaya çalışıyorduk. Listeyi hallettiyse kızlara ulaşıp en iyi olan kızı seçecektim. Arkada bizim grup bize laf atsa da Bartu ile hızlı yürüyerek bizi duymamaları için epey uğraşıyorduk. Berke'nin evine gidene kadar bir şekilde konuşmamız lazımdı çünkü herkes orada olacaktı ve bir daha bu kadar şansı kazanamazdım. En azından bugünlük. "On numara liste hazırladım en birinci kanka. Ben listenin ilk on kişisine bayıldım şahsen ama bu kuma olarak onları isteyeceğim anlamına gelmiyor tabii ki." Bartu bilmiş bilmiş konuşurken kolunu cimcikledim. Madem Berke'ye yürüyordu o zaman cidden atak yapsaymış canım. Hem Berke'nin gay olacağını pek düşünemiyorum. "Bartu sen benim arkamda bütün yaz kız ayarla diye gezmedin mi? Bir anda ne bu Berke sevgisi?" Bartu dudağını bükerek ilerlemeye devam etti. Berke adını duymuş olacak ki arkadan bize seslendi. "Dedikodumu bari ben varken yapmayın." "Hiç öyle şey yapar mıyız Yeşilli? Asla yapmayız. Nerede bu Berke'nin evi dedim. Sen ne arsız, ne kötü düşünceli bir çocuk oldun ya?" Bartu'nun kolundan çıkıp bize ilerleyen Berke'nin yanına ilerledim ve kötü bakışlarımı üzerine yolladım. Eğer gözlerimden ışın çıksaydı Berke ölmüştü ya da ben fazla kendime güveniyordum. Evet kanka. Sen kendine fazla güveniyorsun. "Gününde misin, Dila? Git sevgilin ilgilensin. Bana dokunma." Berke yanımdan hemen uzaklaştı sanki ölümcül bir virüs taşıyormuşum gibi. Görürsün sen pis yeşilli demeden kendimi alamadım. Sen bir bağlanacaksın oğlum o zaman senin o haline bakıp Bartu'yla güleceğim. Bize garip garip bakan Alkın'a el sallayıp Bartu'nun koluna tekrar girdim. "Mallar nerede?" Dedim gizli ajan filmlerinden fırlamış bir şekilde. Ajan filmleri de izlemem ama bir anda kendimi öyle bir ortamda hissettim nedensizce. "Az önce bir mal önümüzden geçti kanka. Diğerleri de ana ördeği takip edermiş gibi bizi takip ediyorlar." Bartu epey sesli konuşurken tekrar onu cimcikledim. Hepsi duymuştu ne yazık ki. Bartu'nun ağzını yırtmamak için kendime haklı sebepler bulmaya çalışıyordum ama pek bulamıyordum. "Seni şıllık ne diyorsun bakayım?" Deniz bir adım öne çıkarken Ayaz hemen elini omzuna koydu. Bartu'nun montundan kızların ismi olan kağıdı aldım ve hemen kolundan çıktım. Çünkü benim bildiğim Bartu hepsini kızdırıp beş dakika içinde kaçacaktı. "Doğrular yani Deniz yenge. Bu grupta benden başka zeki, çevik, kaslı, yakışıklı biri var mı? Yok. Mallar arasında mücevher gibiyim. Tam bir mükemmellik abidesiyim. Mü-" Bartu devam edecekken Gökdeniz yerden bir taş alıp Bartu'nun üzerine fırlattı. Bartu koşturmaya başlarken ileride apartmanın hemen yanında duran Berke'nin yanına ilerledi. Berke'nin yanağından bir makas alıp koşmasına yeni bir hız katarken ben başımı iki yana sallamaktan başka bir şey yapamıyordum. Ah Bartu ah. Kovalamacanın ardından sonunda Berke'nin dağınık evine girebilmiştik. Salonun en dikkat çeken duvarında fotoğrafımızı görünce istemsizce sırıttım. Sözünde durup duvara asmıştı ve cidden efsane duruyordu. "Yeşilli lavabo ne tarafta?" Herkes montunu çıkarmış salona geçerken Berke'nin omzuna dokunup kulağına fısıldadım. Lavaboya gidip Bartu'nun listesine bakmam gerekiyordu çünkü. Berke bana doğru döndü ve birkaç saniye yüzüme baktı. Herhalde bulamayacağımı düşündü de benimle lavabonun kapısına kadar geldi. "Buradan doğruca oturma odasına geliyorsun. Eğer seni odamda falan yakalarsam bücür falan demem kedinin ensesinden tutar gibi tutar, dışarı atarım." Cevap vermemi beklemeden giderken lavaboya girdim ve onu taklit etmeye başladım. "Bla bla... bir egolar, bir egolar... Senin odandan bana ne be? Şeytan diyor bırak şu hattı da salak Dila bırakamıyor işte." Banyosunu incelerken arka cebime yerleştirdiğim kağıdı çıkardım. Büyük ihtimal odasında da bir banyo vardı bu yüzden burası epey boş duruyordu. Siyah banyo taşları o kadar hoşuma gitmişti ki eğer kendi evime taşınma şansım olursa banyoyu böyle yapmak isterdim. Aynanın hemen yanındaki dolaplar dahil her şey siyahtı. Lavabonun olduğu yere ilerledim ve sağlamlığını kontrol ettikten sonra yanındaki o düz yere oturdum. Hadi bakalım Bartu, nasıl liste hazırladın acaba? Listenin ilk on kişisine bayıldığını söyleyen Bartu'ya pek güvenmiyordum ki doğru da tahmin etmiştim. Hızla telefonumu çıkarıp mesaj yağmuruna tuttum Bartu'yu. Siz: Sen nasıl bir insansın ya? Siz: İlk 10'a bayıldım demiştin ama hepsi Lara bunların! Yazıklar olsun Bartu. Sütümü helal etmiyorum annen olarak. Bartu: Bana Lara'yı yazma demedin ki biricik kankam :) Siz: SÖYLEMEM Mİ LAZIMDI SALAK. KIZIN SEVGİLİSİ VAR Bartu: Bu konu beni pek ilgilendirmiyor... Bartu: Liste 11 kişilik kanka dikkatli bak Oflayarak listeye göz attım. Allah razı olsun ya bir tane farklı bir isim koymuş ne güzel. Siz: Birkaç gün yanıma yaklaşma Bartu seni keserim Siz: Şaka mısın çocuğum? Bartu: Evet eheheheheh Kapıya vurulmaya başlandığında hemen lavabodan indim ve kağıdı cebime saklayarak suyu açtım. Ellerimi biraz yıkadıktan sonra kapıyı açtım. Kuşkulu bakışları üzerimde gezinirken ben ona dik dik bakıyordum. "Odana falan girmedim ya. Hatta banyoyu bile karıştırmadım. Yemin ederim." Berke beni incelemeyi kesip soğuk bir sesle konuştu. Bu da ayrı kafada ya. "İyi." Kesin Lara sevgilisinden ayrılmadı diye böyle oldu bu çocuk. Yazık ya... yaşadıları yetmiyormuş gibi bir de aşk hayatı dram dolu. Ama merak etme yeşilli. Eros sana yeni birini bulacak. En azından deneyecek tabii sen şu anlık bilmiyorsun ama olsun ya. Dalgın dalgın koltuğa attım kendimi. Erkekler konsolu televizyona bağlamış maç yaparken Simge ve Deniz dedikodu yapıyordu. Onları izlerken Berke'nin o kızla nasıl tanışırsa aşık olur diye düşünüyordum. Tabii birini severken hemen aşık olmak kolay olmazdı büyük ihtimal. Oflayarak kızların yanına emekledim ve kedi gibi aralarına oturup kendimi sevdirdim. Ben birileri için uğraşırken kesinlikle yoruluyordum ve arada beni de sevsinler istiyordum. Uğraşmalarına gerek yoktu. Mesela Deniz ve Simge yanağımı öpüp dedikodu yapalım dese zaten mutlu olurdum. Ayaz, Gökdeniz onları mutlu ederse zaten ben de mutlu olurdum. Bartu ile cinlikler yaparak da mutlu olurdum. Berke de gözüne bakmama izin verse mutlu olurdum. Alkın, Alkın ise benden vazgeçmediği, bana baktığı her saniye mutlu olurdum. Ve... benden başka herkesin de mutlu olmaya ihtiyacı vardı. Bu gruptan herkesin mutluluk için bir nedeni vardı. Sadece Berke dışında. Ona aile veremezdim. Anne gibi davranırsam belki daha da kötü hissettirirdim ama belki gerçek aşkı hissederse o da bir nebze olsun mutlu olurdu. Belki...
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD