6. Bölüm

1601 Words
Yorganımın altına girmiş kafamı dinlendirmeye çalışıyordum. Kasım ayını bitirmiş, aralık ayının soğuk rüzgârları ve kasvetli havasıyla uğraşmaya çalışıyordum. Her kış olduğu gibi üzerime yapışan melankoli beni yiyordu sanki. Uyumamı zorlaştırırken epey yorulmuştum. Bu kafayla ne ders çalışabiliyordum ne de uyuyabiliyordum. Telefonu komidinin üzerinden aldım. Eski telefonuma hattı takabilmiştim sonunda. Belki Berke de uyanıktır diye ona mesaj atmayı düşünüyordum. Hem Öykü için bir başlangıç olurdu. Ah bu arada Öykü, Lara dışında listede olan tek kızdı ve Bartu'nun dediğine göre Berke'ye aşırı yanıktı. Bartu'nun sınıfında olduğu için bir şeyler biliyordu. Telefonun parlaklığı gözümü alırken hemen kıstım ve hafif doğrulup sırtımı yatak başlığına yasladım. Anonim olarak yazmaya başladım. Siz: Uyuyor musun? Siz: Umarım uyumuyorsundur çünkü biraz bildirim sesi çıkartabilirim tabii sesini kısmadıysan her neyse... Siz: Çevrende bir sürü kız olduğunu biliyorum birine aşık olduğunu da biliyorum. Başta dediklerim için üzgünüm. Bana aşık olmadığını biliyorum sadece biraz egolu gözünmek istemiştim... Görüldü. Mavi tik olurken elim ayağım birbirine girmedi değil. Hadi ama arkadaşınızı kandırırken kim gergin olmaz ki? Hele ki önemli bir konuda? Bana neden bunu yapıyorsun diye sorduğunuzu biliyorum. Mutlu olmasını istiyorum. Hepsi bu. Yazıyor... Berke: Sonunda yavaş yavaş kendi kişiliğini gösteriyorsun takdir ettim xd Siz: Seni seviyorum Berke Berke: Ben de kimseyi sevmiyorum diyorum. Bu yüzden bana numaradan falan ulaşabileceğini düşünüyorsan ya da biri düşünmeni sağlıyorsa falan boşuna Berke: Ciddi ilişki düşünmüyorum. "Off Berke of! Kimi kandırıyorsun ya?" Telefonum titrerken onu da elime aldım. Berke bir şey deniyor olmalıydı çünkü mesaj atmıştı. İki telefonu aynı anda elime aldım. İşte şimdi biraz zorlanacaktım. Öncelikle az önce anonime attığı mesajı cevapladım. Anonim: Bunu seçemezsin Berke. Seversin ve olmak istersin hepsi bu. Şimdi kendi telefonumdan onun mesajına girdim. Berke: Uyuyor musun? Siz: Denizler mesaj atmış ona bakacaktım. Bir şey mi oldu yeşilli? İki telefonu bir arada götürürken kesinlikle zorlanıyordum. Alkın böyle mi yapıyordu acaba? O zaman onu çok iyi anlamıştım. Berke önce anonime cevap verdi. Kendi telefonumdan kızlarla olan gruba girdim ki Berke'ye hemen görüldü yapmayayım. Bir yandan da anonime yazdığı mesajı okuyordum. Berke: Çok kolaymış gibi söylemen komik. Ben kimseyi sevmedim, sevmeyeceğim. Bu yüzden başka birini bul kendin için. Anonim: Bir kere denesen? Belki bir şey olur kalbinde? Kendi telefonumu elime aldım ve Berke'nin cevabına baktım. Berke: Birinizin tokası kalmış da ben de ondan mesaj attım. Yani herhalde sizden birisinindir. Siz: Kimse toka takmamıştı ki... Berke: Başka kızla karışmış. Kusura bakma. Siz: Sorun yok. Bir şeyin mi var? Berke: Hayır yok. Hadi yat. Saat minik kızlar için  epey geç oldu. Siz: İyi geceler Yeşilli. Görüldü. Bir sorunu daha atlattığıma göre rahat bir nefes alabilirdim. Kendi telefonumu kapatıp komidinin üzerine yerleştirdim. Berke zaten anonime görüldü atıp bırakmıştı. Yarın kızın yanına gidip konuşacaktım. Yani en azından kızı uzaktan inceleyecektim. Bunun için Bartu'yu kullanacaktım çünkü neden olmasın? Kankalık bu günler için değil mi? "Sabah sabah okul mu olur ya? Biz ne zaman uyuyacağız ha? Acımak yok mu şu bizlere?" Deniz'in koluna girmiştim ama o söylenerek okula doğru yürüyordu. Genelde servisle gelirdim ama Deniz'le, Simge'yi almak için yürümeye karar vermiştim çünkü uzun süredir doğru dürüst görüşemiyorduk. Hem dersler hem de hayatımıza yeni giren ama iyi ki giren insanlar yüzünden biraz vakit ayıramıyorduk birbirimize ama sorun yoktu. "Sence acısalar sınav yaparlar mı?" Deniz başını omzuma yasladı ve mırıldadı. "Bunları düşünecek kadar vaktim yok. Şşt, uyuyacağım." Derin nefes alarak ilerlemeye devam ettim. O Deniz'di. Ne bekleyebilirdim ki? Bütün gün uyuyabilecek bir potansiyele sahipti. Keşke tatil olsa da uyuyabilsek... Sessizce okul yolunda yürürken ileride Görkem ve birkaç çocuğu görünce istemsizce avucumu sıktım. Her zamanki ifadesi yüzünden onun değiştiğine gram inanmıyordum. Yüzündeki sahte ve herkesi ezmek isteyen gülüşü beni sinirlendiriyordu. Yaptığı hiçbir şeyi unutmamıştım. Okula doğru ilerlerken kenara park ettiği motoruna baktım. Demek senin motorun vardı ha? "Deniz gidip Simge'yi sen alsana. Benim acil Alkın'dan bir şey istemem gerek." Deniz'i omzumdan silkelemem ile gözlerini ovuşturup başını salladı. Zaten okula çok az kalmıştı ve Simge'nin evi de sadece iki dakikalık uzaklıktaydı. Tabii Deniz'in uyuşukluğu sayesinde bu süre biraz uzuyordu ama pek önemli değil. Deniz iyice gözden kaybolduğunda Alkın'ı aradım. Telefonu kulağıma sabitlerken bir yandan çantamın en küçük gözünden ev anahtarımı çıkarttım. "Günaydın." Alkın'ın neşeli sesi kulağıma dolarken gülümsedim. Hem anahtarı elimde çeviriyor hem de motora yaklaşıyordum. "Günaydın aşkım." Dedim imalı imalı. Şaşırdığını duraksamasından anlayabiliyordum. "Yıldız Tozu'm kalbime indi bir anda söyleyince." "Alış Okyanus, alış. Sana önemli bir şey söyleyeceğim. Tam önümde Görkem'in motoru var ve benim de şans eseri anahtarım elimde." Anahtarı görecekmiş gibi sallarken istemsizce sırıtıyordum. Görkem'in okulu terk etmesi için her iğrençliği yapabilirdim. Onun yüzünü görmek, hele ki gülümsemesini görmek istemiyordum. Mutsuz olmasını istiyordum. Hayatımdaki yıldızlarımı çalmaya çalışmış, beni karanlığa hapsetmeye çalışmıştı. Cezasını yasalar vermiyorsa ben verebilirdim. "Dila ciddi misin? Bak, yapma bir şey. Sen böyle biri değilsin." "Ama cezasını vermemiz gerek diyen sensin Alkın. Ben de öyle yapacağım. Okulda görüşürüz." Telefonu kapattım ve montumun cebine yerleştirip motorun yanına ilerledim. Son model, pahalı bir şeye benziyordu. Siyah parlak bir boyayla boyalanmıştı. Elimdeki anahtara son defa baktım. Sanki bunu yapmamı istiyor gibi parlıyordu gözümün önünde. Eteğimi düzelterek eğildim ve minik bir çizik çektim. Yaparken çok iyi hissetmem normal miydi yoksa bir anda deli cesareti geldiği için mi böyle hissediyordum? Bilmiyordum ama bu yanımı sevmiştim. Biri bileğimden tutmasıyla eğlencemin ortasında kalakaldım. Kim olursa olsun beni durdurmaya hakkı yoktu. Kimse Görkem piçlik yaparken durdurmamıştı. Beni ayağa kalkdırdı ve gözlerimin içine bakarak sordu. "Sen ne yaptığını sanıyorsun?" Berke'nin şaşkınlık ve sinirle karışık sesi kulağıma dolarken bugün o kızla konuşmam gerektiğini hatırladım istemsizce. Ama o beni durdurmaya çalışırken ben ona yardım etmeye çalışıyordum. "Cezasını veriyorum." "Motorunu çizerek ceza mı veriyorsun? Dila sen iyi misin? İçtin mi?" Boşta kalan eliyle çenemi kavradı ve yüzüme baktı. Ben sadece sertçe tuttuğu bileğinden kurtulmak istiyordum ama izin vermiyordu öküz. "İçmedim bir şey. Rahat bırak beni Berke." Boşta kalan elimde çenemdeki eline vurdum ve hızla bileğimi çekip ondan kurtuldum. Tekrardan motora dönerken belimden kavradığı gibi birkaç adım ötesine fırlattı resmen beni. "Suç işlediğinin farkında mısın, Dila? Salak mısın lan sen?" Sinirle motora bakarken ben de onu izliyordum. Neden onlar cezasını verebiliyorken ben veremiyordum ki? Görkem'e bedenen zarar verecek kadar güçlü olmayabilirdim ama bir şekilde canını yakabilirdim. "Susma Dila. Aklın yerinde mi senin? Nesin sen okulun kötü kızı falan mı? Salak saçma davranma." Onu umursamadan arkamı döndüm ve ilerlemeye başladım. Görkem tam karşıma çıkınca yüzüne bakmadan ilerledim ama bir sorun vardı sanırım. Berke hala onun motorunun önündeydi ve hiçbir suçu olmadan ona suç atmış olmak istemiyordum. Bir anda her şey aklımın içinde dolandı. Ben az önce ne yapmıştım öyle? Kanımın içinde zehir vardı sanki ve o zehir beni bir anda bu kötülüğü yapmaya zorlamıştı. Beynim sadece intikama odaklanmıştı o saniye. Görkem motoruna doğru ilerlerken ben de hızla onun arkasından ilerledim. Berke'yi ateşe atmak istemiyordum. "Ne yaptın lan motoruma?" Görkem, Berke'ye doğru ilerlerken koşarak yanlarına gittim. Salak Dila cidden salaksın. Nasıl böyle bir şeyi bir anda yaparsın? "O yapmadı. Ben yaptım. Hem de bu anahtarla." Cebimden anahtarı çıkartıp salladım. Görkem'in sinirden yumruğunu sıktığını ve yüzünün renk değiştirdiğini görebiliyordum ama umrumda değildi. "Sen kendini ne sanıyorsun ha?" Bana doğru ilerlerken Berke, Görkem'i omzundan ittirdi. Görkem, motoruna doğru ilerlerken kendime sövmekten başka bir şey yapamıyordum. Berke, sinirlerine hakim olmaya çalışıyordu sanki. Arkadan gördüğüm kadarıyla elini yumruk yapmıştı. Her an Görkem'in düzgün yüzünde büyük bir yara oluşabilirdi. "Sen her boku yerken hiçbir sorun yok ama motorun çizilince dünyanın sonu ha?" "Ne o artık benim arkamda durmaktan vazgeçip kendini bir halt sanmaya mı başladın? Ben seni bu hale getirdim haddini bileceksin!" Görkem'in yakasından tutarken nefesimi tuttum. Görkem'in keskin yüz hatları, sinirimi bozan gülüşü resmen Berke'yi daha da çıldırtıyordu. Onu nasıl sakinleştirmem gerektiğini bilmiyordum. Tek bildiğim şey her şeyin benim anahtarımla yaptığım çiziklerden dolayı olduğuydu. "Sen kimsin lan orospu çocuğu?" Görkem'e sert bir yumruk indirirken salak salak durmamam gerektiğini fark ettim ve Berke'nin yanına koşup Görkem'in boğazını tuttuğu elinin üzerine elimi koydum. "Berke yapma!" "Git buradan, Dila. Burnunu her işe sokma." Beni kolundan silkelemesi ile birkaç adım geriye ilerlemek zorunda kaldım. Bir anda arkamda bir hareketlilik hissettim ve hızla başımı oraya çevirdim. Alkın telaşla yanımıza gelirken biraz ileride de Deniz ve Simge buraya koşturuyorlardı. "Dila, iyi misin?" Alkın beni kendisine çekerken başımı sallamaktan başka bir şey yapamamıştım. Hala yaptığım şeyin şokunu atlatamazken büyük bir gürültünün kopması ile Alkın'dan ayrıldım. Berke, Görkem'i motorun üstüne ittirmiş ve haliyle Görkem de motorla beraber düşmüştü. Bir anda büyük bir şeyler olacağını anladım ve telaşla onlara bakmaya başladım. Ah salak Dila. Ne diye yaparsın ki böyle saçma bir şeyi? Alkın da kavgaya karışırken kızlar bir anda beni oradan uzaklaştırdılar. Okulun yanında olduğumuz için çevredeki öğrenciler merakla neden kavga ettiklerini izliyordu. Ta ki Berke'nin amcası olan müdür kapıdan çıkana kadar. Herkes tüyerken biz kızlarla birkaç adım geride öylece kalakalmıştık. Ben yanlarına gitmek istiyordum ama ikisi de sıkı sıkıya tutmuştu kollarımdan kaçmamam için. "Herkes dağılsın!" Müdür gür sesiyle bağırırken çevredeki birkaç kişi hemen okulun bahçesine ilerledi. Sadece biz kalmıştık. Güvenlikçi de okuldan çıkarken her şeyin benim suçum olması ve diğerlerinin hiçbir günahı olmadan bu işe kalkışması kendimi epey kötü hissettirdi. "Herkes dağılsın dedim!" Güvenlikçi de müdür gibi hemen yanlarına ilerledi ve kavgayı ayırdı. Görkem, az önce düşüncelerimin gerçekteki hali gibiydi. Tabii Alkın ve Berke'de de bir şeyler vardı ama iki kişi olunca pek gözüme batmıyordu. "Hemen odama gidiyorsunuz üçünüz de!" Hepsi rahat tavrıyla ilerlerken Görkem'in yanımdan geçerken sırıtması ile arkasından bağırdım. "Daha her şey yeni başlıyor Görkem! Seni bu okulda tutmayacağım!" Kızların kollarından kurtuldum ve ben de Görkem'in peşinden ilerledim. Benden korkmuyordu ama ileride korkacaktı. "Dila Berin! Sen de odama geliyorsun." Müdürün arkamdan seslenmesiyle gözümü devirdim ve kızlara bakıp gülümsedim. Berke ve Alkın yanıma gelirken Alkın sessizce konuştu. "Sınıfa gittiğimizde ne olduğunu anlatacaksın." Başımla onu onaylayıp Berke'ye baktım ama düz ifadesiyle okula doğru bakıyordu. Sanırım bana cidden kızmıştı. Tamam, haklıydı ama bir anda olmuştu her şey. İntikam ateşiyle yanmıştım ve bu beni kendimden korkutmuştu. Ben bu değildim.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD