Hata nedir? Bir anlık oluşan bir hisle başkalarına zarar verme, hataya girer mi? Bedenimi saran ılık intikam duygusunu dizginleyememem de hata mıydı? Hiç bilmiyorum.
Müdürün odasında hepimiz yan yana dizilmiş müdürün diyeceklerini bekliyorduk. Hayatımda ilk defa bu şekilde müdürün yanına geldiğim için epey gergindim. Ben Alkın ve Berke'nin arasında duruyordum. Görkem ise Alkın'dan birkaç adım uzaktaydı. Hala dilimi tutamayıp ona laf atmaktan korkuyordum.
"Bu kaçıncı olayın Görkem? Son senen diye bir şey demiyorum ama tepeme çıktın artık! Gözünün yaşına bakmam atarım okuldan."
İstemsizce Görkem'e çevirdim bakışlarımı. Yüzündeki o her zamanki sinir bozucu gülüş bana geçerken o suçsuzmuş gibi müdüre bakıyordu. Okuldan atılmasına sadece bir adım kalması çok hoşuma gitti.
Berke kolumdan çekip sessiz bir şekilde beni azarladı. "Boşuna sevinme bu okuldan atılmaz."
Kolumu kurtardım ve müdüre döndüm. Müdür bana baktı önce. "Yaşadığın zor şeyleri ve kaynağını biliyorum Dila ama bir daha seni böyle bir olayda görmek istemiyorum. Sen çıkabilirsin."
Alkın ve Berke'ye kısaca bakıp kapıya ilerlerken durdum ve suçumu itiraf etmeye karar verdim.
"Hocam onların hiçbir suçu yok. Her şeyi ben başlattım."
"Hadi git Dila." Alkın kafasıyla kapıyı gösterirken onları bu şekilde bırakmak istemediğim için hemen konuşmaya devam ettim. "Görkem'e cezasını vermek istedim ve motorunu çizdim. Ama o Berke'nin yaptığını sandı. Sonrasında Berke de kendisini korumak için kavga etti. Alkın da onları ayırmaya çalışıyordu."
Bakışlarımı yere indirdim. Buradan çabuk kurtulamayacaktım.
Müdürün yanından ayrılırken epey durgundum çünkü elime bir kağıt tutuşturmuş bununla rehberlikçiye gidip dilekçe vermemi istemişti. Benim yaptığım cezasız kalmazken Görkem'in yaptığı yanında kalması çok sinirimi bozuyordu.
Berke olanları Alkın'a harfiyen anlatırken ben sessizce yürümeye devam etmiştim. Rehberlik odasının önüne geldiğimizde Alkın beni durdurdu ve hafif eğilerek boylarımızı eşitledi.
"Dila bunu yapmaman gerekiyordu ama olan oldu. Keşke söylemeseydin güzelim. Biz bir şekilde köşeyi dönerdik ama sen kendini yaktın."
"Ben amcamla konuşurum. Dila kendisini falan yakmadı Alkın. Görkem piçi kızın hayatını sikerken birkaç hafta devamsızlık aldı sadece. Sana bir şey olmasına izin vermeyeceğim Dila. Rahat ol." Berke göz kırpıp minik bir tebessümle yanımızdan ayrıldı. Ben de Alkın'a sarılıp annesinin odasının kapısına vurdum.
Gir sesini duyduğum an Alkın'a son defa bakıp içeri girdim. Alkın bana tebessüm ederek bakıyordu son görüşümde. Umarım bu işten kolay çıkabilirdim
Berke'den;
Amcam odasında yalnızdı. Okul tam olarak açılmadığı için neredeyse kimse gelmemişti. Bunu fırsat bilerek kapısına gittim ama bu yaptığım bir anlık yanlış geldi. Ben kendimden başkasını umursamazdım ki. Neden şimdi onu koruyordum?
Çünkü sen arkadaşlarını koruyan bir tipsin Berke. Bu kadar da uçma.
Kapıyı tıklattım. Gir sesini duyana kadar neden burada olduğumu kendime açıklamaya çalışıyordum. Normalde her zaman bir olaya karışır ama amcam sayesinde yırtardım bu olaylardan. Hayattaki tek şansım belki de amcamdı.
"Gir." Sesini duyduğum gibi kapıyı araladım ve içeri ilerledim.
"Amca seninle konuşmam gerek."
Amcam elindeki dosyayı bıraktı ve bana kuşkuyla baktı. Okulda ona amca demezdim çünkü. Hatta soy adlarımızın bir benzerlik sonucu aynı olduğunu sananlar bile vardı. Beni kurtarmasını hiçbir zaman istememiştim. Hatta bilerek kavga çıkartmıştım kaç kere ama o beni kurtarıyordu her seferinde.
"Berke iyi misin oğlum?"
Babamdan çok bana babalık yaptığı için bana oğlum diye seslenmesini anlıyordum ama bu kanımda garip bir kıpırtıya neden oluyordu. Ben kimsenin oğlu olarak hissetmiyordum kendimi. Onun çocuğu olmadığı için beni kendi çocuğu gibi bakmıştı ama ben onu sadece kullanıyordum.
"İyiyim amca ama seninle konuşmam gerek."
Telaşlı yeşil gözlerini gözlerime dikti ve eliyle oturmamı işaret etti. Beni gözü gibi korurdu. Çocukken düştüğümde ilk kaldıran adam şimdi de arkamı topluyordu hem de ona hiçbir sevgi göstermememe rağmen.
"Anlat oğlum dinliyorum. Eğer kavga konusunda ise biliyorsun bu okuldan mezun olana kadar hiçbir cezan işlenmeyecek."
Bunu zaten biliyordum. Tanrı'nın bir iyiliği miydi bu bilmiyorum ama amcam olmasaydı çoktan okuldan atılmıştım. Peki bunu cidden umursuyor muydum? Tabii ki hayır. Öylesine yaşayan biri için okul pek de önemli bir yer sayılmazdı.
"Ceza konusu doğru ama benimle alakalı değil."
Daha önce kimse için onun yanına gitmediğimden kalın ve biçimli kaşları çatıldı. Bu durumu garipsediğinin farkındaydım çünkü ben de garipsiyordum. Arkadaşlarımı da genelde korurdu ama hiç yanına gidip özellikle birini korumasını istememiştim. Hem de hiç.
"Görkem konusu ise arkadaşın biliyorum ama ona daha fazla tolerans gösterenem Berke. Okul onun yüzünden soruşturma yedi. Neredeyse görevimden alınıyordum."
Başımı hızla iki yana salladım. Tabii ki olayları tam olarak bilmediği için hala arkadaş olduğumuzu sanıyordu ama yanılıyordu.
"Hayır arkadaşım falan değil o piç... yani o çocuk. Onun için gelmedim. Dila için geldim."
Amcam ile göz göze geldik. Bana öyle bir baktı ki arsız ben gözlerimi bir saniyeliğine ondan kaçırdım ardından daha dik bakışlarımı ona sundum. Küfür ettiğim için böyle baktığını biliyordum.
"Alkın'ın kız arkadaşı olan Dila'dan bahsediyorsun değil mi?"
"Kavga da başka Dila olmadığına göre." Diye alayla konuştum. Hemen duruşunu dikleştirdi ve yine o garip sevgi dolu yapışık bakışlarını üzerime yolladı. Beni sevdiğini biliyordum ama bunu her saniye gözüme sokması garip bir etki yaratıyordu. Bulantı gibi. Biri neden beni böyle sevebiliyordu ki?
"Dila yaptığı şeyi itiraf etti oğlum. Onu korumak istemeni pek anlayamıyorum ama bir nedenin olmalı."
Kolumu masasına koyup kafamı ona yaklaştırdım. Kurcalamasını istemiyordum bu olayı. Zaten ben de neden Dila'ya ben hallederim demiştim onu bile bilmiyordum. Sadece zor zamanlardan geçmişti ve bunları yapması çok normal olduğundan onu kurtarmak istemiştim. Onun arkasında amcası yoktu ne de olsa.
"Bak amca. Biliyorsun o çocuk yüzünden ölüyordu az kalsın. Kendi sorumluluklarını yerine getirmediğin için ölüyordu. Sence de böyle davranması normal değil mi? Benim intihar denememden sonraki halimi düşün."
Gözleri hemen büyüdü. O anları hatırlamak istemiyor gibiydi. İyileşme sürecinde yaptığım her şey de o yanımdaydı bir daha yapmamam için. O ailenin evine gidip neler yapmaya kalktığımı da o biliyordu.
Gözlerinin sulandığını görünce ondan uzaklaşıp sırtımı koltuğa yasladım. Yeşil gözlerinin hemen altında olan su damlalarını görmek istemiyor hem de bu havaya, bu duygusallığa dayanamıyordum. Olan olmuştu artık ağlamanın zamanı değildi. Hem onu üzmek için de söylememiştim.
"Yani amca bu konuyu kapatacaksın. Dila'ya bir şey olmayacak. Olursa bütün gizlediğin cezalarımı çıkartırım ve sen suçlu olursun."
Yapacağımı biliyordu. Okulda zorla durduğumu da biliyordu. Beni onaylamaktan başka bir şey yapamadı. Sahte bir gülümseme atıp ayaklandım ve kapıya ilerledim.
"Ama bir şartla Berke."
Oflayarak kapıya baktım. Bir şey isteyeceğini hissetmiştim. Ne isteyeceğini gram önemsemeden ona döndüm ve dik bakışlarımı üzerine attım.
"Evet söyle."
Yüzünde geniş bir gülümseme yayıldı ve arkasını sandalyesine yasladı. Önemsiz bakışlarım yüzünü tararken içimden bir his iyi bir şey istemeyeceğini söylüyordu.
"Madem arkadaşını kurtarmak istiyorsun onu bir gece bize davet et. Hem onunla konuşmam gereken şeyler var. Ah bir de bu ay biliyorsun ki ailece toplanıyoruz."
İlk dediğini daha sindiremezken ikinci dediği yüzümü buruşturmama neden oldu. O toplanmalara hiçbir zaman katılmamıştım ve katılmayacaktım da.
"Ben aileden falan değilim amca. Dila'ya da sorarım gelmek isterse gelir size."
"Hayır öyle bir şey yok. Geleceksiniz. Sen de geleceksin. Bir konu hakkında konuşacağım seninle."
"Uyarsa gelirim ama söz vermiyorum." Diye geçiştirdim ve kapıya tekrar ilerledim.
"Ben de Dila'yı kurtaracağıma söz vermiyorum oğlum."
Sinirim yavaş yavaş gelirken tekrar ona döndüm ve masasına doğru ilerledim.
"Ne istiyorsun amca?"
"Bu aykı toplanmamıza katılmanı. Biliyorum gitmek istemiyorsun ama babaannenler seni çok özlemişler. Gelmen için beni zorluyorlar. Gelmen gerekiyor Berke."
Yüzümü buruşturdum. Ciddi miydi? İstenmediğim bir yere neden gideyim ki?
"Amca sen iyi misin? Ben oraya gitmem."
"O zaman yardım edemem Berke bey."
"Etmezsen etme amca. Senin kaybın olur." Hızla kapıya ilerledim ama içimde oluşan o garip his beni ilk defa sözümden döndürdü. O garip his yüzünden bir adım daha atıp kapıya erişemedim.
Onu kurtartmam gerekiyordu ve bunu yapacaktım.
"Tamam ama sadece Dila'yı kurtarman için gidiyorum. Bir daha olursa asla adımımı atmam."
Bana gülümsese de ona bakmayıp kapıyı kapattım ve dışarı çıktım.
"Ah bücür ben ne yapıyorum böyle?"